Gücünün Yettiğine Öfkeni Patlatırsın...

10 Nisan 2014 Perşembe

Deneyimle, tanıklıklarla kanıtlanmış, sanatın her alanında çokça işlenmiş, bilimin kabul ettiği gerçekliktir... Güçsüze, kadına, çocuğa, sokakta gücünün yettiğine yönelik en ağır şiddeti uygulayanlar, kanıtlanamayacağı düşünülen alanlarda işkencede sınır tanımayanlar... Özünde çeşitli nedenlere dayalı ezik kişilikler, kendilerine yönelik açıkları, suçluluk takıntıları, korkuları sınır tanımaz, panik boyutlarda... Büyük olasılıkla da geçmişlerinde şiddet görmüşlerdir...
Seçim sonrası ilk grup toplantısında Başbakan Erdoğan’ın ünlü öfkesinin hedef tahtasında cemaat vardı... Beklendiği gibi seçim sonrası için sözünü ettiği eski iktidar ortakları cemaatle yargı sürecini başlatan, çok sert geçecek bir hesaplaşmanın önünü açan hiddet dolu sözlerini dinleyen milletvekillerinin kameralara takılan görüntülerinde destekten çok kaygı gözlemleniyordu... AKP’nin ideolojik oluşumunun çekirdeğinde olan deneyimli bir gazeteci; uzun bir ortak yürüyüş, ideolojik, inançta kader birliği, akrabalık ilişkileri içinde doğal bir kaygı, zor bir durum olarak nitelendirdi. Belki de bir dilek anlamında, Azerbaycan örneği başka ülkelerde cemaat okullarının kapatılması, operasyon dayatmaları, Türkiye’de acıtıcı, genişletilmiş yargı ve tasviye operasyonuna varacağını sanmadığını, daha çok uyarıcı, hizaya getirici amacı olduğu görüşünü dile getirdi...
Dünkü yandaş medyada öne çıkarılmış haberlerin havasına bakılırsa, ortak iktidar sürecinin ortak iradesi olan Ergenekon simge, özel yargı eliyle İktidarlarına muhalefet odağı görülen her kesimden muhalefeti içine almış özel yargının yaşattıklarına benzer bir uygulama gündemde olacak... İktidarlarının içinden gelen beyazla siyah kadar zıt yorumların giderek, yaşamın her alanına yönelik, her konuda örneklerini yaşamakta olduğumuzun altını çizerek, bizler dışardan en azından şimdilik gazel okumak zorunda değiliz gibime geliyor...
Seçim öncesi Başbakan Erdoğan’ın son ABD gezisinin kamuoyunda nasıl cilalandığını anımsamakta yarar var... Ancak şimdilerde çok profesyonelce, satır aralarında sızdırılan bilgilerle tersine bir şeylerin yaşandığını öğrenebiliyoruz... Örneğin Başbakan Erdoğan’ın cemaat liderinin ve kadrolarının kendilerini hedef alan çalışmalarına fren konmasını istedikleri, pek de ciddiye alınmadığı bilgileri sızıyor. Başbakan Erdoğan’ın kişiliğinin bir parçası olduğu varsayılan söylem ve vücut dilindeki dayatmanın ise, kişiliği iyi bilindiğinden bir başka siyasi lider için geçerli olacak alınma konusu yapılmadığının altı bile çiziliyor. Bu arada ABD dışişleri adına yapılan basın toplantılarında cemaat lideri üzerinden yöneltilen doğrudan sorularda da, ABD vatandaşlığı kimliğini kazanmış kişilerin, ABD hukuku, demokrasi ölçüleri içinde eylemlerinin değerlendirileceği yanıtlarının verildiğini dinlemiştik...

***

Yeri gelmişken bir anlamlı satır arası haberin daha altının çizilmesinde yarar olabilir... Ecevit koalisyon iktidarının Irak işgalinde stratejik ortaklığa “Hayır” yanıtı vermesi sonrası, gökten zembille inmiş gibi kurulmuş AKP’nin aylar içinde iktidara geliş sürecinde yaşanan dış destekleri, başbakan olmadan kırmızı halılı karşılanmaları... Yıllarca AB ülkelerinin en güçlülerinin, Türkiye’nin AB üyeliğine aslında destek vermeyen merkez ülkeler ve sağ güçlü iktidar liderleri başta, Erdoğan iktidarlarının pek çok icraatına birden nasıl destek verdiklerinin en önemli başlıklarının birkaçını olsun anımsadıktan sonra, Erdoğan’ın zaferi olarak ilan edilmiş yerel seçim sonrası kimseler tarafından kutlanmadığı yok sayılabilir mi?
Kutlamalar duyabildiğimiz kadarı ile sadece ve sadece rejimi demokrasi olmayan, Türkiye ile çıkar bağları güçlü kimi ülkelerin liderlerinden gelebildi... Evrensel insan hakları, demokrasi kurumlarından göreceli en evrensel ölçeklerle hazırlanan bağımsız raporlarda, Türkiye’nin insan hakları, demokrasi karnesinin diplerde en kötü yerlerde olması iktidarlarının umuru değil biliyoruz... Ancak emperyal çıkarlar adına insan hakları, hukuk devleti düzeni ihlal suçları, demokrasi ölçütleri görmezlikten gelinerek ABD ve AB siyasal güç odaklarınca verilmiş desteklerin çok da umursandığını biliyoruz. Dahası iktidara gelişleri, stratejik ortak oluşları, yükseliş süreçlerindeki çıkarlar adına ilkesiz desteğin, katkıların öneminin sayısız sonuçlarına da hep birlikte tanığız..
Gelinen noktada danışmanlar, yandaşlar ağzıyla yapılan; ABD desteklerini, AB’nin hep arkalarında olmalarının önemini, AB üyeliği ilişkilerindeki olumsuz gelişmeleri, “AB’nin işlevi, önemi kalmadı” vurgulamalarını da katarak hafife alan değerlendirmeleri, Türkiye’nin geleceği adına yüzün çevrileceği yerde olmadıkları görüşleri daha bir dikkat çekiyor... Sahi AKP yönetim organları, emek katkısı olan lider kadroları bu kadar çokboyutlu yol haritaları değişikliklerinde nerelerdeler? Görüşlerinin alınmadığını en yaşamsal iç politika icraatlarından ürkütücü boyutları ile biliyoruz... Torba yasalardan çıkanlara en az bizim kadar şaşkın bakakalıyor, başlarına geleceklerin korkusundan ses çıkaramıyorlar...  


Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020