Ucu açık yanlış, kaç doğruyu götürür?

22 Haziran 2021 Salı

Bilgi ölçme testleri, tüm sınavlar için geçerli kurala göre, iki yanlış bir doğruyu götürür. Bilmeden şansını deneyerek yanıtlamayı denetleme, önleme adına bilime dayalı ölçüt olarak tartışmasız kabul görmüş, dünya ölçeğinde geçerli kuraldan söze girmiş oluyoruz. Klasik evrensel sıralanabilecek gerçekleri bıkkınlık boyutlarında tartışmalardan dinlediğimiz için geçiyorum. Geldiğimiz noktalarda şöyle bir gündem akışı içinde, karşımıza çıkan gerçek gelişmelerin, en yaşamsalları üzerinden yüreğinizi en çok sıkan, canınızı en çok yakan, geleceğimiz adına en fazla kaygı duyuranları şöyle bir akıl süzgecinizden geçirmenizi öneriyorum..

İsyanları oynatan boyutlarda içinizi karartanları şöyle bir saymaya çalışın. Üşenmeyin bir de Pollyannacılık oyunu oynayın, sizin için ucu açık bile olsa en umutvar duygusu veren gelişmeleri de doğrular hanesine yazmak için çırpının. En bonköründen doğru sonuçlar üretebilecek adımlar için bile doğruyu işaretlemeyi seçin.. Ucu açık yaşamımızı karabasana çevirmekte olan yanlış işler, olumsuzluklar yanında elinizde hiç doğru kalmamasıyla, kaçınılmaz dibe vuruşun gerçekliği ile yüzleşmiş olmuyor musunuz?

Lamı cimi yok, her gün yeni yenileriyle yüzleşmekte olduğumuz yaşamsal sorunlarımızın yumağında, karabasanında, nefes alamaz noktalardayız.. Artık gündem oyunları ile vatandaşın yüzünü güldürebilecek hiçbir çıkış yoluna ışık yetmiyor.. Sorunlar yumağında böylesine ağır çıkmazların içine düşmemiş olsaydık.. Örneğin aşılamada kazanılmış ivme ile turizm gelirleri artışlarına umutla bakabilirdik. Ermeni seçimlerindeki sonuçlar üzeriden bile savaşa nokta konulmuş olması, ülkemizde kaçak çalışan Ermeniler, Rusya’nın duruşları bağlantılı, gerçekler üzerinden de kaçınılmaz yeni bir sınır kapısı, ticaretin gelişmesi bekletileri ile olumlu ışıktan söz açabilirdik..

***

Başkan Erdoğan her konuya sonuna kadar girmek adına önceki gün Babalar Günü üzerinden de gençlerle konuşmuş, hiç değiştirmediğini göstermek adına mı bilemem bir kez daha erken evlenmek, en az üç çocuk sahibi olmak, aile kutsalına özen.. tezlerinden vazgeçmediğini göstermiş.. 

Meslek okulları kutsalı üzerinden 2002’den günümüze istatiksel verilere şöyle bir göz atmaya ne dersiniz? Meslek okulları kapsamında okul, kontenjan patlaması zorlaması, siyasal ideolojilerinin gereği, imam hatipler olarak algılandığından, sanayinin gelişmesinin olmazsa olmazı gerçek meslek okullarının geliştirilmeleri dibe vurmuş. Hem sayısal hem de içerik olarak elbette.. Şimdi bir tek virüs salgını üzerinden yaşadıklarımızda gördük ki hızla gelir getiren tek eğitim, gerçek meslek okullarındaymış..

Tamam, imam hatipler bayat tartışmasını asla ve de katiyen, siyaseten olsa bile gündeme getirmek aklımızdan geçmiyor. Ama Eğitim Bakanlığı’nın kaynakları siyaseten zorlanarak yaratılan bina, öğretmen, öğrenci kaynak artışlarına karşın yüzleşilen gerçek ne? Kapasitesiz, kalitesiz eğitime sürüklenme ile artık iş bulamayan imam hatip mezunları gerçeği ile yüzleşme olunca, olan zorlama eğitimde kuşakların harcanması oluyor.

Cami kapasitelerinde dünya rekorlarını kıran ülke olarak, hovardaca haksız kazanç harcamaları üzerinden gerçeklere hiç girmesek bile içleri giderek boşalan, doldurulamayacak camiler gerçeği ile yüz yüzeyiz. İstendiği kadar saklansın, gerçeklerle yüzleşmeye kalkışılsa ancak Erdoğan’ın simge kimliği üzerinden taşımalı cemaatler koşulları yaratılarak kılınan toplu namazlarda cami içleri ve sokaklar doldurulabiliyor. Elbette halkımız dini inaçlarından vazgeçmiş olduğu için değil, halkın çoğunluğunun yaşadığı alanlarla ilişkisi kurulmamış yanlış yerlere odaklanılmış dev ve çok pahalı yatırımlarla açıklanacak bir çarpık algı, yapılaşma, kültürün eseri bir durum..

***

İllere, ilçelere yayılmış üniversiteler açma histerisinde, yükseköğrenim maliyetleri, gerçek gereksinmeleri, bilimsel, bilim insanına yatırımlar üzerinden olmazsa olmazlar.. Bilimin kalitesinin aşağılara çekilmesinde gidiş uçurum. Yeterli yetiştirilmemeleri, gerçekçi bilim alanlarına kaydırılamamış olmaları nedeniyle işsiz üniversitelilerde rekorların kırılması, burs paralarının ödenememesi.. İş bulunamamasının sonucu hacizle yüz yüze gençler, onları nasıl koruyabileceklerine çözüm yolları bulamadıkları için çaresizliklerden çare beğenmek noktasında olan aileler.. Toplumsal geleceğimize olumsuz katkıları cabası.

Eğitim, dünyanın en zengin ülkelerinin asla israf yapmamak için en çok çırpındıkları alanların başında geliyor. Salgının en ürkütücü süreçlerinde bile gelecek kuşakların önlerini karartmama adına en çok çabayı göstermelerini sadece duygusal mı sanıyorsunuz? Bedelini en doğru hesaplıyor olmalarından..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları