OHAL millet değil devlet içinmiş..

23 Temmuz 2016 Cumartesi

Darbeyi atlatıp OHAL’e geçiş sürecimizi, Başbakan Binali Yıldırım’ın değerlendirmesi ilginçti; “Vatandaşın hayatını normale döndürmek için, devlet kendine OHAL ilan etti. Devletin içine çöreklenmiş bu ur, pislik OHAL’le temizlenecek. Belki darbe atlatıldı ama tehlike tümüyle geçmiş görünmüyor..” dedi..
Darbe gecesinden bugüne bir haftayı devirdik.. Darbe girişimi gecesinin sızan yeni görüntülü bilgilendirmeleri, tanıklı ifadeleri ile ayrıntılara ulaşıldıkça kaygılar hafifleyeceğine derinleşiyor. 14 yılın tek, güçlü iktidarları cephesi, iktidar ortaklıklarının bozulması sonrası aralarındaki iktidar, devleti ele geçirme savaşlarında Feto cephesinin kanlı darbe girişiminin insanlık dışı boyutlarının sergilenmesinde, tüm ayrıntılarla kamuoyuna ulaşılması yolunu seçti.. Kaygı, dehşet içinde izlediğimiz Meclis’te kalarak direnen milletvekilleri içinde, Meclis’e atılan bombaların, en şiddetli depremlere dayanıklı binada yarattığı hasarların görüntüleri, sivilleri rehin alan darbeci komutanın “halkı vurun” emri, havadaki kaosun birbirinden daha ürkütücü sahnelerinin tek tek gelen ayrıntılı gerçeklerinin dehşeti, albaydan emir alan paşa gerçeği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sınırlı dakikalar öncesi oteli terk etmesinden sonra kaldığı otelde yaşanan kanlı çatışmaların ayrıntıları, Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı’nın en yakın çevresinin darbecilerle kuşatılmış olması gerçeği ile ortaya çıkan acı gerçekler, çatışmalar, can kayıpları.. Hangisini hafife alabiliriz ki?
Dünyada eşi benzeri görülmemiş 15 Temmuz darbe gecesi bu ülkeye yaşatılanlardan sonra Başbakan’ın deyişi ile “Devletin içine çöreklenmiş bu ur, pisliğin temizlenmesi”ne bu ülkeden karşı çıkabilecek ses olabilir mi ki. Bu ülkenin çileli insanı, “Bu canavar, sizin deyişinizle ur, pislik en çok sizin iktidarlarınızın sorumluluğunda, sizin gönüllü destek, önlerini açmalarınızla bu ülkemizi, devletimizi çökertebilecek güce, ittifaklara, örgütlü boyutlara ulaştı, devletin kurumlarının içine kök saldı..” diyebilecek tiynette hiç olmadı.. Başbakan darbe gecesinden bugüne peş peşe gelen icraatlarına ilişkin neden millete güvence vermek gereğini duyuyor?

***

Devletin başka cemaatlere teslim edilebileceğine ilişkin kaygıları besleyen çıkışları, ilkel kabileler gibi öfke nöbetlerini, tepki cezalandırmalarıyla hukuk devleti düzeni zaten ayaklar altında olan ülkemizde, çok daha acımasız uygulamalara geçilmekte olunduğunun somut İktidarları icraatlarının peş peşe gelen adımlarını.. darbe üzerinden demokrasiden daha da ağır ödünler verileceği korkusunu, toplumun aslında çoğunluğunun yüreğine sessiz oturmuş dehşeti, “sivil darbe paranoyası” olarak hafife almayı olanaklı kılabilir mi?
Yaşadığımız en ağır askeri darbe, tüm sonuçları ile 12 Eylül süreci değil miydi? Yaşamın her alanına dönük sol ağırlıklı örgütlülüklerin silindir gibi üzerinden geçildiği dönemin cezaevlerinden geçirilenleri on binlerle sayılabilmiş, canlarını kaybedenler yanında binlerle ağır işkenceden geçirilmişlerdi.. Devleti kurtarma adına, çok çeşitli insan hakları ihlallerini içeren ağır suçlar işlenmişti. İktidarlarının, Hükümetin vatandaşın hayatını normale döndürmek için devletin kendine ilan ettiği OHAL uygulamalarına daha bugünden önyargılı bakmaya kalkışmadan, demokrasimiz geleceğimiz adına güvenli bakabilir miyiz? “Keşke” diyebilmemiz için Cumhurbaşkanı’ndan başlayan, Hükümete uzanan icraatlarda atılan ilk adımlar o kadar çok tersine gidiş sinyalleri veriyor ki..
Meclis’e yönelik Fetocu darbenin dünyada örneği olmayan bombardıman saldırısından sonra, demokratik duruş sergileyen milletvekilleri, siyasi partilere kuru teşekkür yeter mi? Yaşan bu ağır koşullarda Cumhuriyetin kurtuluş, kuruluş sürecindeki en zorlu koşullarında bile vazgeçilmeyen geleneğinden geri dönüş içeriğindeki İktidarları operasyonunu nereye oturtacağız? Neden tüm partilerin, milletvekillerinin iradesi ile gereken acil yasaların çıkarılması, Meclis’in sürekli güçlü açık tutulması yerine, ilk adım hukuken by-pass edilmesi anlamına gelen OHAL rejimi seçildi? Yetmedi OHAL yürürlüğe sokulmadan, önceden hazırlanmış listelerde şimdiden yüz binlere ulaşacağı anlaşılan kamu operasyonları gündeme girdi... MGK toplantısı, Bakanlar Kurulu toplantılarının ilanını Erdoğan açıkladı.. Sabah Saray’dan ezanı dinliyorken, camilerden Diyanet’in okuttuğu hutbelerle halkımız bir haftadır, demokratik siyaset değil, din üzerinden siyasete yönlendiriliyor...  


Yazarın Son Yazıları

Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020