Hak için direnen sokağa çıkan kadın gücünden korkulur..

10 Mart 2018 Cumartesi

İnsanlık tarihinin dönemeç taşlarında, insan hakları ihlallerinde en ağır toplumsal travmaların yaşandığı süreçlerde, savaşlarda, kadın gücünün, yaşamın yaratıcı dinamiğinin bir daha bir daha keşfedilmesi elbette rastlantı değil..
9 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün doğuşunda yaşanan olayların tarihi, 1857 NewYork’ta erkeklerden düşük ücretlerle, ağır sömürü altında çalışma koşullarına baş kaldıran kadın işçilerin ölümlü şiddete hedef olmalarıyla yazılmış. 1909’da etkinliklerle yinelenmiş. 1910’da Danimarka’da Sosyalist Enternasyonal’de anlamına uygun anılması kararı verilirken, 1911’de yine NewYork’ta tekstil işçilerinin hak isyanı eyleminde fabrikaya kapatılan işçilerden 123 kadın birden ölünce, 1911’de uluslararası emekçi kadınlar etkinliğine dönüşmüş..
İkinci dönemeç taşı miladına, 1980’lerde bizim kuşaklar canlı tanıklık ettiler. Türkiye’de 12 Eylül darbe sürecinin cezaevlerinde ağır insan hakları ihlalleri.. Kapılarda çırpınan ağırlıklı kadınlar, direnen bacılar.. İnsan hakları savaşımı, örgütlenmesinde öncü güç, belirleyici oldular.
Kadın hakları savaşımı, örgütlü gücünün dinamiği içinden fışkırdı.. Dünya ölçeğinde ağırlık galiba İngiltere’den kömür madenlerinin kapatılması, Thatcher İktidari ekonomik dayatmalarında sendikal örgütlülük hak kazanımlarının gaspı, Murdoch medya tekelleri grevlerinin ateşlemesinden çıktı. Evlerinden çıkmamış madenci eşleri, kadınlarının sokağa çıkmaları, güçlü direnişleriyle canlanan feminist hareket, ezilmiş sol siyaset ile emek hareketlerine kadınlar üzerinden çok güçlü bir katkı getirdi.
Dünya ölçeğinde kadın hakları savaşımında patlamaların, kazanımların yaşandığı bir sürece geçiş yaşandı.

***

Kadın hakları üzerinden ayrımcılıkları gidermede yürünen ışıklı yolda, ayrımcılıkları ortadan kaldırmaya yönelik evrensel ve ülkemizde ulusal ölçekte pek çok sözleşme, yasal kazanımların ekonomik, sosyal, siyasal yaşama yansımalarının örneklerini verebiliriz..
İyi güzel de bu umutlu, ışıklı geleceğe yürüdüğümüzü sanırken, nasıl oldu da, sil baştan hak kazanımlarının çok ama çok gerisine sürüklenen koşullar, düzenlere püskürtülmekte kadınlar üzerinden, galiba en çok en zayıf halkalarda çocuklar, canlılar, çevreyi de kapsayan boyutlarıyla ağır insan haklarında geriye gidişin girdabındayız
En ağır boyutları Yoksul Güney, İslam dünyası, Ortadoğu enerji kaynakları üzerindeki bataklıklarda, terör, kadın üzerinden kirli siyasetlerle bu kadar çok kan akıtılırken, çağdışı yaşam, hak kayıplarına geçiş süreçleri yaşanıyor?
Ülkemiz kadınları, çocukları, çağlar gerisinde kalmış olması gereken her türden erkek şiddeti, töre cinayeti, tecavüz, tacizlerde dünyada en yüksek bedellerin ödetildiği konumlara düşürülebildiler?
İşte tam da bu noktalarda yenik, tuzağa düşürülmüş kadınlar bir kez daha yaşamı üreten en direngen güçleriyle, kadın kimlikleriyle, tüm ezilenlerin haklar savaşımı için sokaklara çıktılar..
İstiklal Caddesi’nin fotoğraf karesine gece giren tıklım tıklım mor ağırlıklı renkli kadınlar kalabalığı polis kayıtlarına yüz bin civarı olarak girmiş. Ülke çapında ağır yasaklı OHAL düzeninde ülke çapında birçok yüz binlerle kadın, gecenin bu en karanlık güçlerden gelen tehditlerini yok sayarak sokaklarda haklarının bilinci, isyanıyla zıp zıp zıplayıp, slogan atabiliyorlarsa..
Erkek şiddetine dayatılmış her türden ilkel güç iktidarları korkmalı değil mi?


Yazarın Son Yazıları

Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020