Tuncay Mollaveisoğlu

Laf çok icraat yok!

08 Nisan 2020 Çarşamba

“Her koyun kendi bacağından asılırmış...”

Koronavirüsün dünyaya öğrettiği bu oldu.

Virüs korkusu insanları kendi iç dünyalarına, küçük evrenlerine kapattı.

Devletler de “önce vatandaşımız” diyerek maske ihtiyacından ekonomik desteklere kadar bir dizi önlemi dış dünyaya sırt çevirerek uyguluyorlar...

Kim derdi ki; anlı - şanlı ülkeler birbirlerinin elinden maske kapma yarışına girecek... Yakın zamanda bu “kavga” tarımsal ürünlerde kendini gösterecek...

*

Nüfusunun önemli bölümü tarım ile geçinen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, “Haziran ayından itibaren gıda sorunu yaşayabiliriz” diyerek ilk uyarıyı yapmıştı. Çerçioğlu, korona salgını sırasında ve sonrasında ülkelerin kendi dertleri ve sorunları ile baş başa kalacağı gerçeğinden hareket ediyordu.

Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan “ekilmeyecek tek karış toprağımız” kalmayacak dedi.

Ancak devamı gelmedi... Yani her bir karış toprağı çiftçi nasıl ekecekti?

Mazot - gübre - elektrik fiyatları dünyanın en bereketli topraklarının çölleşmesine neden olmadı mı?

Mazotta indirim var mı? Yok! Gübre fabrikalarını özelleştirdiniz. Gübrede indirim var mı? Yok... Sulama için elektrikte indirim?.. O da yok.

Peki, çiftçi boş bıraktığı tarlasını nasıl ekecek?

*

Tarım Bakanı ne güzel anlatıyor...

Tarım ve Orman  Bakanımız var, bilmiyorum siz biliyor musunuz?

Sanki başka bir iktidarın bakanıymış gibi çok doğru açıklamalar yaptı;

“İstiklal Savaşı’nda bile bir gram gıda ithalatı olmadı. Binlerce yıllık tarımsal geleneğimiz var” dedi.

“Tarım, savunma sanayiinden daha önemlidir” dedi.

“Dünya, tarımın ve gıdanın önemini bu salgında daha iyi anladı” dedi.

Oysa Batılı ülkeler; tarımın, gıdanın hayvancılığın önemini uzun yıllar önce anlamışlardı... Bu nedenle korona ile mücadele ederken bile dünyanın en ucuz etini, sütünü, yumurtasını, meyve ve sebzesini tüketebiliyorlar...

Tarımın, gıdanın, üretimin önemini anlamayan AKP iktidarının ta kendisi...

12 bin yıl önce yeryüzünde tarımın ilk doğduğu Anadolu coğrafyası, AKP’nin neo-liberal politikaları ile kurudu! Çokuluslu tarım ve tohum şirketlerinin telkinleri ve Batı’nın emperyalist baskıları etkili oldu.

Batılı ülkeler kendi çiftçisini destekleyerek üretim yaptırırken Türkiye’ye “sen tarlanı ekme biz size teşvik verelim” dedi!

Dünyada tarlasını, bağını, bahçesini ekmeden devletten para alan tek üretici modeli Türkiye’de...

Üretici değil yani... ekmediği tarlada, boş bıraktığı hektar başına para alıyor!

*

 Köyler boşaldı... Üreticiler kasabalara, şehirlere inip asgari ücrete mahkum oldular. Çoğu hizmet sektörüne girdi, “şanslı” olanlar memur oldu...

Köylüyü üretimden koparıp hizmet sektöründe perişan eden politikaların sahibidir AKP...

Köylüyü milletin efendisi olmaktan çıkaran...

*

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli kendisinden emin... Dünyada gıda arzında sorun yaşanmayacak, Türkiye de rahat olsun diyor...

Oysa mesele fiyatların ne olacağı... Aynı açıklamada kendisi söyledi, “Rusya’ya limon vermedik, fiyatı 4 dolara çıktı” diye!

Türkiye’yi buğdaydan çileğe ithalat mahkûmu haline getirdiniz... Dünyanın en pahalı etini, peynirini, meyvesini yoksulluğundan utanan Türk halkına yediriyorsunuz...

Sayın Bakan; topluma ucuz ve güvenilir gıda temin ettiğiniz zaman görevinizi yapmış olacaksınız...

Yandaş müteahhitler tarım işine mi giriyor?

Yeni bir proje olarak açıklandı, milyonlarca dönüm hazine arazisi tarım alanına çevrilecekmiş.

İyi, ama mevcut tarım arazilerini ekip biçemezken Hazine arazilerini tarıma açmak neden? Üstelik bu araziler şehir yakınlarından seçilecek...

Amaç ne? Devasa boyuttaki Hazine arazilerini kimler alıp ekecek?

Çiftçiler kendi arazilerini bile ekemezken Hazine arazileri kimlere verilecek?

Doğrusu bu haberi duyunca umutlandım! Belki müteahhitlikte sıkışan yandaşlar tarım işine soyunuyordur. Yıllardır çiftçinin beklediği teşvikler yandaşların sektörde pozisyon alması ile çıkabilir!    


Yazarın Son Yazıları

Eyy Hollanda! 15 Nisan 2020
Laf çok icraat yok! 8 Nisan 2020
Köyde virüs var... 18 Mart 2020