‘Bilgi paylaşıldıkça çoğalır’

28 Nisan 2020 Salı

Bilenler bilir.. Cumhuriyet gazetesinin uzun soluklu, uzmanlığına şapka çıkarılan bilim insanı köşe yazarları arasında özel yeri olan Öztin Akgüç Hocamız, Korkut Boratav’dan başlayan, İzzetin Önder’e, Erinç Yeldan’a uzanan bir halkada, dernek çatısı altında da buluşmuş, kapitalist-liberal ekonomistlerin karşısında emekten, insandan yana ürettikleri görüşleriyle hiç suskun kalmayan bilim insanlarımız.

Toplumsal sorumlulukların gereği olarak da kimi zaman ortak çıkışlarıyla, ülkemiz-dünya ölçeğinde ağırlıklarını koyan, krizlere ilişkin, çıkış, çözüm reçetelerini üretmeleriyle bilinirler. Birinci yaş kuşağının teknoloji ile barışık olamamasının sonucu köşe yazılarını kâğıda döküp virüs salgını öncesi gazete kapısına getiren Sevgili Öztin Hoca ile karşılaşıp ayaküstü sohbet etmek çok keyif vericidir.

9 Mart günü posta kutuma konmuş Öztin Akgüç Hoca’nın imzalı “Merkez Bankacılığı”na ilişkin bu yılın tarihini taşıyan kitabı gerçek bir sürprizdi. Değerini tartabilecek uzmanlığım yoksa da ilk cümlesini başlığa aldığım Önsöz’ünden birkaç cümleyi sizlerle paylaşmak isterim..

“ ‘Açıklanmamış bir düşüncenin, aktarılmamış bilginin değeri yoktur’ savlarından hareketle etüt olarak da nitelendirilebilecek bir çalışma kitaplaştırılmıştır. Merkez bankalarının para politikalarının belirleyicisi, yöneticisi, yürütücüsü olarak ekonomide çok önemli rolleri, işlevleri olmasına, kendilerinden büyük katkılar beklenmesine karşın, salt merkez bankacılığına özgü yayınların, görece sanıklı oluşu da hazırlanmış ders notlarının geliştirilerek kitap olarak yayımlanmasında etkili olmuştur.

Ülkemizde, ABD Merkez Bankacılığı sistemini, Avrupa Merkez Bankaları, Birleşik Krallık, T.C. Merkez Bankası.. uygulamalarıyla karşılaştırmalı olarak inceleyen yayın da bulunmamaktadır..

Konu, teorik, uygulamalı, karşılaştırmalı olarak ele alındığından, anlatım, açıklama kolaylığı açısından yinemelerden tümüyle kaçınılmamıştır..”

***

Para politikalarının yürütücüsü merkez bankalarının amaçları, araçları, stratejilerine ilişkin tartışmaların güncel krizlerin sorunlarıyla doğru orantılı olarak dünya, ülkemize dönük sıcağı, yıkıcılığında soluğu ekonomi servisimizde aldım. Yer, değerlendirme haklarına sığındım..

Hocayı, çalışmalarını yakından izleyen Serhat Aligil arkadaşım, anlamlı bir değerlendirme için gönüllü oldu. Gelin görün ki araya virüs girdi. Evden çalışma, kaçınılmaz sayfalar kısıtlaması derken, özünde virüsün öngörülmemiş boyutlardaki ekonomik krizleri katlayan sonuçları gerçeğinde, bu kadar anlamlı, işlevsel çalışmanın kamuoyuna ulaşamaması karşısında, altı çizilebilecek birkaç cümleyle de olsa, sizlerle paylaşmak istedim..

Öncelikle okumuş olsanız da Öztin Akgüç’ün 1 Nisan ile 15 Nisan tarihli Cumhuriyet gazetelerinde yayımlanmış yazılarını böylesine anlamlı bir bilimsel, karşılaştırmalı çalışmalarının ürünleri ışığında bir daha okumanızı öneririm..

Birincisinde Amerika’nın 1929-30 “büyük ekonomik bunalımı”n dan Roosevelt’in kamu yatırımları, tarım destekleri işsizliğe üretilen çözümlerle aşılmasını açıklıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin savaş sonrası çok ağır yoksunluk, yoksulluk koşullarında, devletçilik-devrimcilik ilkeleriyle atılmış adımlarla elde edilmiş başarılarını açıklıyor.

Günümüzün bunalımdan çıkış arayışlarını masaya yatırdığı ikinci yazısında ise gerek dünya gerekse ülkemizde daha masum sayılabilecek 2007-8 krizlerinden arınılamamış olarak çıkıldığının altını çizdikten sonra, virüslü katlanan kriz boyutlarında, kalkınmaya yönelik kamu yatırımlarına gereksinimin katlanması üzerinden kaçınılmaz önerileri soramıyor..

***

Haddimi aşmamak adına kitaptan paylaşabileceğim birkaç alıntıya geçersek..

“• Aşılamayan ve de virüs ile çok katlanmış boyutlarıyla yüzleşmemiz kaçınılmaz ürkütücü krizlerin boyutları ile yüzleşmede, gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkelerin krizden çıkış yolları arasındaki ayırımların büyüdüğünün altını çiziyor. Gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları ile bankalarının, enflasyon, cari işlemler açığı, dış borçlar, düzensiz sermaye hareketleri, döviz kuru oynaklığı, para politikasında imkânsız üçleme.. Merkez bankalarının sorunu olmuştur.

• Merkez bankacılığımız, küresel gelişmelerin yanı sıra ülkemizde Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin etkisiyle, fiyat istikrarı dışındaki amaçlara yönelen siyasal otoritenin güdümünde Hazine’ye bağımlılığının arttığı yeni bir evreye girişinin eşiğindeki bulunmaktadır.

• Deneyimler merkez bankalarının yasal bağımsızlığının başarı için yeterli olmadığını göstermiştir.. Etik değerlere ilkelere dayanan kurum kültürü, kamu yararı gözetmeleri, personel kalitesi, araştırma, model geliştirme, yapay koşullar yaratmama, uzun süreli eğilimlere aykırı düşmeme, güvenilir olma..ilkeleri sıralanıyor..”


Yazarın Son Yazıları

Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020
Yaralar nasıl sarılacak? 28 Ağustos 2020