Savunmadan hak - hukuk arayışına sandıktan tepki

07 Aralık 2021 Salı

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’na Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan’ın seçilmesinin tek başına haber değeri varsa da tek başına verilmesi çok da anlamlı değil. Seçimin ardından yaptığı açıklamanın içeriği çok daha anlamlı olmalı; “Bundan sonra meslektaşı yerlerde sürüklendiği zaman kafasını kuma gömen değil haksızlığa, hukuksuzluğa karşı çıkan TBB göreceksiniz” demesi, sözünü vermesi değerli.

Çok uzun yıllar içinde demokratik örgütlenmeler, hakların savunulmasında tanıklıklarımdan çıkmış olmazsa olmaz ölçekler var. Aklınıza hangi yaşam alanının örgütlenmeleri gelirse gelsin, düşünce özgürlüklerinden sendikalara, insan haklarından kadın hakları özeline, yaşamın her alanına dönük, demokratik kitle örgütlenmelerine, akıldan çıkarılmaması gereken bu sonuç açıklamayı uyarlayabilirsiniz. Elbette sözde kalmaması özde gerçekleştirilmesi için, gereken çalışmaların, duruşun, değerlerin sonuna kadar savunulduğu, özeninin gösterildiğine ilişkin, inandırıcılığın geçerli olması koşulu ile..

Baroları deneyimlerime dayanarak artı bir gözlemimi de paylaşmalıyım. Avukatlar, hukukçular, ömür boyu ister savunmanın bireyleri, isterse bilimsel kimlikleriyle hukuk dilinde kazandıkları deneyimlerin birikimi ile, dertlerini anlatabilmekte yıllarla da bağlantılı olarak ustalaşırlar. İtiraf ediyorum, baroların başkanlık koltuklarına kadar yükselmiş olanlarının söylemlerine hayranlık duymamak olanaksız gibidir. Ustalıklı savunmaların perde arkasındaki gerçek hukuksal haklılığı okuyabilmek öylesine kolay bir iş olmasa gerektir. Gerçek yaşamlarında ne yaptıklarına, nerelerde durduklarına çok titizlikle bakmak da gerekir.

Kimi zamanlar savundukları değerlere hayranlık duyduğum kimi başkanların, gerçek yaşamlarındaki duruş çarpıklıklarının düş kırıklıkları üzerinden de çok acı anılarım olmuştur.

***

Barolar Birliği’nin son genel kurulundan çıkarılması gerekli dersimize gelince bana göre Saray, tek adam rejiminin hak-hukuk-adalet düzenine koymuş olduğu ambargoya dönük, savunmadan gelen önemli, anlamlı bir ders çıkarılması gerekmektedir. Hangi aklı evvellerin akıllarına geldi hiç bilemem ama baroları cepheleşmiş örgütlere dönüştürmek üzere akıllardan ırak olması gereken bir hamle gündeme getirilmekle kalmadı, dayatıldı. Çoklu barolar projesi ile yandaş barolar örgütlenmesi emredildi gibi. Yandaş hukukçular için bile öylesine akıldışı bir ayırımcılık olacaktı ki içten içe direnmek zorunda kaldılar.

Akıl almaz ödünler, kongre geciktirilmeleri ile, yandaş barolar yaratılmanın ötesinde büyütülemediler. Ancak İstanbul ve Ankara’da sınırlı üyelerde kalınınca, birinden doğrudan delege katılımı ile garantili artı oy sağlanmış olsa da yandaş Barolar Birliği yaratılamadı. Sandıktan yandaşların oyları ile bile direniş oyları baskın çıktı. Başından çoklu baro çıkışına karşı durmuş olsa da sonrasında direnemeyen, direnen hukukçuların polis şiddeti ile susturulmalarına yeterli dayanışmayı gösteremeyen, birlik adına tepkilerini koyamayan Barolar Birliği başkanlık yönetimi kaybetti. Başından direnenler safında öne çıkan kadroların adayı başkan seçildi. Çoklu barolar oyunu ile hukukçuları birbirlerine kırdırma çabaları geri tepti. Gerisi fasa fiso..

Güncel gündemden bir iki satırbaşı ile nokta koymak gerek.. 12 Aralık’ta DİSK’in Kartal’da yapacağı mitingin simge sloganı dün açıklandı; Başkan Arzu Çerkezoğlu “Artık yeter, geçinmek istiyoruz” simge sloganı ile yürüneceğini duyurdu. Dün başlayan Meclis’teki bütçe çalışmalarına gelince yokluk, yoksulluk, yolsuzluk bütçesi olacağı sloganı öne çıktı. Başından bütçenin başında olması gereken Cumhurbaşkanı, başkanlığın, AKP’nin başkanı bütçe maratonunda alması gereken yerini bakanlarına devretmiş. Hadi hayırlısı..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları