Sıfır SorundanBataklığa...

28 Haziran 2011 Salı
\n

AKP üçüncü dönem iktidarına oy artışı ile girerken, iktidar gücünün sarhoşluğunda atılan, atılmak istenen adımlarla Türkiye, öngörülemeyen gelişmelerle, hızla, iç ve dış politikada sıfır sorundan bataklığa sürüklenme tehdidi ile yüz yüze kaldı.

\n

Dün dünya medyasında yer alan Türkiye-Suriye savaş senaryoları..” vize zorunluluğunu kaldırdığımız, iyi ilişkiler kurduğumuzdan güvenli olduğumuz uzun sınır bağlantılı komşumuz ile nasıl bir gelecek ilişkilerinin habercisi? Son gelişmelere ilişkin değerlendirme yapan uzmanlar, Suriye ile sorunların büyümesinin asıl anlamının İran ile karşı karşıya gelmek olacağını anımsatırlarken.. Dahası giderek daha çıplak görünür boyutları ile.. Irak, Afganistan, Pakistan bataklıklarına saplanıp kalmış ABD, AB hükümetlerinin dış politikalarında işin içinden sıyrılma arayışlarında, Türkiyeye yıkılmak istenen sorumlulukların arttırılmak istendiği ortada iken...

\n

İçerde oy artışı ile üçüncü dönem iktidara gelişte AKPden, Başbakan Erdoğanın balkon konuşmasına uygun kısa bir dönem için de olsa, muhalefetle barışçı, nefes alıcı ilişkiler için adımlar beklenirken bugünkü Meclis açılışına şaibeli bir tabloda giriş, beklenmedik boyutlarda gerilim, ürkütücü gelişme.. Cumhurbaşkanı-Başbakan ikilisinin krize çözüm reçetesinde anayasa değişikliği önerileri ile muhalefetin karşısına çıkmaları ise, sivil demokratik anayasanın olmazsa olmazı toplumsal uzlaşma yerine, pazarlık, güç dayatma, şantajla.. AKP iktidarının anayasal düzenini kabul ettirme.. içerikli yaklaşımın göstergesi gibi. Meclisin açılışının önündeki sorun, seçilmiş, milletvekili olma haklarını kazanmış kişilerin haklarını kullanabilmeleri, Meclise gelip yemin edebilmeleri, görevlerine başlayabilmeleri.. olduğuna göre, Meclis çoğunluğu da elinde iktidarın 1. dereceden sorumluluğu öne çıkan sorunlara Meclis çatısı altında çözüm üretebilmenin yollarını açmak..

\n

***

\n

Alman Türk Vakfının, Konrad Adenauer Vakfı ile Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin katkılarıyla düzenlediği 25. Türk-Alman gazeteciler seminerinin, 23-24 Haziran gerçekleştirme tarihleri ile Ortadoğudaki köklü değişim bağlamında Türkiye ve Almanyabaşlığı, günümüz gelişmelerinin sorgulanması, masaya yatırılmasında doğrusu iyi bir fırsat oldu.. İki ülkenin gazetecileri yanında, uzmanların verilere dayalı sunumları, Türkiye ve dünyanın büyük değişimleri sürecinde yaşanan kimi çarpıcı olayların ilişkilendirilmesi, açıklanmasında yol göstericiydi.

\n

ABD, AB merkezlerinin, İslam dünyası, petrol, enerji kaynakları üzerindeki ülkelerde.. Uzun bir geçmişi olan diktatörlükler, şeyhliklerle kurulmuş çıkar ittifaklarının tükenişi sürecine girilmişti.. İki kutuplu dünya dengelerinde İslami terör örgütleri ile yapılmış ittifaklar ise çok önceden düşmanlıkların, baş tehditlerin odağına dönüşmüş, ılımlı İslami projelerle ABDye yakın siyasi akımların güçlendirilmesi dönemine geçilmişti.. ABDnin 11 Eylülü sonrası gündeme giren genelde terör, özelde İslami terör odağında mücadele sürecinden; öngörülemeyen Afganistan, Irak bataklıklarında müttefik Pakistandaki çakılıp kalma, kaosların üremesiyle ise geri dönüş arayışları kaçınılmaz olmuştu. Ancak yine öngörülemeyen Arap baharları”, sokak başkaldırıları, birbirinin tersi, mezhepler, cemaatler, aşiretler çatışmaları ekseninde iç savaşa dönüşme, hem de hiç öngörülmeyen ülkelere sıçrama özellikleriyle bir kez daha tüm dengeleri değiştirdi.

\n

Bölgelerin dünya dengeleri, enerji kaynakları üzerindeki önemi, genel ittifaklar, düzen adına denetlenmeleri zorunluluğunu gündeme getirirken, öngörülebilir, denetlenebilir olmaktan çok öte, çelişkili çıkarlar yumağı ile kaosu üretme nitelikleri kaygıları arttırmaktadır. Geçen hafta içinde ABDde Meclisin Obama iktidarına Libya müdahale kararının hesabını sorması tek başına, kafa karmaşası, görüş ayrılıkları, çıkmazlar, kaos için çok çarpıcı bir sahne. ABD kamuoyu dünya nimetlerinden yararlanmaktan vazgeçmeden, doğrudan işgallerin, insan hakları ihlalleri, savaş suçları sorumluluğundan kaçınma yollarını bulunmasını istiyor. Hele de askeri müdahaleler, savaş kaosunun bedelinin ödenmesine karşı duruyor.

\n

AB ülkelerinde son büyük piyasalar krizinin bedeli ile ortaya çıkmış daha da dramatik bir gerçeklik var: İki ülke dışında ortak paranın kullanıldığı tüm ülkelerde sıfır altında çok olumsuz gelişmeler, büyük krizler var. Kaldı ki AB askeri güç kullanımında hep ABDye, NATOya dayanmıştı. Petrol çıkarları anlamında çok önemli Libyada bile ancak havadan bombardımanla muhalefetin desteklenmesi projesi şimdiden kör topal. Yanlışlıkla sivillerin vurulması, kaçanların açık denizlerde boğulması sadece insani dram boyutları. Bu tempoda Kaddafinin devrilmesinin çok zorlu olabileceği kabul edilmiş.

\n

Yani AKP kadrolarının İslam dünyasını yönlendirme sevdalarına prim veriliyor. Türkiye İslam dünyasındaki çelişkili çatışmaların bataklığına hızla çekiliyor.. Türkiyedeki insan hakları, demokrasi, hukuk devleti ihlallerine göz yumuluyor.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020
Yaralar nasıl sarılacak? 28 Ağustos 2020