Katar Emiri’nden hediye uçak...

18 Eylül 2018 Salı

Siyasi tarihimizde, paha biçilmez(!) hediyeler üzerinden, paha biçilmez tuzaklarla ülkemizin geleceği, kaderi üzerinden oynanabilmiş çok büyük oyunların damgası vardır.. Ölenlere saygının gereği isim vermeden, kara mizaha kazılmış örneklerden birinde, yine parasal gücü çok yüksek bir ülkeye, ziyarete gitmiş, askeri darbe kökenli Cumhurbaşkanı’nın eşine o ülkenin kültürü gereği armağan seçilmesi için sunulan tabaktan, heyecanla “Bu bana, bu gelinime, bu kızıma..” diyerek seçilen mücevherlerin, bir kısmının olsun geriye çevrilebilmesi uğruna Dışişleri’nin yaşadıkları anlatılırdı. Tersine bir karalama örneğinde, Demokrat Partililerin çoğulcu demokrasiden sapma fiilleri kapsamında hak-hukuk ilkeleri içinde yargılanmaları yerine, örtülü ödeneğin suiistimaline kanıt Yassıada’daki cımbız ile damga vurulmuştur...
12 Eylül insan hakları, sendikal haklar, sosyal devlet örgütlenmeleri haklarının gasp edilmesinin Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tartışmalarında, sendikal, kazanılmış işçi hakları üzerinden Türkiye’nin kara listeye alındığı Sendika Özgürlükleri Komitesi’nde emekten yana savunmalardan sorumlu İngiliz sendika lideri, “Bizde hediye atın dişlerine bakılmaz. Ama biz sendikacılar kuşkucu insanlarız.. Bir de baktık ki, at yaşayamayacak kadar hasta..” polemiği ile söze girmiş, Türkiye’de iyileştirme, düzenleme adı altında gelen çok ağır emek haklarının kanıtlarıyla sunumuna, tartışmasına geçmişti..
Ülkemizde de çok yaygın, haksız kazanç, şaibeli ilişkiler ağında, bir o kadar kirli siyasal ilişkilerde geçerli uygulamaların pek çok yöntemleri yanında hediyelerin işlevi, ağırlığı atlanamaz.. Düğünlerin araç yapıldığı takı geleneğinin yanında dönem dönem iş kotarılması karşılığı hediyeler, yılbaşı, bayram armağanlarında ipin ucu öylesine kaçırılmıştır ki.. 27 Mayıs döneminin toplanan alyansları, belki de en abartılanı, sık sık yasaklama, kısıtlama genelgeleri yayımlanmak zorunda kalınılan kamu görevlilerine pahalı yeni yıl, bayram armağanları verilmesi yasakları, önlem alınma zorunluluğunun da kanıtları...

***

İflas masasına düşürülmüş Cumhuriyet’in Berin Nadi-İlhan Selçuk, Cumhuriyet Vakfı eliyle yeniden yaşama geçirilmesi sürecinde, çaresizlikten kısa bir süreç için Ekonomi Servisimize de ablalık yapmaya çalışıyordum. Dönemin TİSK ve TÜSİAD başkanları anlaşmış gibi bir-iki hafta arayla aradılar. Elbette Sendika ve Cemiyet ile olan örgüt bağlarımın da sıcaklığına dayanarak, benzer örnekler sundular. Bütçelerinde yerleşik düzen içinde gazetecilere dönük armağan, seyahat kotaları sorun yaratacak büyüklüklere varmıştı. Üstelik haber karşılığı tersine işliyor, dürüst gazeteciler sunulan yemek, seyahat, armağan harcamalarından uzak dururlarken, çoğunluk için çok olumsuz bir alışkanlığın yerleşmiş olmasından yakınıyorlardı.
İçtenlikle yönetimleri, üyelerini ikna edebilirlerse, öncelikle basın toplantısı çağrılarında tişört dağıtmakla işe başlamaktan vazgeçerlerse, Gazeteciler Cemiyetimiz, Sendikamızın bu olumsuz alşkanlıklara karşı etik savaşımda kendilerine destek vermeye gönüllü olacakları sözünü vermiştim. Tabii geri dönüş alamamıştık.
Eveleyip gevelemeden Katar Emiri’nin uçağını satma haberi ile başlayan gelişmelerden sonra, “Emir, ‘Türkiye’den para almam. Hediye ediyorum, hibe ediyorum’ dedi. O uçak şahsımın değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nindir”... Başkan Erdoğan’ın açıklaması ile ortaya çıkan tabloda, başta Kılıçdaroğlu, muhalefet liderlerinden gelen eleştirilerin çok ciddiye alınması gereğinden yana olmalıyız. Hele de söz konusu tartışmaları gölgeleme adına, Atatürk’ün özel mirası, vasiyeti üzerinden İş Bankası hisseleri ile yapılmak istenen polemiklerin, bir o kadar haksız, medyatik tuzağına düşülmemesi gereğini önemsemeliyiz. Sadece 12 Eylül yönetiminin açtığı davaların ters tepmiş, kaybedilmiş olması nedenleriyle de değil. Siyasetteki kirlilik tuzaklarının evrensel ölçekleriyle de..
Örneğin çarkların en çok parayla döndüğü, ayakta kaldığı zengin Amerika’da seçim kampanyalarına rüşvetin katılmamasını sağlamak yolunda çok ciddi yasal önlemler, kurallar, denetimler söz konusudur. Pek çok Amerikan Başkanı, seçim kampanyalarına karıştırılmış rüşvet yerini alabilecek hesapların sonradan ortaya çıkmaları ile doğru orantılı, ağır yargılamalardan geçirilmişler, iktidarlarından olmuşlardır. Şimdilerde Trump’ı koltuğundan edebilecek gelişmelerin odağında, para bile değil, siyaseten gizli Rusya desteği yargılamalarındaki gelişmeler çok kritik bir dönemeçte. Trump’ın sağ kolunun konuya ilişkin itirafçı olmayı seçmesi sonrası, son yorumlarda Trump’ın yargılanmaktan kurtulamayacağı, koltuğundan olacağına kesin gözü ile bakılmıyor mu?  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

NATO’nun neresinde? 15 Haziran 2021