Tuncay Mollaveisoğlu

Rapor gerçek, denetçi gerçek, sahte olan ne?

11 Mart 2020 Çarşamba

Mahkemelerin çoğu yapılan haberin belgeli olup olmadığı ile ilgilenmiyor.

Haberle ilgili şikâyet önlerine geldiğinde, yazının öznesinde kim ya da kimler var, ona bakıyorlar!

*

Cumhuriyet bir süredir manşetten verdiği haberlerin aynı yerden tekzibini yayımlamak zorunda kalıyor.

Habere konu olanlar mahkemeye başvuruyor, hâkimler ise haberin belgesini sormak, gerçekliğini sorgulamak yerine ışık hızı ile tekzip ve ardından da habere erişim yasağı getiriyorlar.

Türkiye Varlık Fonu’na büyük kârla devredilen PTT’nin, Varlık Fonu yönetimi altında olağanüstü zarara uğradığını gazetemizin manşetinden haberleştirmiştik. Hatta 5 milyon TL’ye oda parfümü satın alındığını, PTT’nin alt şirketler kurarak denetimden uzaklaştırıldığını, kurulan şirketlerin kötü yönetimini, isimler ve rakamlar vererek yazdık.

Haberimiz büyük ses getirdi, Meclis’te soru önergelerine konu oldu. Ancak neredeyse aynı hızla önce tekzip yayımladık ardından “PTT vurgunu” başlıklı haberimize, yayımlandıkları tüm siteler dahil olmak üzere “erişim yasağı” getirildi.  

Oysa yasaklar getiren mahkemenin öncelikle haberin gerçekliği ile ilgili sorular sorması, buna göre kararını vermesi gerekirdi. Öyle olmadı. Türkiye’nin moda tabirle “israf” hanesine kalın rakamlarla giren bu haber, mahkemenin erişim yasağının ardından buhar oldu!

Tıpkı PTT’de buharlaşan milyonlar gibi!

*

İlgilileri sormadı ama ben toplumun vicdan mahkemesi önünde bu köşeden açıklamalıyım; PTT vurgunu haberini Türkiye Varlık Fonu’nun iç denetim birimi raporuna dayanarak yazdım. Haberde geçen skandal harcamalar ve iki yılda oluştuğu belirtilen 900 milyon TL zarar, denetçinin saptamasıdır. Gazetemizin yayımladığı tekzip metninde yuvarlak cümlelerle mesele geçiştirilmiş, haberin gerçeği yansıtmadığı belirtilmişti.

Yani ben sahte bir haber hazırlamıştım… Buradan tarihin hakikat belleğine not düşüyorum; PTT vurgunu ve Türkiye Varlık Fonu ile ilgili yazdığım haberi bizzat Varlık Fonu’nun denetçisine ait bir rapora dayanarak yazdım. Denetçinin adı ve raporu elimizdedir. Ayrıca haberin ardından PTT’nin tüm üst düzey bürokratları görevden alınmışlardır.

Hem rapor, hem de denetçi gerçek olduğuna göre Türkiye Varlık Fonu’na ve ilgili mahkemeye soruyorum; sahte olan ne?

***

Barış’a vuran el!

O gardiyan, memleketi saran kötülüğün fotoğrafıdır…

Hukuksuzluğun, cinnetin ve cehaletin…

Gazeteci Barış Pehlivan, cezaevine girerken sırtı yumruklandı.

Barış’ı korumakla görevli devletin memuru onu darp ediyorsa, bu saldırı geçiştirilemez, yok sayılamaz…

*

Libya’da şehit olan MİT görevlisi ile ilgili haberler nedeni ile tutuklu sayısı 6’ya yükseldi. OdaTV Haber Müdürü ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu ile muhabir Hülya Kılınç’ı tutukladılar önce.

Ardından OdaTV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’ı, Yeni Yaşam Haber Gazetesi’nden Ferhat Çelik ve Aydın Keser’i… Ve yakından tanıdığım gazeteci kardeşim Yeniçağ yazarı Murat Ağıreli

Deneyimli hukuk insanları ile konuşuyorum; “Tutuklanmaları için hiçbir sebep yok” diyorlar.

Peki, neden tutuklandılar?

Başta muhalefet partileri olmak üzere demokrasiye ve hukuka inanan sivil toplum kuruluşları, iş insanları, meslek örgütleri bu soruyu, arkadaşlarımızın tutuklu kaldığı her gün sormalıdır.

En korkunç şey alışmaktır… Hukuksuzluğu, zulmü içselleştirmektir…

Barış’ların, Murat’ların ailelerinden, çocuklarından ayrı geçirdikleri her gün ortaçağ karanlığının günleridir.

Bu iktidardan ne beklenir ki?” diyerek yaşanan adaletsizliği kabullenmeyin…

*

FETÖ’nün yargıyı emrine bağladığı ve kumpas davalarından her gün birilerinin içeri atıldığı dönemi hatırladım; vatandaş; “Onlar neden içerde?” diye sormak yerine “Siz neden dışardasınız?” diyordu tutuklanmayanlara!

Bir toplumu zulme alıştırmak böyledir… Korkuya hapsetmek, kabuğuna sindirmek…

Hem içeride hem de dışarıda itilip örselenen, morali bozulan, yoksulluktan canına kıyanların olduğu bir toplumda geleceğe dair sadece umutlar vardır…

Umudu koruyan, yeşerten adalete inançtır…

Adaleti çölleştirmeyin!

*

Barış Pehlivan’ın sırtını yumruklayan gardiyan!

Yoksulluk sınırının altında çalışıp, gelecek endişesi taşıyan sen ve senin gibi milyonlar için yazıyor, yargılanıyor, hapis yatıyor gazeteciler… 


Yazarın Son Yazıları

Eyy Hollanda! 15 Nisan 2020
Laf çok icraat yok! 8 Nisan 2020
Köyde virüs var... 18 Mart 2020