Ayasofya’da, 24 Temmuz’da cuma namazı..

21 Temmuz 2020 Salı

Dün öğleden sonra TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası’ndan gelen uzun ayrıntılı açıklamayı, öncelikle tarihe, üstelik Osmanlı’nın çok savunduğu değerlere meraklı olanların da okumalarını dilerim. İstanbul Tapu ve Kadastro Bölge Müdürlüğü’nün (Defteri Hakan Nezareti), binasının Ayasofya Müzesi’ne dönüştürülmek üzere 24 Temmuz Cuma gününe kadar Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmesine itirazları var.

O kadar uzun tarihi gerekçeleri içinde barındıran açıklamaları bir köşe yazısına sığdıramayacağım için, yarım yamalak bilgi vermektense, Cumhurbaşkanlığı’nın talimatla devrin gerçekleştirilmesi kararına ilişkin itirazların içerik tartışmalarına, haklılık haksızlık değerlendirmelerine girmek haddim değil demekle yetineceğim.. Ancak açıklamayı, apar topar sorgulamasız devir talimatına ilişkin tarihsel sorgulamaları, ayrıntılı itirazların tartışmalarını, iş işten geçmiş olarak taraflara, işe yaramayacağını bile bile bırakmak zorunda kalacağım..

24 Temmuz gününün seçildiği cuma namazı töreni için yapılan hazırlıkların, ülkenin yakıcı pek çok gündeminin önünde tutulabilmesine dönük medyatik haberler bana göre de çok başarılı.. Dış dünyadan özellikle, siyasal İslam karşıtlığı ağır basan haberler, elbette siyasal İslamdan yanan cepheyi, coşkuyu besleyecek içerikte görülerek, yorumları da katılmış olarak ön plana çıkarılıyor. İç kamuoyuna dönük olarak ise en çok, siyasal İslamın farklı tonlarından Ayasofya’nın cami olarak kullanılması, müze kararından geri dönülmesi yolundaki ortak düşleri besleyen örnekleri pekiştirmek üzere, coşkulu hazırlıklar, bekleyişler üzerinde duruluyor.

Ülkenin içinde bulunduğu Libya - Azerbaycan - Suriye - Irak darboğazlarındaki sorunlar, güçlüklere ilişkin, yeni yeni olumsuz gelişmeler yaşandıkça da.. Bir yandan siyasal İslamcılar cephesini büyütebilme atakları için ince ince ayarlarla yeni yeni dolaylı ataklar için hamleler esirgenmezken diğer yandan, iplerin elden kayması kaygıları ile, Cumhuriyet, Mustafa Kemal’in hedef alınmadığına ilişkin de resmi açıklamalar esirgenmiyor..

***

Dün sabahın magazin tadında haberleri arasında Bahçeli’nin yaptırdığı özel yüzüğü, Erdoğan’a armağan edip etmeyeceği bile tartışıldı. Ayasofya’da 24 Temmuz günü yapılacak cuma namazının görkemli kutlanmasının pazarlamasında yok yok. Siyaseten içinde barındırılacak artılarının, Cumhuriyetin kuruluş günlerinden, Ayasofya’nın Mustafa Kemal’in özlemi ve iradesi ile müze yapılması gerekçelerinin karşısındaki siyasal İslamcıların çoklu cephelerini, çoklu özlem ve düşlerinde buluşturacak görkemli bir şov özlemi öylesine odakta ki..

Hazırlıkların içeriklerine ilişkin karar ve bilgiler kamuoyuna yansıtıldıkça, ister istemez İslamın, Kuran’ın gerçek değerleri üzerinden de aralarında çok ciddi tartışmaları gündeme getiriyor. Şimdilik zorunlu, sınırlı sayıda konuklar için İslam ve Kuran üzerinden çıkan tartışmalar ön planda..

Haberlerden anlaşılacağı üzere, Sünni İslam ağırlıklı dünyanın en simgesel konuklarının bir araya güçlü getirilebilmesi düşü ile yapılanların, İslam inancı ve Kuran, namaz kılma hakkı ile çelişkilerinin tartışmaları büyüdükçe büyüyor. Satır aralarından ön saflar için yapılacak bağışlar söylentisinin çıkmış olması ise başından siyasal İslamın kirli kullanılmasına ilişkin giderek büyüyen tartışmaları da büyütüyor. Elbet Türkiye’nin istese de istemese de içine bulaştırıldığı, ne yazık ki de İslamcılık odaklı, arada halkçılığı, Türk dünyasına dönük dayanışmayı da gündeme getiren siyasal hesapların, acul adımlarla atılmış kazançlı çıkma hesapları ile, dünyanın kaosunda tersine sonuçlar üreten, ters tepen boyutlarının sorunları da günbegün açığa çıkıyor..

Demem o ki Erdoğan’ın Dolmabahçe’nin önünden, İstanbul’un fethi törenleri kapsamında geçirilen kayıkları selamlaması sahnesinin görkeminden günümüze, şu kısacık zaman dilimi içinde bile, tarihsel gerçekler, yalpalamalar öylesine öngörülmemiş yeni sorunları üretmekte ki.. Hani cuma gününe kadar pazarlanmış projeler içinde, Papa simge, Hıristiyan dünyası, Ortodoks patrikhaneleri arasındaki ekümeniklik savaşlarını da dengeleyebilecek, en azından gönül alınabilecek projeler içinde, Ayasofya kilisesinin yer olmadığı için sergilenemeyen müzelik eşyalarının sergi alanı, müze olarak düşünülmüş binaya el konulması kararı vardı ya.. Baksanıza o bile İslami değerler üzerinden de, Ayasofya’nın müze değeri üzerinden de gönül almalara yönelik adımlar bile tersine, siyasal İslamcı değerlerle bile çelişebiliyor, ötesinde eksiler yaratabiliyor..


Yazarın Son Yazıları

Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020
Yaralar nasıl sarılacak? 28 Ağustos 2020
İş işten geçmeden 11 Ağustos 2020