Kaotik...

03 Kasım 2012 Cumartesi

Bana göre AKPnin medyadaki en akılcı yandaşlarından biri, dün zirvede iki başlılık, anayasal, yasal düzenlemelerdeki yetkilerin çatışması bağlantılı kaçınılmaz ortaya çıkan durumu kaotikolarak tanımlarken, zorunlulukolarak nitelendirse de AKPnin doğrudan katkısını çok çıplak özetleyiverdi...

\n

Gülün Cumhurbaşkanı seçilmesine, Meclisten alınması gereken yeterli oy sayısı üzerinden engel çıkarılınca, AKPnin çözüm refleksi ile referandumla seçimi gündeme getirdiğinisöyledi. Şimdi de yarıdan fazla halkoyu ile seçilmiş, ama yetkisiz cumhurbaşkanı, daha geniş yetkilerle donatılmış ancak oy oranı çok daha düşük başbakan olgusunda, çelişkilerin, çatışmanın, kaosun ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğunu savundu. Aynı yolda yürüyen Gül-Erdoğan kimlikleri sayesinde bugüne kadar işlerin yürümesinin ölçü alınamayacağını, var olan anayasal-yasal düzende gelecek liderler yönetimlerinde çok büyük sorunların çıkabileceğini öne sürdü. Eldeki siyasal tabloda, gelinen noktada durumu düzeltebilecek başkanlık sistemi ya da başka anayasal, yasal düzenlemelere şans tanımadığının da altını çizerek, çok usta bir yorumla, Gül-Erdoğan ikilisinin kader birliğinin ancak Türkiyeyi kaotik bir ortamdan kurtarabileceği sonucunu, çıkarımını yaptı.

\n

Dönemin koşullarında aldığı sayısal oy tartışmalı Gülün Cumhurbaşkanlığında diretilmesinde, Gül-Erdoğan ikilisi, AKP iktidarlarının siyasal sorumlulukları ya da sorumsuzlukları üzerinde hiç mi hiç durmadı. Türkiyenin 12 Eylül darbe anayasasından kurtulma gereksinimi ne kadar önemli, anlamlıysa da Türkiyede yerleşik, kurumlaşmış, bal gibi de işleyen parlamenter düzenin üstüne yamalı bir bohça gibi referandumla seçilen cumhurbaşkanı olgusunun yarattığı umacı, hilkat, hukuk garabetinin demokrasimize bağışlanamayacak ihanetine dokundurma bile yapmadı. En azından Başbakan Erdoğan ile aynı çizgide, sistemimize yine yamalı bohça olarak eklenmek istenen başkanlık sistemini savunuyor olsa da, (ki savunamadı) ortaya çıkacak daha da çarpıcı çelişkiler, sorunlar üzerinde hiç mi hiç durmadı...

\n

***

\n

Ucuz siyasi hesaplarla günlük, acil çözüm üretmenin, iktidarlarına iktidarda büyüme gibi çok anlamlı siyasi katkıları olsa da, Türkiyenin insan hakları, demokrasimiz, gelişmişliğimize bir diğerinden daha olumsuz yıkım etkilerinin bini bir para... Kimileri uzun dönemde, sonuçta elbette siyasi iktidarlarını da vuracak... Ancak ülkemizi, insanımızı, yaşamımızı kutuplaştırmadaki sonuçlarından kurtulmamız, bundan sonra çok olumlu adımlar atılabiliyor olsa da çok zor olacak...

\n

İşte günümüzün en sıcak gündemi açlık grevleri ile yüz yüze kaldığımız, elbette sonuçlarından çok korktuğumuz tehdidi, neden-sonuç ilişkileri içinde şöyle bir sorgulamaya ne dersiniz? Başbakanın yarayı kanatan ağır suçlamaları, PKK cephesinin sert çıkışları üzerinden, bu ölümüne inatlaşmada söylenenleri özetlemeye kalkışacak değilim. Bu kaotik çıkmazın içine nasıl düştüksorusundan yola çıkmak, bu saatten sonra, çok zor olan en az zararla çıkış yolları arayışlarını bulmada belki yararlı olabilir... Ortada barış içinde, birlikte yaşayabilmenin yollarını tıkayan, insan haklarına da aykırı hukuk dışı yollar söz konusuysa... Hukuk devleti düzeni, demokratik düzen içinde iktidar icraatları, parlamenter düzen, yargı sistemi işletilerek yapılacak işler vardır...

\n

İktidarları, Kürt sorununa, İslam kimliği, ekonomik - sosyal - siyasal çıkarlar üzerinden ağırlık koyma, siyaseten kazançlı çıkma hesaplarında çözüm reçeteleri üretmeyi seçmişse... Havuç-sopa uzatma yöntemlerini sırayla sahneye sokarak, bir görüşüyor - bir çatışıyor vitrininde zikzaklar çizmişse... Dünya çapında Ortadoğu çıkarları adına bu kadar çok büyük, kirli oyunlar oynanırken, tuzağa düşmemek, sağlıklı çözümlere ulaşmak, hele de toplumsal güven yaratmak olanaksızdır...

\n

Terörü kullanarak ırkçılık, ayrımcılık yapanlardan çözüm beklenemeyeceğine göre, iktidarlarının, bu gelişmelerdeki günahları ve sevapları ile sorgulanması zamanıdır. Aponun yakalanması ile de bağlantılı, terörün en alt düzeylere indiği yıllardan bugüne, terörün tırmanışı, sorunların katlanışının iktidar sorumluluğu atlanamaz. Zikzaklı, günübirlik siyasi, iktidar çıkar hesapları ile yürütülen politikalarda sivil ve de çok güçlü, yasama - yürütme - yargı bağımsızlıklarını tepetaklak etmiş, tek merkezli bir iktidar elinde, suç-ceza ilişkileri kanıtları ile ortaya konmadan, biriktire biriktire binlerle insan KCK operasyonu adı altında sonradan, toptancı suçlanıyorlarsa, ortada demokratik yasal hukuk devleti düzeni işleyişi yok demektir. Ortada bu kadar siyasallaşmış bir yargı, cezalandırma uygulaması varsa, karşı cephe olarak teröre odaklanmış açlık grevleri ile yüzleşmek de kaçınılmazdır. İşin içinden çıkmak artık sanılandan çok daha zordur..

\n

Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020