Daha Çok Su Akar...

19 Kasım 2013 Salı

Dünün canlı yayın haber kanallarından birinde, Kürt hareketinde marka olmuş bir isim Diyarbakır atağı üzerinden bilgi birikimini, deneyimlerini katarak sonuç değerlendirmelerini yapıyor. Söylemi hafta sonu Erdoğan ile Barzani’nin Diyarbakır buluşmasının tarihe yazılacak bir dönemeç noktası olduğu çerçevesinde... Bildim bileli sol Kürt hareketi içinde yerini almış, şimdilerde Kürt kimliği ile İslam kardeşliğini öne çıkarma eğiliminde, son gelişmeler üzerinden de Barzani-ErdoğanÖcalan politikalarının üçüne birden prim veren görüşlerini açıklıyor. İçtenlikle son siyasal seçimini bilemediğim için hangi çatı altında siyaset yaptığını bilenlere sorduğumda, onlar da net bir bilgi veremiyorlar... Son açık değerlendirmesinde de yer aldığı üzere, AKP, Erdoğan ve Barzani politikalarına çok açık destek verdiğinin altını çizmekle yetiniyorlar. Dahası içlerinden AKP’ye ya da Barzani destekçiliğine çalıştığını ya da Hak-Par kurucuları arasında yer aldığını söyleyenler de çıktı. Kimliği ile sosyal medyada yaptığımız kısa sorgulamadan ise en son hangi çatı altında siyaset yaptığını bulamadık...
Habercilikten gelen gazetecilerin gerçekleri okuma ve kamuoyuna iletme çabalarında, kamuoyuna yapılan sonuç açıklamalarından çok, satır arası vurgulamalar, gelişmeleri atlamama, ilişkilendirmeleri yerli yerine oturtma takıntıları vardır... Örneğin ben, aylar sürmüş bir ön çalışmanın sonucu olduğu apaçık Diyarbakır buluşmasından nasıl olup da bizim Kürt hareketi cephesinin habersiz bırakılabildiği gerçeğinin yanıtını bulmaya kafayı takmış durumdayım... Bölge siyasetinde büyük ağırlığı olan Ahmet Türk’ün bile ilk duyduğunda şaşkınlığını gizleyemediği duruma, Kandil’i saymayalım bölge Kürt liderleri, siyasileri, belediye başkanları, BDP kadrolarının ilk tepkilerine, şaşkınlıklarına şaşırmış bulunuyorum...
İktidarlarının Kürt açılımı projesinin birinci dereceden tarafları, açılımda bu kadar önemli, anlamlı, devrim niteliğinde yeri olduğunun altı çizilip durulan bir projenin dışında niçin, nasıl tutulabilir, oldubittiyle karşı karşıya bırakılabilirler?

***

Anladık bu buluşmanın siyasi amaç odağında, siyaseten ABD, Barzani, Erdoğan iktidarlarının, Ortadoğu dengeleri çerçevesinde, özellikle de Suriye’deki iç savaş-şiddeti, kaosunda... özerk Suriye Kürdistanı girişimine karşı buluştular. Bizimkiler tam tersi destek veriyorlar, dahası Diyarbakır buluşması ortak açıklamasının inadına dün de Suriye Kürt projesinin yanında oldukları çıkışlarını, yeni eylemleriyle sergilediler... Suriye sınırının öte yakasından, Erdoğan iktidarının istemi ile kaldırılmış özerk Kürdistan bayrağı yeniden sallandırıldı. Bizim iktidarın iki taraf arasındaki dayanışmayı önlemeye yönelik sınır kapatma operasyonlarına karşı çatışmalı eylemler gerçekleştirildi...
Erdoğan-Barzani’nin Diyarbakır buluşmasında açıklanan çok boyutlu amaçlar arasında; önceliği Erdoğan’ın artık karakteristik bir sivil diktatoryal üslubu haline gelen iktidar, yönetim anlayışına vermek gerek... Bu ülkenin tüm vatandaşlarının, çok yönlü yaşam alanlarına yönelik, yaşamsal kararlar... Siyasi muhalefet partileri, Meclis, kamu erki, uzman demokratik kurumlar, halk, milyonları yok sayan Erdoğan, sınır tanımaz pervasızlık, oldubitti, yandaş medyanın yalaka diliyle şok icraatları ile kamuoyunun karşısına çıkıverdi...
Partisi içinde cemaatle, Kürt açılımında bizim Kürt siyasal cephesi ile, stratejik büyük ortak ABD’yle Suriye politikalarında... çatışmacı bir çizgide zorlanma söz konusu iken... Yaklaşan yerel ve genel seçimlerdeki siyasal zorlanmalarında dengeleri değiştirme işlevi yapabilecek bir atak, aynı zamanda zorlandığı sorunlarına ilişkin çark edişleri, yeni ittifakları da kolaylaştırıcı değil mi? Arınç ile yaşanan kırgınlıkta bile birlikte havaya kalkmış iki el önemli bir nefes aldırma aracı değil mi? Ya da Barzani’nin kendileri için siyasal tuzak işlevi de olsa Diyarbakır’a gelişinin, uzun soluklu Kürt projeleri için bulunmaz bir siyasal sıçrama işlevini yadsıyamayacak, sonuçta alkışlamak zorunda kalacak bizim Kürt hareketinin sıkıştırılması öngörülmemiş olabilir mi?
En açık siyasi iktidarlarının beklentisi elbette, Erdoğan’ın konuşmasında da yer alan, bölge için tek parti olgusunun kırılması... AKP kendi mutlak iktidarı adına, demokrasinin tüm kurum ve kurallarını işletmeme yolunda takla üzerine takla atar, demokratik hukuk devleti düzeninin tüm kurallarını ayaklar altına almaktan kaçınmazken... Siyasetteki Kürt cephesini kırmakta kararlı, şimdiden alternatif Kürtçü siyasal örgütlenmelerin önlerinin açılması hesapları yapılmış... Barzani desteği önemsenmiş, yeni kurulmakta olan Kürt siyasi partileri ile en yakın seçimlere yönelik, bizdeki Kürt cephesinin, AKP’nin kıramadığı çoğunluk oyunun en azından yüzde on beşlere varan oranlarda kırılabilmesi öngörülmüş... Gelişmeler öylesine oynak ki, bu köprülerin altından daha çok sular akacak...  


Yazarın Son Yazıları

Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020
Yaralar nasıl sarılacak? 28 Ağustos 2020