İnsan, Üretim Odaklı..

21 Nisan 2011 Perşembe
\n

\n

Medyatik gazetecilik, arayış kültüründe; CHPnin insan ve üretim odaklı yeni ekonomi stratejisi raporundaki sunumlar pek sevilmedi. Ekonomiden anlayan gazeteci arkadaşlarım, CHPnin gerçekten iddialı, çok yeni boyutları olduğunu düşündükleri raporunun, sansasyon örneklerle, öncelikle de Kılıçdaroğlunun ağzından çok çarpıcı cümlelerle, Başbakan Erdoğanla polemik, atışmalara da elverişli söylemle sunulmamış olmasını pek de sevmemişlerdi..

\n

Malum Başbakan Erdoğanın Cumhuriyetin 100. yılı hedefleri için günlerce süper projeler reklamı yapılmıştı. CHPnin ekonomik raporu ise ekonomi sayfaları yazarları arasından dar bir kadroya önce sunulmuştu. CHP, gerçekten yeni, dengeleri, ayrıntıları, gerçekleşebilir olasılıkları paylaşılmış, geniş kapsamlı bir raporun insan ve üretim eksenli yeni startejisi, boyutlarının polemiksiz doğru anlaşılmasına öncelik vermişti. AKPnin iki dönemlik iktidarı süresince ülke kaynaklarını hovardaca tüketmesinin, özelleştirmelerle ranta aktarılmasının, sonuçta üretim eksensiz, işsizliğin patladığı, gelir dağılımı paylaşımının hızla bozulduğu, yoksullaşmanın büyüdüğü olumsuz sonuçlarının görülmesini hedeflemişti.

\n

Gerçek ekonomik göstergelerin tümünde sonuçta olumsuz gelişmelerin ortaya çıktığı, birilerine haksız kaynak, rant aktarılırken çoğunluğun hak kaybettiği süreçte özelleştirmelerle kaynak aktarımı tüketilince, AKP iktidarının elinde yeni seçim dönemine İstanbul başta kent rantı projeleri satışı kalmıştı. CHP sosyal devleti yeniden ayağa kaldırma gibi büyük bir iddia ile yola çıkıyordu.CHPnin ekonomik program sunumunda eleştiri sınır dozu bile düşük profilli kalmıştı. Sorular, Proje çok iddialı, anlaşılması için daha çarpıcı örnekler sunulamaz mı?” arayışlıydı.

\n

***

\n

Gerek Kılıçdaroğlu, gerekse raporun sunumunu yapan Faik Öztrakın, raporun kökten, yapısal iddiasına karşın, örneklerde iddialı söz söylemekten fazlası ile kaçınmaları dikkat çekiciydi. Dünyanın içinde bulunduğu büyük ekonomik denge değişikliklerinde, beklenmedik büyük gelişmelerin olasılıkları karşılığında, eldeki verilerle söz söylemenin yanlış, bağlayıcı olabileceğinin altını çizmekle yetiniyorlardı. Her ikisi de öncelikle yakın tarihlere kadar piyasalar düzeninde, ekonomide kimi mutlak doğrular olarak kabul edilen verilerde ne kadar da çok değişiklik yaşandığının altını çizmeyi yeğledi. Kutsanan serbest piyasa düzeninde hızla değişen kavramlardan, özellikle de büyük ekonomik krizlerle, değişimlerle bağlantılı gündeme gelen yeni yaklaşımlardan söz ettiler. Birkaç yıl öncesinde bile piyasalar düzeninin simge kurumlarının sözcülerinin bugün dillendirdikleri kimi gerçeklerin akıldan geçirilemiyeceğinin örneklerini verdiler.

\n

Özetle tek kutuplu ekonomi-siyaset-ideoloji dünyası, son krizlerle sarsılmanın ötesinde geri dönüşü olmayan ölçeklerde kırılmış, kutsanın piyasalar düzeninden yeniden insan eksenli ekonomiye dönüş arayışları gündeme girmişti.. Gelişme süreçlerini yakalayan, alternatif olabilen ülkelerin ekonomik gelişmelerinin sihirli anahtarlarına bakıldığında, ülke kaynaklarının doğru kullanılması, çıkarlarının kollanması, insan üzerindeki sonuçlarına öncelik verilmesi.. öncelikleri çarpıcı görülüyordu.

\n

***

\n

Piyasalar düzeninin kutsanan serbest rekabet eksenli arayışları, işçilik maliyetlerinin aşağı çekilmesi dayatması, kitlelerin yoksullaşması, çaresizliği ile birlikte üretilen ürünler için tüketim pazarlarının tüketilmesi sonucunu da getirmişti. Yakın gelecek için, tüketimin zengin kuzey dünyasında ponpalanması ile üretim, ihracat artışı beklemek düş olmuştu. İster zengin kuzey dünyası, isterse gelişmekte olan ülkelerde, büyümeyi, gelişmeyi piyasalar, ranttan geçici olarak elde edenlerden değil, dengeli üretimle sürdürebilen, pazar yaratabilenlerdendi. Var olan yapıları ile bağlantılı olarak da genç nufusu yüksek olanlar işçilik sayısını arttıran üretim modellerini, az olanların ise eğitim verimliliğe ağırlık vermeyi seçmek konumundalardı. Türkiye eş konumdaki ülkelere göre üretimde, büyümede, gelir dağılımında, her alanda geride kalmıştı.

\n

CHPnin seçime yönelik, ekonomik raporu, sunumunda, geleneksel sol, sosyal demokrat partilerin bildik söylemlerinin yer almamasına ilişkin, söylenmemiş bir başka saptama da benden olsun. CHPnin üyesi olduğu ABnin Sosyalist Enternasyonali, ülkelerdeki partileri ile birlikte, sol eksenini terk etti. Marksizimden esinlenerek kapitalist dünyada paylaşım için öngördüğü ne kadar ilke varsa, 1970ler, 80ler sonrası küresel rüzgârların etkisinde unutulup gitti.. Kabul edelim ki ABnin sol partileri piyasalar düzenine, ülkelerinin sağ partilerinden göreceli daha hızlı teslim oldular.

\n

Sorgulama büyük krizlerin ardından, sosyal devletteki ağır sapmalar, paylaşım denge bozuklukları, insan hakları, emek hakları kayıplarıyla ancak günümüzde yeniden gündeme taşındı. Türkiye koşullarında CHPnin AB ülkelerinin sosyal demokratlarından gelecek projeleri bekleme lüksü hiç yok.

\n

\n


Yazarın Son Yazıları

Yasa buyruğu bütçe.. 12 Aralık 2020