Batan geminin malları..

19 Eylül 2020 Cumartesi

Özdeyişin kökenini bilmiyorum. Geçmiş yıllarımdan anılarımda en çok belediye zabıtalarına yakalanma korkusu içinde, kalabalıklar arasında ama sokak kaldırımları ağırlıklı, köşe, köprü başlarında nerede bulabilirlerse, yerlere döşedikleri her türden geniş örtüler içinde, tezgâh açarak kaçak satış yapanların çok kullandıkları bilincime kazılı.. 

Dünkü Cumhuriyet’in manşetinden “Kayak vurgunu” haberini okuyunca, devlete kendi malının nasıl satıldığını, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 2017’de kayak malzemesi alımı ihalesinde ihaleyi alan şirketin teslim ettiği malzemeleri Türkiye Kayak Federasyonu deposundan sağladığını öğrenince.. Son yıllar yaşanan ihale yolsuzlukları, vurgun haberlerinin sıklığı, kamunun her alanına dönük yağma, haksızlık, hukuksuzluk boyutlarının düzeylerine ilişkin bilgilerle, gerçeklerle yüzleştikçe..

Devletin haksız, hukuksuz, sınırsız yağmalamasının, çarkların işleyişinde rol alanların, ister kamu erkini kullananlar katından, isterse ganimetlerin yağmalanması, vurgunundan pay almak isteyenlerinin cephesinden, isteri boyutunda hastalıklı bir algının geçerli olabileceği duygusuna kapıldım.. Bu vurgun, yağma düzeninin daha ne kadar sürdürülebileceğindeki belirsizlik, kaygılar arttıkça, kap-kaç düzeninin sürdürülebilir olamayacağı anlaşıldıkça, kafalara dank ettikçe..Suçüstü yakalanma, bedel ödeme kaygılarında da mı zincirlerden kopuş yaşanıyor?

Hani koca koca uzmanlar, sabahtan akşama, sabaha kadar ekranlar karşısında aynı gündemler üzerinden aynı sorulara cevap verirlerken, bulaşın belirsizlikleri ile toplum davranışları arasında iki uç noktadan birden, “Vurdumduymazlık ile yok sayma, başkalarına verdiği zararları umursamadan, hastalıklı egosantrik duygularla çılgınlık, haksızlık narsistlik yapma ile aşırı korku ve kaygılar içinde, seyirci kalma, teslim olma, hakkını aramayı aklının ucundan geçirememe..” artışının altını çiziyorlar ya..

***

Dün Meriç Velidedeoğlu ile kısa telefon sohbetimizde, okurlarımızdan gelen Ciddiyet sayfamızdaki çizgilerin giderek ustalaşmasından duyduğumuz keyfi paylaşırken “Ercan Baysalın ‘Satılık, kiralık’ kalem çizgilerini gördün mü? Bayıldım” diyerek sevinçli sesini yükseltti.. Doğrusu her gün yeni gündemler üzerindenmiş gibi hazırlanan, sonuçta baygınlık ölçülerinde aynı kapıya çıkan, işlerin içinden çıkılamayacağı dillendirilmese de, çıkılamayacağının giderek daha bir algılanır olmasının çıkmazında..Mizah dilinin ustalaşması kaçınılmaz.

Doğrusu bu oturumlardaki tartışmaları izlerken aptalca bir insancıllık olarak da görebilirsiniz..En çok en satılık bildiğim kalemlerin gerçekleri konuşmamak adına, ama kendi var oluşlarını da sürdürmek zorunda olmak uğruna kıvranıp durmalarını, bir o yana bir bu yana savrulmalarını ilginç, bir o kadar öğretici, ders verici olarak dikkatle izliyorum. 

Doğrudan söyleyemeyecekleri gerçekleri çarpıtarak, hâlâ yandaş toplama görevlerini unutamadan, zekâları bilgileri ile doğru orantılı kafa karıştırma cambazlığının peşindekilerden bir küçük örnek isterseniz..Sakıncasız gibi görünebilen konular üzerinden, bulaştan, kadın cinayetlerinden söze girerek militanca çıkışlar, söylemler savurduktan sonra, topu taca atarak kurtulma umuduyla, sonuçta muhalefetten suçlu aramaları çok ironik..

Her ne kerametse Irak-Suriye-Akdeniz-Libya hattında olupbitenlerin ilişkiler ağındaki gerçekler pas geçiliyor. Sarraj’ın istifası, Yunanistan’la görüşüleceklerin gündemi üzerinden yandaş yayınlar, zorunlu yayınların payları, zaman süreçleri yükseldikçe, zaman kalmadı kaygılarının patlaması, vurgun yağma düzenindeki acelecilik, patlaması da ister erki kullananlar, isterse yararlananlar pay alanlar cephesinden izansız patlayıveriyor..  


Yazarın Son Yazıları

Deprem.. 31 Ekim 2020
Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020