Uzlaşmacılık Kriterleri...

26 Şubat 2013 Salı

Tek kutuplu dünya, piyasalar düzeni ekseninde, insan hakları, demokrasi, hukuk devleti düzeni, sosyal devlet.. özetle yüzyılların insan hakları savaşımı ile kazanılmış evrensel ne kadar hak arama kriterleri varsa çaktırmadan, fiilen rafa kaldırıldılar; insanlığın, toplumsal örgütlülüğün bilinçaltına püskürtülerek güncel hak arama kriterleri olmaktan çıkarıldılar. Güncel geçerli biricik kriter “uzlaşma”. İster uluslararası, isterse ulusal ekonomik, sosyal, siyasal sorunların çözümünde, sınıflar, ideolojiler, insan eksenli evrensel değerler algılama kapsama alanımızın dışına atılmış olarak sorunların biricik çözüm aracı uzlaşma, uzlaşmacılık kriterleri olunca, haliyle söz konusu uzlaşma gündeminin kapsamı çerçevesinde güçlü tarafın lehine “kazan, kazan”, zayıf taraf için de “ustalıkla pazarlığı en az kayıpla kapat” kriterleri biricik belirleyiciler. Gerisi medyatik algılamalarda gerçekleri tersyüz edebilme ile savunma sorumluluğu üstlenilen toplumsal tabana durumu siyaseten yutturmaya kalıyor...
“Toplumsal, güçlü, ortak arayışımız” insan hakları, demokrasi, barış, kan dökülmemesi.. gibi yaşamsal, bir o kadar da haklı istemlerse, en yaşamsal sorunlarımız, çok güçlü bir toplumsal iradenin baskısıyla masaya yatırılmışlarsa, uzlaşmacılık kriterleri ile de olumlu sonuçlara varılamaz mı? Dünyanın, insanlık tarihinin en kirli savaşlarının sonuçlarında bile bir barış masası, savaşı noktalayan bir anlaşma yok mudur? Her zaman için çok yönlü dengelerin de belirleyiciliğinde, güçlünün lehine acımasız sonuçları bir yana... Tek ideoloji “Bireyin özgürleşmesi, bireyin kimlik haklarının bütünü üzerinden, yeniden ayrışarak buluşma, birleşme”... Şu ünlü “tek ideolojili” tezden uzlaşma anlaşmaları ile bir yerlere varılamaz mı.. söylemleri allanıp pullanıyor, beynimiz yıkanıyor...

\n

***

\n

Hani dini imanı olmayan paranın kuralları üzerinden, piyasalar düzeninin sürekli kazanması ile sonunda bireyler, işçi sınıfı, insanlık da üzerine düşen payları alacaktı? Hâlâ “geçiş döneminin acılarına ödenen bedellerine bakmayın, uzun süreçte insanlık, işçi sınıfı kazanacak..” diyebilenler kaldı mı? Gidiş o gidiş ki, işçi sınıfının, üretici emekçinin geometrik kayıpları, çökertilmesinin üzerine dünyanın tüketilmesi eklemleniyor... Ya insanları ırk ve inançları üzerinden, yüzyıllar öncesinde kaldığı sanılan ırkçılık, dincilik, mezhepçilik.. üzerinden çıkar savaşlarına sürükleyen, cepheleşmeyle çatıştırılan, hepsini birden ezmeyi kolaylaştıran düzenin çarklarının dişleri arasından ezilen, birbirine kırdırılan halklar nasıl kurtarılacaklar?
Farklı ırklar, dinler, me
zhepler üzerinden birlikte, barış içinde yaşamanın anahtarı, ayrımcılıklar körüklenerek, köyden başlayarak kentlere, ülkelere uzanan bir halkada tek tek nüfus dağılımları toplanarak, ortak değerlerde buluşma olabilir mi? En yaşamsalı da evrensel insan hakları, demokrasi, hukuk devleti düzeni, paylaşım ilkeleri, sosyal devlet koşulları, kriterleri bir yana atılarak hepsinin yerine “uzlaşmacılık kriterleri” güçler hesaplaşması konabilir mi? Hangi ölçekten yola çıkarsanız çıkın, kriterleriniz uzlaşma ise ölçümlemeyi ırk-din-mezhep ayrımcılığını koruyarak, sayısal verilerden, söz konusu uzlaşmanın güçler dengesinden yapmaya kalkışacağınıza göre, güçlünün güçsüzü ezeceği bir uzlaşma sonucu söz konusu olmayacak mı? Güçlerin denge savaşlarında uzlaşma kriterleri her gün nerede ise değişebildiğine göre, yeni uzlaşmalardan önce hep kan akacak, büyük çıkar çatışmaları sonucunda, eşitsiz uzlaşmalar gündeme gelmeyecek mi?
Güncel örneklemeler yaparsak... ABD-emperyal eksenli çıkarlar, kendilerini tehdit eden ağırlıklı İslami terörü gerekçe yaparak, enerji ağırlıklı çıkarlarını kollamada Irak ve Afganistan’ı askeri işgallerinde bölgede kaç milyon sıradan Müslümanın, yoksul halklardan insanın hayatı kaydı? Ne kadar kısa bir zaman dilimi içinde, önce sistemi canlandıran, sonra da kendi krizinde zorlayan hızlı dengeler değişiminde yaşananlara bir bakalım hele... ABD-AB eksenli ittifak artık Rusya ve Çin-Hindistan başta, çok farklı dengelere, ekonomik gelişmeye öncelik vermiş konumdalar. Radikal İslami tehdide karşı ılımlı İslam projeleri zaten en başından
“uyumlu İslam” olarak algılanmış, uygulanmıştı... Arap baharlarındaki istenmeyen gelişmeler eklenti, çoktan doğrudan taraf olmaktan vazgeçildi. Önde olmaya heveslendirilen iktidarımız zor durumlara düşürüldü...
Şimdi bizim yaşamsal sorunumuz pratikte PKK eksenli bir uzlaşma noktasına getirilmişken, İktidarlarının bugün için iyi ilişkiler içinde olduğu ABD’ye de daha yakın Kuzey Irak Kürdistanı gerçeği bir.. Suriye’de önce bizim
Esad karşıtı muhalefete tam destek vermemizin karşılığı, Esad’ın bize karşı oluşturduğu iddia edilen Suriye Kürdistanı, sonrasında bizim desteklediklerimizle çatışıp uzlaşmış, yeni bir model olduğu öne sürülen, yine çok yeni Rusya-ABD dengelerinde Esad muhalefeti içinde yer almaya çalışan Suriye Kürdistanı iki... Başkanlık sistemi karşılığı-konfederal çözüme akan bir uzlaşma, evrensel insan haklarının yerine geçirilebilir mi?

\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Akıl ne söylüyor? 3 Ağustos 2021