Başkentteki Yabancı Diplomatların Yolsuzluk Mesaisi

23 Aralık 2013 Pazartesi

Yılın bu son günlerinde başkentteki yabancı diplomatik temsilciliklerde çok sayıda yılbaşı kutlaması gerçekleşir. Siyasetçiler, diplomatlar ve gazetecilerin davetli olduğu bu yılki resepsiyonlarda sohbetlerin ana gündemi dört bakanın isminin karıştığı, Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonu.
Yabancı diplomatlar, AKP ile Gülen Hareketi arasında sürmekte olan kavganın gelişimini yakından takip ediyor. Neredeyse her ayrıntıdan haberdarlar.
Nasıl yürütüldüğü daha önemli
Bir AB ülkesinin diplomatının deyişiyle Batı’nın operasyona bakışının ana hatları şöyle:
“Bizim için, yargılama sürecinin bağımsız ve tarafsız yürütülmesi dosyanın içindeki iddiaları kadar önemli. Hatta belki daha bile önemli diyebiliriz. Hükümetin soruşturma ve yargılama sürecinin her türlü dış etkiden uzak sürmesini sağlama gibi bir yükümlülüğü var. Ama bu beklentimize gölge düşüren adımlar görüyoruz. Operasyon başlar başlamaz polis şeflerinin görevden alınması, soruşturmaya yeni savcılar atanması gibi adımlar kafalarda şüphelere neden oluyor.”
Hükümetin operasyonu örtme, karartma algısı yaratan bu adımları karşısında aynı içeride olduğu gibi dışarıda da “Başbakan’ın korkusu ne” sorusu gündeme geliyor.
‘Komplo’ savunması şaşırtmadı
Diplomatlar Başbakan’ın yaptığı tüm konuşmaları ya bozuk Türkçeleriyle ya da elçiliklerindeki tercümanlar aracılığıyla dinleyip, anında ülkelerine siyasi raporlar gönderiyorlar. Erdoğan’ın hafta sonu yaptığı açıklamalarda tıpkı Gezi protestolarında olduğu gibi son yolsuzluk operasyonunu da iç ve dış güç odaklarının hükümeti yıkma girişimi olarak görme taktiğini şöyle değerlendiriyorlar:
“Gezi’de uyguladığı gerilim stratejisinden sonra bu kez de benzer bir taktiğe yöneleceğini biz tahmin ediyorduk. Sürpriz olmadı. Başbakan konuyu bir yolsuzluk olarak görüp gereğini yapmak yerine işi tamamen seçim kampanyasının bir malzemesine dökmüş gözüküyor.”
Başbakan Erdoğan bugüne kadar ‘gerilim’ stratejisi izlediği her kampanyadan galip çıktı. Yılbaşı resepsiyonlarında yabancıların yanıt aradığı ortak soru şu:
“Konu yolsuzluk olduğunda, Başbakan diğer konularda olduğu kadar rahat biçimde tabanını ve seçmenleri ikna edebilecek mi?”
Bu kadarını beklemiyorduk
Başbakan’ın içerideki bir sorunu ‘dış komplo’ olarak halka yansıtacağını tahmin eden yabancıları en çok şaşırtan konu ise ‘komplo’ tezinin ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone’yi ‘istenmeyen adam’ ilan etme noktasına kadar vardırılmış olması.
Aslında ABD Büyükelçisi’nin geçen hafta AB büyükelçileriyle buluşup hükümete karşı sözler söylediğine ilişkin iddialar cuma akşamı kulislere yayılmış ve büyükelçilik o akşam kendilerini arayan gazetecilere ortada böyle bir buluşma ve bahsi geçen sözler olmadığını ısrarla anlatmış. Buna karşın olmamış bir buluşma gazetelerin manşetine taşındı ve Erdoğan doğru olmadığı bilinen bu haberleri temel alarak Ricciardone’ye ‘istenmeyen adam’ ilan edilebileceği uyarısında bulundu. Ordu ve Giresun’daki konuşmalarında da ‘komplo’ tezlerini sürdüren Erdoğan büyükelçi konusuna ise bir daha hiç girmedi.
Bu kavga Türkiye’ye yarar mı?
AKP hükümetinin Ricciardone ile ilk karşı karşıya kalışı değil bu. Daha önce ABD Büyükelçisi’nin ‘tutuklu gazeteciler’ konusundaki eleştirileri sonrasında da Erdoğan ‘acemi elçi’ tepkisini göstermişti. Erdoğan’ın bu kez Ricciardone’yi “persona non grata” ilan etme noktasına gelişi önceki akşam katıldığımız bir yılbaşı kutlamasında da hararetle tartışıldı. Bir başka Avrupalı diplomatın Erdoğan- Ricciardone krizine bakışı şöyle oldu:
Anlaşılıyor ki Erdoğan, ABD Büyükelçisi ile mevcut ihtilafını iyice kişiselleştirmiş. Ancak Suriye’deki durum ortada. Cenevre’de ABD ve Rusya’nın başını çektiği barış görüşmeleri başlayacak. Türkiye Kıbrıs’ta, Ermenistan’da yeni açılımlar peşinde. Böyle bir ortamda Washington ile ABD Büyükelçisi’ni Ankara’dan gönderecek kadar büyük kavga içine girmek Türkiye’nin hangi çıkarına hizmet edecek anlayabilmiş değiliz.”
Avrupa’da ‘Noel’ rehavetinin başladığı şu günlerde, Türkiye’de görevli diplomatlar ise tam tersine sıcak gelişmeleri izleyebilmek için ‘fazla mesai’ yapmak zorunda kalıyorlar!  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Büyü Bozuluyor 26 Ocak 2015