Ülkü Tamer

Memet Fuat’ı Anarken

17 Aralık 2011 Cumartesi
\n

\n

Sekiz gün iyi dayandım. Son üç gece hiç uyuyamadım. Yüzümdeki oksijen maskesini hem doğru dürüst takamıyor, hem de tepedeki makine alarm verdikçe orasından burasından çekiştiriyorlardı. Maske gerilip yüzüme gömüldükçe burnumun üstü, dudaklarım eziliyordu. Bayağı acı çekiyordum. Ezilen yerler şişiyor, şiştikçe acısı artıyordu. Bir gece sabaha kadar inledim.

\n

Dayanamıyorum, biraz gevşetin! diye sesleniyordum, ama aldıran olmuyordu.

\n

İlgi istediğimi söylüyorlardı.

\n

Hiçbir şeyi yok. Aslında canı da yanmıyor, ilgi istiyor! mu demek bu?

\n

Ucunda aşağılama, horlama, azarlama olan bir ilgiyi ne yapayım!

\n

Düpedüz canım yanıyordu!

\n

Aslında hastanedeki maske eskimişti. Birçok sorun o yüzden çıkıyordu. Maskeye oksijen getiren boru takıldığı yerden kurtulup düşüyordu. Plasterlerle tutturmaya çalışıyorlar, biraz sonra gene düşüyordu.

\n

Karıştırma şunu! Bir dakika durmuyorsun!

\n

Düşmesin diye, saatlerce borunun ek yerini iki parmağımla tutuyordum.

\n

Ne var bunları anlatacak!

\n

Hepsi geçti gitti...

\n

***

\n

İki gün sonra Memet Fuatın ölüm yıldönümü. Dokuz yıl önce yitirmiştik onu. Baştaki alıntı Ölünceye Kadarından. Kitap, Memet Fuatın 3 Haziran 1999dan 17 Aralık 2002ye, ölümünden iki gün öncesine kadar tuttuğu gündelik notlardan oluşuyor. Bir günce.

\n

Bizde de, bütün dünyada olduğu gibi, çok yaygın olmayan bir tür bu. André Gidein güncesinden Salah Birselinkine kadar, okuduklarımın pek azını sevdim. Çoğu, içtenlik bir yana bırakılarak, kendini anlatmak için değil, okuyanı etkilemek için yazılmış izlenimini veren fiyakalı deneme, eleştiri taslaklarıydı.

\n

Sözgelimi, bir gün küreselleşmenin çağdaş Japon tiyatrosunda yaratacağı etkilerle ilgili beş sayfa... Ertesi gün tek kelime, bir şair adı: Lautreamont!

\n

Günce değil, gösteri. Özgün, derin bir sanatçı kimliğinin kanıtı!

\n

Memet Fuat bu tür gösterilerin öylesine uzağında bir yazardı ki...

\n

Yaklaşık 45 yıl boyunca yakından tanıdım onu. Her zaman en sevdiklerim arasında yer aldı. İnsan olarak, yazar olarak, çevirmen olarak, yayıncı olarak, spor adamı olarak.

\n

Evet, spor adamı olarak da.

\n

Mahallenin çocuklarını başıboşluktan kurtarmak için bir futbol takımı kurmuş, sadece iyi sporcular değil, güzel insanlar yetiştirmişti. Arkasından voleybola döndü; önce kendini yetiştirdi, sonra çalıştırdığı Altınyurtu önemli yerlere getirdi. Ulusal takımın bile başına geçti.

\n

***

\n

Memet Fuat rahatsızlığı nedeniyle iki kere yoğun bakıma girmişti. İlki 1996daydı. Oğlu Kenan Bengü, sözünü ettiğim kitabın sunu yazısında, babasının kendine geldiğinde boğazındaki hortumlar yüzünden konuşamadığını anlatıyor. Devreye en sevdiği iletişim biçimi yazı girdidiyor. Yanına ilk giren kişi olarak bana yazdığı not İnci Hanım’a söyle, Gölgede Kalan Yılları bitirmeden gitmeyeceğimolmuştu. O kitabı mutlaka bitirmek istiyordu. (...) Kitap bitti, üstüne 25-30 kitap daha bitti.

\n

İkinci yoğun bakım dönemi 1999daydı. Hastaneden çıktıktan sonra, 3 Haziranda gündelik notlarını yazmaya koyuldu.

\n

O arada eski yazılarını derledi, kitaplaştırdı, yeni yapıtlar üretti. Sapasağlam bir insanın bile kaldıramayacağı olağanüstü bir çalışma yoğunluğu yaşadı.

\n

Ölünceye Kadar o çalışmayı anlatıyor.

\n

Joseph Losey,Bir filmin çekimi için zamanınızın yüzde 10unu harcarsınız, demişti. Geri kalan yüzde 90, çekim başlamadan önce, onu kabul ettirebilmek için gösterdiğiniz çabalara gider.

\n

Kitabı okuyunca bir yazarın da benzer koşullar içinde olduğunu görüyorsunuz. Yazmak, yazdığınızı gün ışığına çıkarmak ve yayın serüvenini izlemek gibi çabaların yanında ne kadar kolay görünüyor.

\n

Memet Fuat gibi bir yazar bunları yaşadıysa... daha ne demeli?

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

Notlar... 5 Ocak 2013
Yoksul Köylü 29 Aralık 2012
Mücap-Adile- Selim 15 Aralık 2012
Bir Tiyatro Anısı 8 Aralık 2012
Doğru Bir Seçim 24 Kasım 2012
Yeni Bir Kitaplık 17 Kasım 2012
Sağım Solum Şair 3 Kasım 2012
Bir Bayram Anısı 27 Ekim 2012
Yaşasın Kurşunkalem! 29 Eylül 2012
Önce Dilinizi Öğrenin 15 Eylül 2012