Yüzyılın Krizi

15 Ekim 2011 Cumartesi
\n

\n\n\n

Ekonomiye çok farklı bakış açıları olan ekonomistler, yaygınlığı, kitlelere etkisi açısından yüzyılın en büyük ekonomik krizi ile yüz yüze olduğumuz olgusunda birleşiyorlar. Türkiyenin bu krizden en az zarar görecek ülkeler arasında olduğu tezi de giderek ağza alınmaz oluyor. Dahası Türkiyenin göreceli şanslı olduğu vurgulamasını yapanlar da hemen arkasından lehine ve aleyhine olan koşulları sıralarken altı çizilen olumsuzluklar gün gün artıyor...

\n

Örneğin, Türkiyenin daha önce yaşamış olduğu kriz sayesinde bankacılık sisteminin güçlü olduğu efsanesi artık dile getirilmiyor. Büyük risk olmasa da krizden sıyrılma güvencelerinin, rezervlerinin sanıldığı kadar sağlam olmadığı itirafları geliyor... Bizim için çok ağır, can yakıcı olan, Bakan Şimşekin Yapılan zam değil, güncellemedediği, cebimizden alınacak 5.5 milyarlık özel tüketim vergilerinin krizi önlemedeki değeri, anlamı için ekonomistlerin değerlendirmeleri günü kurtarma”, “ağrı kesici ile ağrıyı geçici olarak dindirme...Krizden kaçabilmek, kaçışı yok ya, en az zararla çıkabilmek için çok ciddi yeni yapısal önlemlerin zorunlu olduğu vurgulanıyor...

\n

Sözün özü Yunanistan üzerinden, sorumsuz, hodbin soğuk şakalar yaptığımız günler çok çabuk geride kaldı. Daha düne kadar en hızlı büyüyen ülkeler arasındayızşeklinde böbürlenirken şimdi ne kadar küçülebileceğimiz, öngörülerin gerisine düşebileceğimiz üzerine hesaplar yapılır oldu. Uyarılara karşın hep hafife alınan cari açık, şimdilerde risk kamburu, korku, kaygıları besleyen odakların başında... Dünyadaki büyük ekonomik, sosyal, siyasal değişim dalgalarında gerçekten şans rüzgârlarını, dalgalarını yakalamış, çok anlamlı, nerede ise atılmış hiçbir adım, proje yokken aslında kendi konumunda olan ülkelerden daha az, ama sonuçta piyasalar düzeni içinde işlerin tıkırında gittiği varsayılan Türkiyede pembe tablolar çizdirebilecek rüzgârlar yok... Erdoğan hükümetleri ilk kez gerçek bir sınavla yüz yüze geliyorlar.

\n

***

\n

Kızılcahamam toplantılarında bu gerçeği görecek ve de halkımızın çıkarlarından yana önlem arayışlarını öne çıkaracaklarını umalım... Aksi, kendilerine iktidarda büyüme şansını yakalatan, gemiyi arkadan hızla yürüten şans rüzgârlarının durması sonrası, ilk gerçek ekonomik krizden çıkış sınavında, kendilerinin sınıfta kalmalarının çok ötesinde, hepimizin yaşamını çok daha ağır olumsuz etkileyecek, çarpacak bir tablo olur... Sahibinin sesi medyanın da bizi gerçeklerden koparması sayesinde, piyasalar düzeninin sanal düşlerine, işlerin çok iyi gittiği masallarına öylesine inandırıldık ki... 2002den bu yana olumsuz giden çok önemli gelişmeleri görmezlikten gelmesek de hafife aldık... İnsan eksenli ekonomiden, üretimden, karnımızı doyurma güvencemiz tarımdan vazgeçmenin anlamı üzerinde bile durmadık. Cumhuriyet kuruluşundan günümüze yaratılabilmiş üretim potansiyelimizin çürütülmesinden, yağmalanıp ucuza satışından, işsizlik patlamasından, büyük gelir dağılımı çarpıtılmasından, yoksullaşma, yoksunlaşmadan, sosyal devletten sadaka düzenine geçişten dersler çıkarmadık...

\n

Kirli, sanal bir dünyanın piyasalar düzeninden gelen, en çok korkulması, kaygı duyulması gereken sıcak para akışı ile kurduğumuz saadet dünyası, kökleri olmayan büyüme durunca, henüz olumsuz sonuçlarını bile yaşamadan ağzımız açık bakakaldık. Ekonomi bilgisi sosyal politikalara, insan yaşamına duyduğu gazetecilik ilişkisi ile sınırlı biri olarak, kara senaryolar yazmak benim haddim değil; içinde yaşayan, sevdikleri, ülkesinin insanları ile birlikte paylaşacağını, asıl ağır bedeli ödeyeceğini bilen biri olarak ise kına yakabileceğim bir tablo hiç değil...

\n

Erdoğan iktidarlarının aklı varsa, için için gülümsenen, kötü hallerinden hak edilmemiş böbürlenme payları çıkardıkları zengin kuzey dünyasının can, temel parçası AB ülkelerinin başlarına gelenlerden dersler çıkarırlar... Başbakan Erdoğanın kankası Berlusconiye dün daha fazla direnmeden iktidarı terk etmesi uyarısı yapılıyordu. İtalyadaki krizin İspanyadan çok daha derin, içinden çıkılmaz olduğu ekonomistlerin o buz gibi diliyle anlatılmaya çalışılıyordu... Yani gülüp geçilen, Yunanlıların ağustosböceği halleri benzetmesinden çok daha farklı bir tablo var ortada... Türkiyenin insan, üretim eksenli güvenceleri ise 2002 yılının çok gerisinde...

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Yasa buyruğu bütçe.. 12 Aralık 2020