Suriye de, Libya, Afganistan olsun mu?

05 Kasım 2019 Salı

Suriye’nin geleceğini belirlemeye yönelik masaların biri şekillenmeden, bir diğerinin çalışmaları başlıyor. Biz ulaşabilen bilgilerle mezhebine göre sonuçlar çıkarmaktaki yeteneklerimiz, önyargılarımz bir yana, sözde özünde ülkemizin güvenliği, bütünlüğünü koruma adına “beka” öncelikli çoğunluk uzlaşmasına “evet”le söze girenlerin, sonuç çıkarımlarında bile, somut güncel soru başlıklarına verilen yanıtlar akla-kara kadar çelişkili olabiliyor..

Hafta sonu son gelişmelerin, tartışmaların özetleri niteliğinde verilen dünkü sabah haberlerini zikzaklı izlerken, AKP-MHP kutsal ittifakının içinden bile, birinin evet dediğine, diğerinin hayır dediği gözlemleniyordu. Hafta sonunun Saray siyasetine yandaş korosundan çıkan ağırlıklı söylemlerde, kuşkusuz çok da haklı, gerçekçi boyutları ile Amerika’nın kaderlerinin belirlenmesinde belirleyici olduğu tüm ülkelerin sonuç olarak paramparça, kimilerinin parçalanmanın ötesinde yüzyıllar geriye çekildiklerinin örneklerini sayıp durdular.. 

Esad’ı, Esed olarak tanımama ısrarcılıklarını koruma koşuluyla, Rusya ve İran ilişkileriyle Saray’ın siyasi duruşunun kesinlikle Suriye’nin parçalanmamasından yana olduğunun çerçevesini çizdiler. Amerika’nın Suriye siyasetinin ise icraatlarının bütünlüğü içinde, başarılabilirse Irak benzeri bir parçalanma, olamazsa daha gevşek bir konfederal model yaratma amaçlı adımlarını bir bir sıraladılar. Sorgulama Başkan Erdoğan’ın Amerika’ya gidip gitmemesi olunca ise hem gidip gitmeme, hem de gidilmesi halinde izlenecek gündem üzerinden ayrıştılar..

Uzaktan serinkanlı bakanların, bendeniz gibi dillerinin ucunda, zamanı işlevi olmadığı gerekçesi ile tartışamadıkları soruların içinde ise, kuşkusuz doğrudan Suriye üzerinden, adları sık sık geçirilen ülkelere dönük, Libya, Irak, Afganistan hatta Pakistan, pek çok Afrika ülkesi içinde, İslam dünyasında, Ortadoğu’nun her köşesinde, yaşananlarda Türkiye’nin devlet olarak değil elbette, ancak hepsine birden dönük olarak iktidardaki siyasi erk üzerinden sorumlulukları kafalarda ayrıntılı, somut siyasetler, adımlar, kanıtlarla..dolaştı durdu..

Benim içimde en çok oturmuşları arasında, Libya’da taraf olunamayacağı sözünün üzerinden zaman geçmeden, Türkiye’nin parçalama, Libya’nın işinin bitirilmesinde, başrole oturtulması, Türkiye’ye de elbette çok ağır bedellerle geri dönüşü vardı. Daha bir ağır geleni, Irak işgalinde Türkiye üzerinde operasyon için, tezkere sözü verilmesi karşılığı, Ecevit koalisyon hükümetinin parçalanması, Erdoğan liderliğinde milli görüşten koparılarak Gülen Cemati ile koalisyon ittifakı kurulmasıydı. Afganistan operasyonlarında biçilen rol ile, Pakistan’ın da savaşa girmemişken, içten daha dramatik parçalanması sonuçlarına, Filistin çökertilirken, Hamas üzerinden akıtılan kanda, tüm Ortadoğu ülkelerinde, halklarının başına gelenlerde, Türkiye siyaseten çoğunlukla söylemde haklı eleştiriler yapsa bile üstlendiği rollerle ne kadarı ile doğru adımlar atabilmişti?..

Öyle kritik bir noktada, iki arada bir derede, Amerika’nın apaçık olmanın ötesinde gözümüze soka soka alınan bir dizi siyasi kararlarında bal gibi de yılların birikimi projelerinin tutkulu büyüsünde icraatlarla, siyasi oyunlarla yüz yüzeyiz ki.. Amerika içinde dönekliği, yalanlarıyla akılcı analizlerin yapılabilmesi olanağını bırakmayan, hâlâ da iktidar gücünün, kalıcılığının üzerinden çeşitli senaryolar yazılabilen Trump üzerinden çözüm üretmenin yolu var mıdır? Varsa hangi koşullarda olabilir?

Dün öğleden sonrasında akılcı yanıtlar adına tartışmaların içinden çıkan görüşlerden sağlıklı satır araları okuma çabasında iken, akılcı yaklaşımlarına en çok güvenebileceğim, Saray’ın “monşerler” damgasını yemiş biri Amerika’nın, diğeri Rusya’nın kritik dönemeçlerde Türkiye’nin büyükelçiliğini yapmış iki deneyimli emekli büyükelçimizin, bir diğerini tamamlayan değerlendirmelerini, yandaş duyguları paylaştığım pek çok gerçekçi saptamalarını dinledim..

En sıcak gündemli sonuç çıkarımlarında Suriye için barış adına masaya oturulması her şeye rağmen olumlu bir adım. Olumlu sonuçlarının çıkması hiç de kolay görülmese de, daha da geri dönüşü olmayan parçalanma formülleri, çöküşü önlemeye dönük umutlar için zaman, ortam yaratabileceği için, Suriye’nin bugüne gelişinde izlenmiş birçok yanlış siyasi adımı şimdi tartışmanın zamanı değil. Türkiye adına Saray siyasetinde çok dikkatli yeni adımlar atılması, yanlışların sürdürülmemesi koşulu ile Başkan Erdoğan Amerika’ya gidecekse Amerika’ya verilmesi gereken en gerçekçi mesaj da, siyasi şov çıkışlar yerine, T.C’yi, devleti, parçalama siyasetlerinin sergilenmesi..



Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020