Suriye Siyaseti Sil Baştan

27 Temmuz 2013 Cumartesi

Düne kadar PKK’nin Suriye kolu PYD’nin Esad yönetiminin yanında olduğu biliniyordu. Dahası Esad yönetiminin iktidarına karşı direniş örgütlenmesinde başrolde olduğu varsayılan Türkiye, AKP iktidarına karşı bir atak olarak özerk Suriye Kürdistanı hareketinin önünü açtığı, doğrudan olmasa da özerk Kürdistan’ın kuruluş girişimini desteklediğini açıklamaları ile dünyaya duyurmuştu. Özerk Kürdistan girişimi ile Suriye muhalefeti arasında, Kürtlerin yoğunlukta olduğu bölgelerin egemenliği üzerinden birkaç ay önce de kanlı çatışmalar yaşanmış, Türkiye sınır hattı değilse de söz konusu bölgelerde Kürtler arasında “Rojava mucizesi” olarak da ilan edilen, bir tür geleceğin konfederal yapısı içinde yer alacakları varsayılan özerk Suriye Kürtlerinin egemenliğinde yönetimler oluşturulmuştu.
Ceylanpınar’da çok sayıda yaralı ve iki gencimizin ölümüne yol açan sınır tanımayan kurşunlarla ise geçen günlerde yeniden başlayan kanlı ikinci büyük çatışmalarla, Türkiye sınır hattı yönetiminin, El Nusra militanlarının kontrolünden PYD militanlarının kotrolüne geçirilmesi operasyonlarını öğrenmiş olduk. Sınır hattında asılan bayraklarla, aslında nüfus yoğunluğu olmayan alanlarda da Suriye sınır boyunun PYD’nin kontrolüne geçişini izledik. Gelişmelere ilişkin PKK, Türkiye Kürt siyasi hareketi, Avrupa sözcülerinden gelen açıklamalarda, barış, Kürt açılımı sürecinde Türk hükümetinin Suriye’de sınır komşusu olarak El Nusra militanları yerine PYD yönetimini seçmesi, gelişmelerden sevinilmesi gerektiği ortak vurgulaması dikkat çekiciydi. Üzerine
Barzani yönetiminin Kuzey Irak’ta, dört ülkenin Kürt hareketlerini buluşturan son toplantısının gündemi, içeriği ile birlikte dünyaya, en çok da galiba Türkiye kamuoyuna duyuruluş biçimi, son gelişmelere nokta koyarcasına dikkat çekiciydi.
Türkiye, İran, Irak, Suriye Kürtleri yıllardır dünyanın da gündemine olan Büyük Kürdistan’ı doğrudan kurmaya kalkışmıyor, her ülkenin koşulları içinde kendi özgür iradeleri ile kaderlerini çizmede dayanışma içinde, üst örgütlenme çatısı altında da olacaklarının altı çiziliyordu. Ucu açık, ayrı sınırları çizilmeyen bir tür üst konfederal örgütlenme sonuçta ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel işbirliği, dayanışmada sınır tanımıyor, ilgili üst örgütlenme yapılanmalarına açık tutuluyordu. Dört ülkenin sınırları içinde yaşayacak Kürtler aynı zamanda bu ülkelerin koşulları içinde yine ucu açık, bir biçimde konfederal yapılanmaya dönük olarak haklarının geliştirilmesi savaşımında gerekli ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel savaşımlarıyla kazanımlarını geliştireceklerdi..

\n

***

\n

Dünün tarihi ile bu son yaşananların güncel gelişmeleri, adımların da ucu hem çok açık, bir o kadar da esnek, yeni yorumlara açık. Suriye Kürdistanı, PYD hareketinin lideri Müslim’in önceki gün gerçekleştirdiği sürpriz ziyaretle Türkiye’ye, İstanbul’a geldiğini, yetkililerle görüşmeye başladığını öğrendiğimizde, sınırdan gördüğümüz PYD bayraklarının jest olarak indirilip Suriye direniş örgütlerinin ortak bayrağının asıldığını da görmüş olduk. Başbakan’ın ağzından da dinlediğimiz açıklamaların bütünden Türkiye’nin Suriye muhalefetini birleştirmek üzere yeniden atağa geçtiği, PYD’nin de bu anlamda uyarıldığı anlaşılıyordu.
Suriye Kürt hareketi PYD’nin Irak’taki ortak toplantıların da çerçevesinde, diğer Suriye Kürt hareketleri ile birlikte bugüne kadar hiç çatışmadığı Esad’ın karşısında, muhalefet ile ittifak içinde olacağı bilgisi medyamızca servis edilirken yapılan değerlendirmelerden çıkan ortak vurgulamalara göre, artık herkesin tanıdığı Irak Kürdistanı’ndan sonra uzun süreçte Suriye Kürdistanı, konfederal yapılanmada özerk yönetiminin olabilirliğinin altı çiziliyordu. İran Kürtleri için öngörü yapılamazken Türkiye’de demokratik, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel gelişmişlik, özel nüfus dağılımları ile de bağlantılı, sınır tartışması, ayrılma, kopma tehditlerinin söz konusu olamayacağı güvencesinin altı çizilip duruluyordu.
İktidar eksenli söz konusu güvenceyi sorgulamalıyız... Çünkü pek çok şeyin de değiştiği anlamına gelebilecek bir başka gerçeklik; Türkiye’nin Suriye siyasetinin sil baştan değiştiğine ilişkindi. Kuzey Irak yönetimi, PKK, El Nusra, PYD, Suriye muhalefet örgütlenmeleri, Mısır’da çatışan tarafların örgütleri derken uluslararası ilişkilerinde İktidarlarının muhatap tarafları resmi ülkeler yönetimleri olmaktan çıkmıştı.
Komşuları ile sıfır sorunla, dünya ölçeğinde büyük ittifaklarla yola çıkan
Erdoğan iktidarları, hepsiyle birden, Ortadoğu, İslam dünyası politikalarında, dahası ABD stratejik ortaklığında, AB ülkeleri ilişkilerinde öylesine savrulmuştu ki ülkelerin resmi taraf devlet yönetimleri yerine, doğrudan direniş, ayrılıklarını ilan etmiş, siyasal örgütleri ile yüz yüze kalmıştı.

\n

Yazarın Son Yazıları

Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020