İnsan Hakları, Demokrasi Karnemiz Zayıflarken...

26 Kasım 2011 Cumartesi
\n

\n

22 Kasım günü, 10 gazetecinin birden tutuklu olduğu, 9 ay sonra açılabilen Odatv davasını izlemeye çalışan, bir gün sonra en çok tutuklu gazetecisi ülke rekoru olan Türkiyenin tutuklu 64 gazetecisinin yakınları ile bir araya gelerek tutukluluğun yaşam hallerini gözlemlemeye uğraşan, 3. günlerinde de Ankarada Mecliste parti gruplarıyla görüşen uluslararası gazetecilik örgütlerinin yöneticileri, dün izlenimlerini kısa bir sonuç metninde topladılar...

\n

Avrupa Gazeteciler Sendikaları Federasyonu (EFJ), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RST), Avrupa Gazeteciler Birliği, Alman DJVnin, TGS ile birlikte yaptıkları bu ortak açıklamada;

\n

Zar zor, kargaşa içinde salona girebildikleri, bizlerin giremediği, henüz başlayamayan Odatv davasındaki yargılama koşullarından derin bir endişe duymuşlardı.

\n

Daha önce de gelişmeleri yakından izledikleri, en çok sayıda tutuklu ve hükümlü gazetecisi olan Türkiyede basın özgürlüğünün kötüleşmesi durumunu öfke ve endişe içinde izlediklerinin bir kez daha altını çiziyorlardı.

\n

Terörle mücadele, TCK yasaları çerçevesinde gazeteciler aleyhine açılan yargılamalarda kullanılan, düşünce özgürlüğüne darbe indiren hükümlerin, yasa değişiklikleri ile tehdit olmaktan çıkarılmasını talep ediyorlardı.

\n

Türkiyedeki gazetecilik örgütlenmelerinin, düşünce özgürlüğü, gazetecilere karşı uygulanan baskılar için bir araya gelmiş olmalarını, Gazetecilere Özgürlük Platformu çalışmalarını sevinçle karşılıyor, verdikleri desteği sürdüreceklerini duyuruyorlardı. Gazetecilerin serbest bırakılmasını istiyorlardı...

\n

***

\n

Birkaç saatlik uğraşıdan, itiş-kakış, uzun tartışmalardan sonra, 10 tutuklu gazeteci arkadaşımızın 9 ay sonra çıkarıldıkları mahkemede bile duruşmaya girememiş, yüzlerini görememiş, Yalnız değilsiniz, arkadaşlarınız yanınızda..diyememiş olmanın, tutuklu bir gazeteci için moral anlamını bilmenin sıkıntısı içinde, Çağlayandan sonra soluğu Silivride alayım dedim. Balbay ve Tuncayın yargılandıkları Ergenekon davasının son saatleri olacaktı. Yetişemezsem onları da kesinleşmemiş tarihle en erken bir aydan fazla aradan sonra, duruşma salonunda uzaktan ancak görebilecek, bağıra çağıra birkaç cümleyle selamlaşabilecektim...

\n

Benim Silivriye vardığım alacakaranlık saatlerde, aylar aralıklı yapılan 6 günlük paket yargılamanın son diliminde sanık avukatları tahliye taleplerini yapıyorlardı... Doğal olarak birkaç aylık aralarla izleyebildiğim yargılama sürecinden farklı olarak salonda çok az sanık kalmıştı. Yanlış umutlanmayın, tutuklu sayısının azalması ile bağlantılı değil, ağır hasta sayısının katlanması ile ortaya çıkan bir tabloydu bu... Arka arkaya avukatların son duruma ilişkin tahliye taleplerinin metinlerini dinlerken, giderek daha çıplak ortaya çıkan tek gerçek,darbeci terör örgütü üyeliği suçuna ilişkinen küçük bir kanıtın henüz ortaya konmadığıydı. Savcının talebi, tutukluluğun devamı gerekçelerinde de yargının altını çizdiği üzere, hâlâ delillerin toplanması süreci, Balbayın önümüzdeki çarşamba günü cezaevinde tutuklu bininci gününü, hücrede tek başına 276. gününü tamamlaması söz konusu iken de devam ediyordu. Tek başına bu tablo, hukukun, insan hakları, yargılama haklarının katledilmesi durumu değil mi?

\n

Avukatların kendi müvekkillerine ilişkin özel durumları özetlerken, tek tek sorgulamalar yapılmışken de, suç kanıtı olarak gösterilen tek belge tipinin bilgisayarlardan alındığı söylenen, yasa, hukuk dışı edinilmiş veriler olması daha bir çarpıcı. Çünkü, hukuk gereği kayıt verilerinin numaraları kopyaları ile birlikte sanıklara verilmediğinden, teknik boyutu ile söz konusu metinler üzerinde her tür değişiklik yapılabileceğinden, sonuç; kanıt değerleri hukuken sıfıra sıfır. Sorgulamalarda sorulanların bütününde ise birbirini tanımayan, bir araya gelmemiş insanlar askeri darbe amaçlı terör örgütünün üyesi olmakla soyut olarak suçlanırlarken, cumhuriyet mitinglerine katılmadan, bilinen açık toplantılara uzanan bir halkada kalınmış... Zaten terör örgütü suçlamasının henüz bilinen gerekçeleri de ortada yok.

\n

Ha bu arada aradan geçen aylar, yıllar içinde tahliye olanların bir dökümü de çok daha farklı bir garabet durumun tablosunu oluşturuyor... Ergenekon, AKP iktidarına karşı darbe yapmak üzere kurulmuş asker bağlantılı gizli terör örgütü... Ayrı ayrı gruplar içinde açılmış bu davaların toplamında bugüne kadar tutuklanmış, yargılananların ortalama dörtte üçü tahliye edilmiş. Tutuklu kalan ağırlıklı gazeteci, üniversite hocası, bilim insanı, emekli subay, hangi silahlı örgüt gücü olarak darbe yapabilirlerdi ki?..

\n

Gelelim içimi karartan son duruma... Duruşma salonunun boş kalmasına neden olan ağır hasta tutuklular için avukatlar, tahliye olmazsa tedavi hakkı için yakarıyorlar... Kanser, felç, ağır damar tıkanıklığı, yüksek tansiyon, şeker... Yoğun bakımda, tam teşekküllü hastanede olmazlarsa yakın tarihlerde ölme riskleri var... Biliyorsunuz tutukluların yaş ortalaması yüksek, Silivri koşulları çok ağır. Daha ağır bir yaşam hakkı ihlali, işkence tablosu nasıl olabilir ki?..

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları