Önce Buyruk Ona Göre Hukuk...

26 Ağustos 2014 Salı

CHP milletvekili Faik Öztrak’ın soru önergesine Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in verdiği yanıta göre, kamu ihale mevzuaatı 11 yılda 113 kez değiştirilmiş. İktidarlarının çok boyutlu yandaş kayırma, yolsuzluklar suçlamalarına da konu olan kamu ihalelerinde, deyim yerinde ise ihalenin verilmesi istenen katılımcıların koşullarına göre, ilgili yasa maddelerinde değişiklikler gerçekeştirilebilmiş. Mehmet Şimşek’in Öztrak’ın soru önergesine verdiği yanıttaki rakamlar, 2002’de yürürlüğe giren 4734 sayılı Kamu İhale Yasası’nın köküne kibrit suyu döküldüğünü, 2001 yılında yapılan reformların içeriğinden, ilkelerinden geri dönüldüğünün belgesi niteliğinde. İhale Yasası tam 32 kez değiştirilirken, 11 yılda gerçekleştirilmiş yasa maddesi değişikliği 135 olmuş. Yasanın 70 maddesi olduğuna göre de her madde en az bir kez, çoğunluğu en az iki kez değiştirilmiş bulunuluyor. Erdoğan iktidarları kendi getirdikleri yasanın hükümlerini uygulamada almak istedikleri sonuçlara göre değiştirip dururlarken, doğal olarak bu keyfiliğin faturası vatandaşa çıkmış...
Öztrak’ın dün yaptığı konuya ilişkin açıklamadan söz konusu verilerin notlarını toparlarken, televizyon kanallarının ana haberlerinde, 17 Ağustos tarihinden geçerli Seçim Kurulu sonuçları ile Cumhurbaşkanlığı kesinleşmiş Erdoğan’ın, hâlâ elinde tutuğu Başbakanlık, parti başkanlığı kimlik ve yetkileri ile fiilen katıldığı son Bakanlar Kurulu toplantısının sonuçları alınmamıştı. Ancak söz konusu toplantının gündemine ilişkin habercilerin verdikleri bilgilere göre bu toplantıda henüz yapılmamış AKP Genel Kurulu’nda yasal Başbakanlık ve parti başkanlığı seçimlerinin sonuçları alınacak Davutoğlu hükümetinin öncelikleri, kadrolarının yine Erdoğan’ın istemleri doğrultusunda belirleneceğinin açıklanmasında bir sakınca görülmüyordu. Sadece AKP’nin sorumlu yönetim kadroları, organları açısından değil, seçmeni, kamuoyu, medya algılaması, egemen sunumlarla kamuoyunun güdülenmesi açısından da tek lider, kararlarda son sözü söyleyen Erdoğan’ın söz konusu kararlarının tartışılması, ağızlara alınacak değildi.
Kararların anayasaya, ilgili yasalara, demokratik ilkelere, geleneklere aykırılığının tartışılamazlığı, Erdoğan’ın Başbakanlık, parti başkanlığı, çiçeği burnunda seçilmiş cumhurbaşkanı kimliklerinin üçü bir arada, AKP Genel Kurulu yapılmadan önce, Davutoğlu’nun yeni kurulacak hükümetin başbakanı, AKP genel başkanı olarak ilan ettiği açıklaması itirazsız kabul görmüştü. Görüntülerle yapılan yayına ilişkin medya yorumlarında AKP’nin kıdemli yönetici kadrolarının Erdoğan’ın söz konusu açıklamasını biraz buruk, diğerlerinin alkışla, sevinçle karşıladıkları bilgisi verilirken, söz konusu yöntemin yürürlükteki hukuk düzeni, demokrasi ilkelerine, AKP organlarının yetkilerini gasp edilmiş olmasına ilişkin en küçük bir sorgulama bile gündeme gelmemişti...

***

Yine dünün haberleri arasında CHP’nin anayasal, yasal hukuk hükümlerinin, demokratik ilkeler ve geleneklerinin çiğnendiğine ilişkin hukuksal itirazlarının, ortak bir çalışmanın ürünü olarak yargıya taşınacağının açıklaması vardı. CHP’nin ortak çalışmasının hazırlayıcıları, Erdoğan’ın Başbakanlık ve parti başkanlığından tarafsız olması zorunlu Cumhurbaşkanlığı’na geçiş sürecindeki anayasal, hukuksal düzeni yok sayan takvim, keyfi uygulamalarının AKP’nin gelecek hükümetleri, kadrolarını denetimi altında tutma çabalarının, anayasa, ilgili yasalar, demokratik ilkeler, yerleşik uygulamalara aykırı hukuk ihlaleri, ilgili uygulamaları ile geniş bir rapor haline getirilmişti. Anayasa Mahkemesi’ne CHP adına başvuruda, kanunsuz emir ve talimatlarla demokratik devletin işlevlerinin yerine getirilemez hale sokulduğu, ilgili maddeler sayılarak özetlendi, söz konusu hukuksuz uygulamaların iptali kararının verilmesi istendi.
Dünün güncel haberleri arasında, yine Başbakan Erdoğan’ın “dindar ve kindar gençlik istiyorum” açıklamasının ardından, kendi hükümetinin Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, yürürlükteki yasalar çerçevesinde Meclis’e getirme gereğini duymadığı, doğrudan AKP milletvekilleri eliyle getirilen önerge ile dayatılan dört artı dörtlü, kendi iktidarlarının çıkardıkları daha önceki yasaları da değişiren yürürlükteki son yasa ile, kamuoyundan uzak tutulan Bakanlık uygulamaları ile yaratılan ucube eğitim sisteminin sonuç sorunlarının haberleri vardı.. Cumhuriyet’in henüz yürürlükte “eğitim birliği” ana ilkesi, ilgili hükümleri yok sayılarak, hukuka göre ancak meslek okulu ve gereksinim oranında olması gereken imam hatiplere öğrencilerin zorla kaydedilmelerinin gelişmeleri vardı. Sözde merkezi sistemle gerçekleştirilen sınav sonuçları, bağlantılı yerleştirme sonuçlarında, aylardır yapılan uyarılar, kaygılar yok sayılmış, çok sayıda öğrenci imam hatiplere kaydedilmişti.
Sözde zorlama olmadığının görüntüsü için de, boş kalan kontenjanlara göre ailelerin, ikinci, üçüncü değiştirme dilekçeleri ile yer bulabilirlerse çocuklarını başka okullara kaydedebileceklerinin bilgisi veriliyordu. Gerçek şu ki, sessiz ve derinden en iyi binalar, araçlar, sınıflarla imam hatiplerin kayırılması yetmemiş, tersinden eleme sistemi ile zorlama kaydırma gündeme girmişti. Öğrencilerin sınavlarda, kontenjanları sınırlı okulları kazanamadıkları gibi bir sonuçla haksız, hukuksuz oldubittiye boyun eğmeleri öngörülmüştü..  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları