Devlet Baba

14 Aralık 2008 Pazar

Amerikan otomobil sanayiinin nabzının attığı kentte, kilisenin içine sokulmuş Amerikan simgesi marka arabalar eşliğinde düzenlenen, yüz binlerin daha işsiz kalmaması, otomobil sanayiinin kurtarılması için dua edilen büyük ayine, Tanrı Babadan yanıt yok... Ruhi Sunun sesi, müziği ile; Tanrı Babanın kullarını, Kötülükleri siz yarattınız, ben hiçbir şeyinize karışmadım, sıkışınca benden yardım istemeyin..anlamında azarlaması ile ilşkili dizeleri kulağımda.

ABDde hükümetin hazırladığı, dev otomobil sektörünün dev krizine ilk aşamada yanıt vermesi beklenen yardım paketi, meclisten kendi milletvekillerinin oylarıyla geri döndü. Milletvekilleri siyasi gelecekleri için yeni bir riskten korktular. İnşaat sektörü, piyasalar krizi ile başlayan üretimin dev şirketlerine yansıyan krizde, devlet babanın kaynaklarını, halkın vergileri ile toplanmış dolarları, sonu gelmeyen bir biçimde kullanmanın hesabını verememekten korktular. Topu Obama hükümetinin hazırlayacağı yeni projelere attılar. Araya Noelin de girmesiyle geçecek uzunca bir zaman dilimine, otomobil şirketlerinin dayanamayacakları kaygısı piyasaları bir kez daha olumsuz etkiledi...

Satır aralarında kalan bilgilerden ABDli parlamenterlerin dev otomobil sanayiinde örgütlü sendikalarla da pazarlık yaptıklarını öğreniyoruz. Yürürlükteki sözleşmelerin, yasal hakka dönüşmüş ücretlerinin aşağı çekilmesini istemişler. Razı edemeyince de, devlet babadan, halkın sırtından çıkacak büyük yardım kararının, aslında dev şirketlerin krizinin boyutlarında cüce kalacağı, bu yardıma karşın da kimi şirketlerin çökebileceği korkusunu yaşamışlar. Asıl korkuları büyük krizin patlamasından bugüne, aldıkları krizden çıkış önlem kararlarının, önce emperyal finans şirketleri, bankaları, derken üretim şirketlerini kurtarma içerikli olmaları. Üstelik devlet babanın kaynaklarıyla, halkın sırtından kurtarma operasyonlarında harcanan rakamlar hızla büyürken, krizin durdurulamaması, halka ödetilen bedellerin giderek ağırlık kazanması...

***

Sendikalı işçinin ücretine dikilen göz, kamuoyuna dönük olarak, işsizi, yeni işten atılacakları kurtarmaya yönelik olarak pazarlansa da, sonuçta kurtarılmaya çalışılan sermaye gücü; kriz baştan sanıldığı gibi kimi operasyonlarla durdurulamayınca, giderek zincirleme büyüdükçe, halka hele de en aşağıdakilere, en büyük çoğunluğa ödetilen bedel geometrik sayılarla katlanıyor. Haberlere egemen görüntüler önce finans sistemi, sonra bankalar, sonra dev emperyal şirketlerden atılan en yüksek ücretlilerin, ellerinde karton kutulara yerleştirdikleri bürolarına ait eşyaları ile işten çıkışları olsa da, yüzlerce, binlerce en yukardan çalışanların işten atılmasının durdurulamaması, en aşağıdan, elinde karton kutuya yerleştirilecek eşyası olmadan atılanların yüz binle katlandığının belgesi sayılıyor.

Doğu Blokunun parçalanması, Marksist tehdidin ortadan kalkması, küreselleşme, tek kutuplu, ideolojilerin bitişinin ilan edildiği düzende babalığını unutmuş devlet baba, şimdilerde devreye girmeye çalışsa da, girmek zorunda kalsa da çok şaşkın. Bütün dünyaya dikte ettirilen piyasa düzeninin kuralları işlemiyor. Artık Marksistlerin değil, piyasacıların çok sık kullandıkları can pazarıkoşullarında, tek(!) ideolojinin kurallarına uyup uymadığı umursanmadan alınan kararlarla, işin içinden çıkamamanın kıskacında, her şey toz duman.

Yunanistanda ateşlenen kıvılcımla çıkan yangın, siyasi iktidarları tir tir titretiyor. Artık öncelik ideolojinin, piyasa düzeninin kurallarına uyup uymaması değil, kararların daha büyük krizlere, patlamalara yol açıp açmayacağının sorgulanmasında. ABD başta, AB ülkeleri, Uzak Asyada bütün ülkeler kendi koşullarına göre, birbirinin tam tersi gibi görünen krizden çıkış reçetelerine sarılıyorlar. Hesaplar, iç dinamikler, iktidarları ayakta tutabilecek, toplumsal patlamayı durdurabilecek öncelikler üzerinden...

Piyasacıların ağzından bizim ülkede krizden çıkış reçeteleri aranırken, KOBİlerin kurtarılmasına öncelik verilmesini, ihracat artışı üzerinden düş görülmemesini duymak şaşırtıcı değil. İç piyasayı canlandırma arayışları öne çıkıyor. Hem de dövizin gelişi giderek zorlaşacağından, üretimde ucuz hammadde, ara ürün ithalatından hızla kaçılması öngörülüyor. Daha pahalı da olsa ülke kaynakları içinde ara ürün, hammaddeye dönüşün çok daha akılcı, istihdam yaratıcı olmanın yanında, ekonomik kazançlı olacağı savunuluyor. Piyasacılar giderek bizim yerimize dinozorlaşıyorlar...

Her şey devlet babadan isteniyor, bekleniyor. Gelin görün ki devlet baba, baba olmayı unutmuş, kaynaklarını tüketmiş; Erdoğandan devlet baba atağı başlıklı haberi görünce acı acı gülümseyiverdim.. Parasal ve ayni yardımların tek merkezden dağıtılması, kimi ilkelere bağlanması gündemdeymiş.. Desenize sadaka düzeni ile oy toplamada da kaynaklar tükendi; zapturaptın yoları aranıyor...

[email protected]


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları