Tuncay Mollaveisoğlu

Adalet enkazında gazetecilik: Sesimi duyan var mı?!

09 Eylül 2020 Çarşamba

Vicdan sahibi herkes onların suçsuz olduğunu biliyor...

Bugün bir kez daha hâkim karşısına çıkacaklar; Barış Pehlivan, Murat Ağırel, Hülya Kılınç... Aylardır “delil karartma” şüphesi ile tutuklular. Oysa delil dediğiniz tweet, yani sosyal medya paylaşımları... Nasıl karartabilirler?

OdaTV yazarı Müyesser Yıldız 3 aydır tutuklu ve hakkında hâlâ bir iddianame yok!

Gazetecilerin özgür bırakılacaklarını tahmin ve umut ediyorum... Ancak tutuklu geçirdikleri her bir günün geri gelmeyeceğini bilerek de kahroluyorum.

*

Başınızı kaldırıp memleketin nasıl bir adalet enkazına dönüştüğüne bakın...

Gazetecilik, ifade ve basın özgürlüğü; 2007 yılında AKP’nin -adı o dönem cemaat olan- FETÖ ile ortak yaptıkları operasyondan bu yana 13 yıldır yargılanıyor...

13 yıldır, operasyonların, kumpasların adı değişti, planlayıcıları değişti, uygulayıcıları değişti... Ama gazetecilerin üzerinden arşa yükselen haksızlığa, kumpasa, iftiraya uğramışlık duygusu değişmedi!

*

1999’da Gölcük depreminde, kötü siyaset ve yolsuzlukların yıktığı binalar arasındaydık...

Kurtarma ekibi tüm çevreyi susturup, gürültüleri sıfıra indirip enkazın altındaki karanlığa sesleniyordu;

“Sesimi duyan var mı?..”

Türkiye’de adalet, yetmez ama evetçilerin desteği ile demokrasi ve aydınlanma savunucularının üzerine çökertildi.

Gerçeği arayan gazeteciler, ya işsizlik çölüne sürüldü ya da beton duvarların ardına gömüldü. 

İdam tartışması, din istismarı, sözde milliyetçilik gibi iktidarın suni gündem gürültülerini susturup hukuk ve adalet karanlığına milletçe haykırmalıyız; 

“Sesimizi duyan var mı?!..”

O enkazın altından demokrasiyi, hukuk devletini, şeffaflığı, Atatürk devrimlerini elbirliği ile kurtarmalıyız...

Çok geç olmadan...

Liberallere günaydın, AKP yargıyı ele geçirdi

Akılları şimdi başlarına geldi...

Gazetecilik, anayasal haklarımız, geleceğimiz AKP karartmasının tehdidi altında diyorlar.

Liberal “aydınlar”, AKP’ye kurulduğu günden, kapının önüne konuldukları ana kadar destek olanlar, şahane sivil toplum kuruluşu diyerek FETÖ’yü aklayıp yazılarında, ekranlarında güzellemeler yapanlar, Atatürk’e burun kıvırıp, ikinci Cumhuriyetin peşinde koşanlar, ulusalcılığı, Kemalizmi terörle anıp kumpas davalarına destek verenler...

Çok geç kaldınız...

Hukuk sisteminin, bağımsız yargının, yüksek mahkemelerin Saray’a bağlandığı referanduma alkış tutuyordunuz...

Tek adam sistemi Türkiye’de adaleti ortadan kaldıracak,

AKP’li olanın adaleti olacak,

Adalet tanrıçası Themis’in terazisi iktidar lehine bozulacak,

Artık yurttaş olanın değil, AKP’li olanın anayasal hakları, adil yargılanma ve savunma hakkı olacak, 

Haklı olanın değil partili olanın adaleti olacak... dedik. Onlarca yazı ve TV programları ile uyardık... Sizler uçan saraya binmekle meşguldünüz...

Ne zamak ki Osman Kavala tutuklandı, Türkiye’de adaletin olmadığını fark ettiniz... 

Oysa bizler hukuku lastik bir ölçü gibi çıkarımıza göre uzatıp kısaltmıyoruz. Osman Kavala 3 yıldır tutuklu... Kavala’ya yapılan büyük bir hak ihlali, insanlık ayıbıdır. Aynı düşünceyi paylaşmasak bile ilk günden bu yana Kavala’ya yapılan haksızlığa dikkat çekiyoruz. 

Keşke sizler de bu ülkenin Atatürkçü aydınlarına yönelik iftira ve yalan kumpasına benzin dökmek yerine karşı çıksaydınız...  

Önceki gün her röportajı ile gündem yaratan İpek Özbey’in İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu ile yaptığı söyleşi Cumhuriyet’te yayımlandı. Durakoğlu sadece kendi tespitlerine göre 200’e yakın AKP’li avukatın savcı ve hâkim yapıldığını söyledi.

AKP, yargı operasyonu ile en otoriter rejimlere şapka çıkarıyor...

Geçmişin özrünü dilemeden, muhasebesini yapmadan özgürlük ve demokrasi savunuculuğuna soyunmak ise sizde inandırıcı durmuyor...


Yazarın Son Yazıları

Kilit... 29 Temmuz 2020
Delege... 22 Temmuz 2020
15 Temmuz’dan bugüne 15 Temmuz 2020
Savunma kazandı (mı?) 24 Haziran 2020