15-16 Haziran;Direnişin Ruhu...

19 Haziran 2012 Salı
\n

\n

Dünya emek tarihinde de çok fazla örneği olmayan 15-16 Haziran 1970 büyük işçi direnişinin 42. yıldönümü etkinliklerinden, çok meraklısı olup sosyal medyadan izlemedinizse, ya da rastlantısal yapılmış eylemlerden birine tanıklık etmedinizse, büyük medyada sansür edildiğinden haberiniz bile olamamıştır. Doğal olarak 15-16 Haziran direnişinin ruhunu canlandırıyoruz..başlığı altında yapılmış bu etkinlikler kadar, direnişlerin ruhunu canlandırmaiddiaları da size çok yabancı gelebilir...

\n

İş edindim, dün sabah cuma-cumartesi günleri yapılmış etkinlikler ile fotoğraflarına sosyal medyadan ulaşabildiğim kadarı ile ulaşmaya çalıştım. Benim bildiğimden de çok fazla merkezde eylemlerin yapıldığını, sonuç olarak kalabalıklarla katılımların, anlamlı bir birleşmeyi, buluşmayı, duruşu, direnişlerle hak arayışlardaki tırmanışı.. gördüm...

\n

Türkiyenin çok sayıda ilinde, çok sayıda özel sektör, kamuda taşeron işyerlerinde, işçi çıkarmaları başta, çok değişik nedenlerle gerçekleştirilen, birkaç günlük, birkaç aylık, birkaç yıllık işçi direnişlerini buluşturan eylemler, hem direnişteki toplam işçi sayısı, hem de süreçleri anlamında, medyatik, tümden gündem dışında kalmış olarak, düşündürücü olduğu kadar tek tek öyküleri ile de dudak uçuklatıcı...

\n

15-16 Hazirana gidilen yolda, işyeri işyeri sendikal örgütlenme, işçi haklarının geliştirilmesi savaşımı ile birlikte, yaşanan büyük sermaye direnişinin ürünü fabrika fabrika yaşanan işçi direnişlerinin canlı tanığı olarak, işyeri marka isimleri, yerlerini, tarihlerini katmaksızın, bugünün yaşanan örnekler arasındaki ilk dönemler zorlu koşullarının benzer öykülerine şaşırmamak olası değil...

\n

***

\n

15 Haziran akşamı 18.30’da Galatasaray önünde toplanıp Taksime yürünen, orada direnişte olan işyerlerinin işçilerinin öykülerini anlattıkları konuşmalar ve bir konserle biten, katıldığım etkinliği sizlerle çok özet paylaşarak toplumun bilgi ve algılama kapsama alanlarının dışında kalan bu gerçeğin altını çizmek isterim... Günümüzde sendikal örgütlülük, işçi hak savaşımı bilinci diplerde; kayıt dışı çalıştırma, taşeronlaşma tırmanışta, yasal hakların bile geçerli olamadığı sosyal damping, angarya çalıştırma, sınırsız işçi çıkarma özgürlüğü geçerli iken, hemen hemen aynı gibi gerekçelendirilebilecek işçi direnişlerinin çokluğu, sürdürülebilirliği sanki gerçek, akıl dışı bir durum...

\n

42 yıl sonra 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin yıldönümü, olsa olsa Nostaljik anlamı, boyutları ile gündeme gelebilir. O dönemi yaşamış işçiler, solda yerlerini almış aydınlar için bir anlam taşıyabilir...önyargısını kıran bir katılım söz konusu. 42 yıl öncesinin anıları ile gelen benim gibiler çok azınlıkta, hakları için direnen işyerlerinden gelmiş işçiler çoğunlukta...

\n

***

\n

THY çalışanları, 12 Eylül yasaklı yasalarının bile grev haklarını yasaklamayı akıl edemediği işçileri, sansür edilemeyen direnişleri ile henüz taze belleğinizde... Gece yarısı, çalışanlardan, örgütlerinden kaçırılmış olarak bir torba yasası içinde getirilen grev yasağına bağlı direnişte, beni en çok etkileyen fotoğraf karesi, tazminatsız işten atma tebligatlarının günümüzde NOTER belgesi yerine cep telefonlarından ulaştırılması, işten atılmaların cep telefonlarından aynı anda okunmasıydı... THYnin dünyada bir numara olma iddiası ile, altyapısız büyütülmesi, dünya krizinde zarar etme dönemecinde, yükü çalışanlara ödetme hesaplarında bir uç nokta... THYnin bugüne kadar siyaset-sosyal-sendikal yaşamdan kopuk çalışanları, düştükleri büyük oyunun tuzağında birkaç günde bilenmiş, örgütlenmeyi, dünyayı hızla öğrenmiş gibiler. Sloganları, mesajları kıdemlilere taş çıkartacak etkinlikte...

\n

Çapanın 116 gündür direnişte olan, taşeronluğa başkaldırıp kendilerini sokakta bulan direnişteki sağlık işçileri profesyonel eylemci olmuşlar... İşte Tuzladan, yanlış okumuyorsunuz, tam 450 gündür direnişlerini sürdüren deri çalışanları... Hem kendilerinin hem de kayıt dışının kurbanları bölgenin tersane işçilerinin, kölelik düzeninde çalıştırılmalarının bedellerini bir bir saymayı atlamıyorlar. İş cinayetlerini haykırıyorlar. 129 gündür sendikasız, örgütsüz, sokağa atılmanın şokunda, örgütlenebilme uğruna direnen Diktaş tekstil işçilerinin söylemleri, sloganları profesyonel sendikal militanlarının kıvamında. BEDAŞ işçileri sendikal çatıda toplanmanın savaşımında işlerinden olmaya karşı, Türkiyenin enerji işçileri ile buluşarak direniyorlar...

\n

15-16 Haziran, işyeri işyeri direnerek sendikal örgütlülüğün çatısını kuran işçilerin çalışma ve yaşam koşullarında elde ettikleri büyük başarılardan korkan sermayenin, siyasi iktidar gücünü kullanarak yasa ile DİSKi, özünde Türk-İşin de sendikal gücünü kırma operasyonuydu. Gece yarısı gizli çıkarılan yasaklı yasaya karşı, DİSKli işçilerin birçok katı Türk-İşli işçiler bu direnişe katılmışlardı...Direnişin ruhu canlanıyor mu ne?..

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020