Kakofonik...

24 Kasım 2012 Cumartesi

Deneyimli, kimliğine güvenilebilecek dış politika uzmanlarının tartışmalara ilişkin söylemlerinden sağlıklı sonuç çıkarmaya çalışıyorum. Patriotlar Irak savaşında kullanıldığı ölçüler içinde istenmiş, Suriye sınırına yerleştiriliyorsa olası risklere bakıldığında çok da akıldışı bir durum yok. Türkiye siyaseten kendini sürüklediği noktada çeşitli riskler altında, kendi savunma gücü, teknolojisi ile kendini koruyabilecek donanıma sahip değil. NATOnun devreye girmesi ile Suriye savaşına doğrudan bulaşması, Suriyeye yönelik saldırılarda doğrudan taraf olması riskini de azaltabilecek bir konum...

\n

Öyle isePatriotları kim istedisorusu ile başlayan abuk sabuk ama sayılan olasılıklar nedeniyle çok da riskli, akla-kara kadar zıt sayısız çelişkinin ortaya konduğu bu şiddetli tartışmaların nedeni küçük hesaplı, kısır siyaset mi sadece? Gerçekten kamuoyunda ucuz siyaset adına yapılıyorsa çok da kaygı duyulmaması gereken bir tabloda, bir kaşık suda fırtına mı koparılıyor? Öyle olsa Rusya neden bu kadar kızsın ki? Hele de Türk hükümeti ile NATO yetkilileri arasındaki sert tartışmaları, zıt açıklamaları nerelere oturtacağız?

\n

Dikkatinizden kaçmamış olmalı, hükümetin en yetkin isimleri arasında her geçen gün artan çelişkili açıklamalarda Patriotlar üzerinden neredeyse uç bir çelişkiler yumağını yaşadık. Ağzı olan konuşuyor dedirten, her kafadan farklı sesin çıkması ile bizi aptala çevirip, uyutmada çok başarılı oluyorlar deyip bir taktik olarak mı kabul edeceğiz? Çelişkili açıklamalarda bu kez gerçekten işin aslının bilinmiyor olmasının, her şeyin oldubittiye gelmesinin payı daha büyük sanki...

\n

***

\n

Türkiye yeni NATO üyesi olmadı ki, içinde Başbakanı Dışişleri Bakanı da olarak sorumlu iktidar sözcülerinin işin aslını bilemeden konuştuklarını düşünelim. Hele de bu türden yararlanmanın geçmiş örnekleri varken, bu kadar farklı bilgilendirme çabasının olsa olsa siyaseten panikte, yaptıklarıyla, yapmak zorunda kaldıklarıyla, kendi de barışık olamayan bir iktidarın, sıkıştıkça yalpalaması, küçük kurnazlıklarla işi savuşturmaya çalışma çabası olarak açıklanabilir.

\n

Laf aramızda iktidarlarımız için bu türden yalpalı çıkışlar ilk değil... 10 yıllık icraatlarında sayısız önemli örnekleri olmasına karşın iktidarda kalabilmelerinin sırrı bana göre ele geçirilmiş medya gücü ile toplumun sorgulama, algılama yeteneğinin kırılmasında... Bir de Batı dünyası ile Doğunun yeni dengelerinde dış odakların, çok farklı hesaplarla da olsa, çıkarları adına, rest çekerken uzlaşan, en ağır çıkışları yaparken en büyük ödünleri verebilen, çok değişken bir yapıda, bu türden bir iktidarı kendileri için daha elverişli görmelerinde... Ancak bu çok yalpalanılan, Türkiye Cumhuriyetinin savaşlara bulaşmadan ayakta durmasını sağlayan politikalarından çok büyük sapmalarda başımıza çok büyük belalar gelmeden sıyırmalarda da artık ciddi kırılma noktaları yaşanıyor.

\n

Irak işgalinden tezkerenin Meclisten dönüşü ile göreceli sıyırmıştık ya... Suriyede durumumuz çok daha zor. Iraktaki yeni gelişmelerde iç savaş büyürse, başımıza Suriyeden daha büyük bir belanın geleceğinin de altı çiziliyor. Üstüne üstlük ABD, AB ülkeleri, NATOdan, Rusyadan, İsrailden... konuya göre çok daha fazla ülkeden gelen kendi çıkarları adına öfkeli çıkışlar yanında, bizimkilerin açıklamalarına yalanlama içeriği taşıyan bilgilendirmelerin de sayılarında kaygılanmamız gereken artışlar görülüyor.

\n

Bugüne kadar iç politikada başka, kendileri ile yaşanan gerçeklerde başka üsluptan hoşnut ülkeler, sanırsak kendilerine de yönelik yalpalama, değişken politikalardan rahatsız, bu kez bizim iç kamuoyumuzu da hedefleyen haber sızdırmalarını, yalanlamalarını artırdılar. İşlerine gelmeyen, iktidarlarının yalpalamaları, esnekliklerinden yararlanma şansını görmedikleri durumlar için, güvenilirliğin tüketilmesi anlamına da gelen, iç-dış politika vitrini için sahnelenmiş oyunların gerçekdışılığını sergilemekte her cepheden birden gelen yalanlamaların artışının anlamı gerçekten kaygı verici... İktidarlarının dış politikada dünyada büyük aktör olma tutkusu ile yola çıkmışken, büyük yalpalamalar, güven kayıpları, zikzaklarında... ülkemiz çıkarlarına zarar verme genel kavramından çok öte, gerçekten başımızı belaya sokan, bataklığa çeken tırmanışların kaçınılmaz olabileceğinin göstergesi bir tablo ortaya çıkıyor...

\n

Dört bir yandan gelen, kulak tırmalayan kakofonik çıkışlar, seslerin, akıl sağlığımızı bozmanın çok ötesinde, uzun yıllar barış içinde dengeleri tutturabilmiş ülkemizi, kaosa, büyük bataklığa, sıcak savaşların girdabına çekme güçleri var...

\n

Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020