28 Şubat’la Bugünün İktidarları Aklanamaz

02 Mart 2013 Cumartesi

İnsan hakları, demokrasi, hukuk devleti düzeni, emek, paylaşım, yaşam hakları işleyişi, Cumhuriyet kazanımlarında düzen hesaplaşması, sorgulanmasında, iktidarlarının yaşamın her alanına yönelik olumsuz, tersine icraatlarını, artık darbelerle, son atak 28 Şubat’la büyük hesaplaşma, mağdurların şovu, operasyonu ile aklayıp paklayamazsınız. İktidarlarının Meclis’ten geçirmek istediği dünyada bir örneği olmayan, güçler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ilkelerini toptan katleden başkanlık sisteminin diktatoryal düzeni getiren içeriğini saklayamazsınız. Üst yargıda uyum gerekçeli, zaten İktidarlarına kendi 12 Eylülleri’nin ürünü bağımlı yargı düzeniyle bile yetinmeyerek, Meclis’le birlikte tek kişiye mutlak bağlama, biyat içerikli değişiklikleri “ileri demokrasi” diye yutturamazsınız. Hele de Türk-Kürt bu ülkenin vatandaşı her bireyin özlemle, umutla beklediği barışı getirme adına, yürekler ağızda beklenen pazarlıkların sonucunda, tek gerçek sihirli reçete; evrensel temel insan hakları, demokrasi, hukuk devleti düzeni kriterleri rafa atılır, gerçekten birlikte barış içinde yaşama koşullarının ortadan kaldırıldığı uzlaşma kriterleri dayatılırsa...
28 Şubat’ın
Erbakan’ı iktidardan düşüren sonuçlarının, partisinin içinden doğmuş AKP’yi iktidara taşıdığı, uzun soluklu iktidarda kalışına katkıda bulunduğu savlarını abartılı bulsam da yabana atılmaması gerektiğini düşünüyorum. Refah daha doğrudan Fazilet içinden doğmuş AKP’nin bir çırpıda kuruluş, yükselişini en çok Ecevit koalisyon hükümetinin iktidardaki büyük ekonomik krizle birlikte, ABD’nin Irak işgalinde biçilen rolü reddedişinin payının aynı ölçeklerde önemli, anlamlı olduğunun altının çizilmesi koşuluyla... Yeri gelmişken Erdoğan hükümetlerinin ülkemiz için en hayırlı işleri olduğunu düşündüğüm, bizi komşumuzda ölen yüz binlerin canından, milyonların çok ağır mağduriyetlerinden, bugünün Irak bataklığında saplanıp kalmış, birinci dereceden savaş suçlusu olmaktan kurtaran, Irak işgaline sınırsız destek içerikli 1Mart tezkeresinin reddedilişinin Meclis tutunaklarının artık yayımlanmasını dilerim. CHP Milletvekili Ahmet Toptaş’ın soru önergesinde altını çizdiği üzere, ilgili anayasa, yasa hükümleri 10 yıl geçtikten sonra bu tutanakların gizlenememesini öngörüyor. Türkiye’yi aklayan, hâlâ demokrasi var dedirtebilen bu belgeler neden, kimlerden saklanıyor ki?

\n

***

\n

Dikkatinizden kaçmış olamaz 28 Şubat’ın 16. yıldönümüne İktidarları kapalı kapılar arkasında olağanüstü bir hazırlıkla girdi. Dönemeç taşı yapılan büyük adımlarından biri olarak düğmeye basılır basılmaz henüz yayımlanmamış iddianemeyle bağlantılı yeni operasyonlarla 28 Şubat’ın ünlü toplantısına katılmış komutanların çoğunluğu tutuklanmış oldu. Tankların yürüdüğü yoldan, sorumlu sayılan komutanın cezaevine götürülüşü medya çağının çok özenle hazırlanmış bir şovu olmalı. Yandaşı, teslim alınmışı her türden büyük medya televizyon kanalları önceden hazırlanılmış programlarla günler, geceler 28 Şubat’ı sıcak gündeme taşıdı. Gerçi kaçınılmaz yaşamsal gündem İmralı-Kandil hattı görüşme, yazışmalarının bomba haber gelişmeleri ile istenilen etkinin yaratılması planları birazcık işlemedi.
Yine de Başbakan Erdoğan’ın imam hatipliler, kendi mağduriyeti üzerinden “
yarasaya benzetilme” vurgulaması ile mağduriyet canlandırması Arınç peşinden başarılı, profesyonel kadroların da katkıları ile medyatik toplumu etkileme üzerinden tam not aldılar. Elbette dünyada bir benzeri, örneği olmayan, “imam-hatip” yetiştiren meslek lisesi kapsamında, tüm yükseköğrenim, mesleklerin her alanına dönük üstünlük sağlama hakkının sorgulanmasını kimseler yapmayacaktı. Dünyanın en zengin ülkelerinde de, eğitimde üniversitelere öğrenci hazırlayan ortaöğrenim okulları, liselerin ağırlığı esas, meslek okullarının ancak önlerinin kesilmemesi eğitim, ekonomik verimlilik kriterleri yok sayılacaktı. Dünyada “papaz lisesi eğitimi aldırılarak siyasetçi, doktor yetiştirmenin örneği neden yok” sorusuna yanıt aranmayacak, üç dörtlü dayatma sistemle, eğitimin içeriğinin katledilmesi sorgulanmayacak, iktidarlarının yüzkarası olacakken yüz akı başarısı olarak pazarlanacaktı.
Cumhuriyet, laikliğin olmazsa olmaz ilkelerinin çiğnenmesine yönelik siyasal İslamcı 28 Şubat koşullarını yaratan icraatlar yokmuş gibi o tarihlerden günümüze hiç gündeme getirilmemiş boyutlarda bir büyük mağdurlar korosunun medyatik şovu pazarlanacaktı. Yine de darbelerle hesaplaşma gündeminde boynumuz kıldan ince; postmodern darbe 28 Şubat’la bu büyük hesaplaşma atağı karşısında, darbeci damgası yememe korkusuyla karşı durabilecek halimiz olabilir mi?
Adama sorarlar, sormalılar... Gerçekten darbelere karşı, insan haklarından, demokrasiden yana duruşta, haksız, yargısız, toptancı suçlamalar, infazlar savunulabilir mi? 28 Şubat’ın andıçları, sermaye-medya ayağındaki suçortakları ile hesaplaşma, mağduriyet üzerinden siyaset, katlanmış kirlilik ittifaklarında, haksızlıklarla, diktatoryal iktidar gidişinde dörtnala yapılabilir mi?

\n

Yazarın Son Yazıları

Yasa buyruğu bütçe.. 12 Aralık 2020