Dimyat’a pirince giderken...

09 Şubat 2016 Salı

Sınırın öte yakasında on binlerin toplandığı, çadırlara ayakta sığdırılamayacak kadar kadın-çocuk ağırlıklı kalabalıklar, kuru baklagil, ekmek dağıtımı kuryuğunda, besbelli baş edemedikleri olumsuz koşulların öfkesinde, bir an önce sınırın açılması isteklerini haykırıyorlar... Türkiye’nin sorumlu Bakanı, AB siyasileri kaynaklı fırçalanmanın burukluğunda, “Para vermekle sorumlulukları ortadan kalkmış gibi bize ne yapacağımız talimatını veremezler. Biz insanlık görevimizi hep yaptık, gerekeni yine yaparız. Ama bu yaşananlar dünyanın sorunu, sorumluluğu. Türkiye dünyayla kıyaslanamayacak ölçekte sorumluluk alıyor, bedel ödüyor..” anlamına gelen serzenişte bulunuyor...
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD’nin, dünyanın Türkiye’ye yönelik eleştirilerine, dayatmalarına öfkeli “Stratejik ortak biz miyiz, PYD mi? ABD Suriye politikalarında uyarılarımıza kulak tıkıyor. Terör örgütüne verilen silahlar, bizimle çatışan terör örgütü PKK’de, BM’ce yok edilmesi kararı verilmiş terör örgütü İŞİD’in eline geçiyor..” çıkışına, ABD adına hemen verilen resmi yanıtta, Türkiye’nin ayakbağı olan Suriye politikaları yüzünden, Suriye’de IŞİD’e yönelik operasyonlardan istenen sonuçların alınamadığı açıklaması geliyor...
Tüm AB ülkeleri için on binleri geçmemiş göçmen sayısı ile siyasi dengeler altüst olmuşken, ABD’nin bu türden bir sorunundan bile söz edilmezken.. Rusya, İran, dahası son büyük göç dalgasında siyasi destekleri ile de bağlantılı başta Sünni Arap ülkeleri, Esad’a karşı muhalefet oluşturarak darbe yapma hevesine kapılmış dünya emperyal güçlerinin tamamı doğrudan sorumlu konumdalarken... Daha da ötesi Esad’a karşı direniş örgütlemede Türkiye’ye başrol verip, İstanbul toplantısında topladıkları ne kadar muhalefet gücü, örgütlenmesi varsa, hepsinin birden toptan iflası, yenilgisi sürecinde, ölümden kaçmakta olan sivillere karşı seyirci kalabilmek nasıl bir insanlık sınavı? Bir adım ötesi, Sünni siyasal İslamcı radikal örgütlenmelerin yenilerek çekilişinde, ABD’nin kankaları zengin Sünni Arap ülkeleri, Suudilerin; ölümden, açlıktan kaçan siviller için sorumlulukları akla getirilmezken...

***

Gerçi bilgi kirliliği yaratma, etkilenmesi istenen siyasal yandaşlara yönelik ağırlıklı üretilen çelişkili haberler arasında, ABD-AB-Suudiler-Rusya-İran-Suriye ilişkilerinde gerçekte olup bitenlere ilişkin taşları yerli yerine oturtmak gün geçtikçe zorlaşıyor... Sahi Rusya ile ABD, Suudiler, Türkiye, İran gerçekten sadece Suriye ve Esad politikalarına yönelik olarak bile ayrı mı yoksa aynı cephelerdeler mi? Yoksa yola çıkarken göle çalınan NasrettinHoca’nın mayası örneği tutmayacak formüllerin yıkılması sonrası çark edişleri saklamaya yönelik, bir dargın bir barışık, bir karşıt bir müttefik oyunlarını mı sahnelemekteler? Gerçekten Rusya ile İran’ın hâlâ karşıt gibi görünen çıkarları ile çıkılan yola dur demeyi siyaseten, her anlamda fiili çıkarlar ile de bağlantılı, göze alamadıklarından mı bir tek Türkiye’yi en fazla zora sokacak yeni formülleri sahnelemekteler?
Türkiye dünya ile kıyaslanamayacak ağır yükü sırtlanmışken, sadece kendi yanlış Suriye politikalarının mı bedelini ödemekte? Kuşkusuz yeni Osmanlıcılık, İslam dünyası liderliği düşlerinde uçup giden İktidarlarının siyasal sorumluluğu ortada... Ona bu rolü sırtını sıvazlayarak vermiş ülkeler, başta ABD-ABSuudilerin, BM’nin, dünyanın, sonuçta yüz binlerle Suriyelinin ödedikleri insanlık dramından sıyrılmaları bu kadar kolay mı olacak? Rusya’nın, İran’ın Suriye’de demografik yapıyı değiştirme planları olduğu suçlaması ile İktidarları siyasal sorumluklarından sıyrılabilecekler mi?
İnsanlık, insanlığın çöktüğü, ortak insanlık suçlarından kaçarak nerelere varabilecek? Kurtarılmaya çalışılan ne kadar ülke, halk varsa, akıl almaz boyutlara varan insanlık dışı, kuralsız çıkar savaşlarında, iç savaşlar bataklığında, kaosta çırpınırken tüm dünya, insanlık göreceli aynı olmasa da hızla aynı çaresizliğe, bataklığa, kuralsızlığa çekmiyor mu? Irak, Afganistan, Libya, Suriye.. her ırk, inançtan halklarıyla batmakla bitmiyor...  


Yazarın Son Yazıları

Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020
Yaralar nasıl sarılacak? 28 Ağustos 2020