Clinton ile Gündem: Suriye ve PKK

08 Ağustos 2012 Çarşamba
\n

\n\n\n

Hükümetin Suriye konusunda yürüttüğü politikadaki en temel yanlış, tüm stratejinin Esadın erken devrileceği öngörüsü üzerine kurulması ve sonda söylenecek sözlerin en başta tüketilmiş olmasıdır. Esadın öngörülemeyen direnişi, Ankarayı içte ve dışta çok zor bir pozisyona soktu. Erken söylenen sert sözler ABD ve diğer Batı ülkelerinin Türkiyeyi öne itmesine zemin hazırladı.

\n

İkinci yanlış ise demokratik bir komşu olmanın verdiği eleştiri hakkını hükümetin, ortada egemen bir devlete müdahaleye meşruiyet sağlayacak uluslararası bir karar yokken, Esad muhalifi siyasi ve askeri gruplara lojistik destek vererek Şamın içişlerine müdahale noktasına vardırmasıdır.

\n

Ankaranın izlediği siyasetin belki de en fazla eleştirilmesi gereken yönü de uluslararası arabuluculuk girişimlerine kulaklarını tıkamasıdır. BM Özel Temsilcisi Kofi Annanın şiddeti sona erdirme ve Şam yönetimi ile muhalifleri bir araya getirme planı ile bu doğrultuda Cenevrede varılan mutabakata Ankara hep kerhendestek vermiş, bunların hayata geçirilmesi için üzerine düşen muhalefete baskısorumluluğunu yerine getirmemiştir. Nitekim Annan görevi bırakırken Financial Timesa yazdığı makalede, Esad ve destekçileri kadar, aralarında Türkiyeyi de saydığı muhaliflere destek veren ülkelerin yapması gerekenleri de açıkça dile getirmekten çekinmemiştir.

\n

Türkiyenin süreçteki son hatası ise Suriyede doğabilecek otorite boşluğunda, işlerin ulusal güvenlik ve çıkarlarımıza aykırı gelişebileceği öngörüsü üzerine yeterince kafa yormamış olmasıdır. Türkiyenin aktif rol aldığı Esad karşıtı kampanyanın şu an itibarıyla doğurduğu sonuçlara bakacak olursak;

\n

1. Sınırımızın hemen ötesindeki Kürt kasabalarında PKK yanlısı Kürtler yönetimi geçirmiş durumda.

\n

2. Iraktan sonra Suriye ile sınırımızda da otonom bir Kürt bölgesi kurulmuş durumda.

\n

3. El Kaide ve diğer cihat yanlısı unsurların Suriye içinde yürüttükleri mezhepçi savaş ülkedeki Aleviler ve Hıristiyanlar için büyük bir tehdit oluşturmakta...

\n

***

\n

Gelinen noktada Suriyenin artık Beşşar Esadın liderliğinde yoluna devam etmesi mümkün gözükmemektedir. Şu anda Esad sonrasına ilişkin tek geçerli tahmin kaos düzeni yaşanacağıdır. Hükümet, Esad sonrası izlenecek yeni politikayı belirlerken bugüne kadar yaptığı hatalardan ders çıkararak şu konulara dikkat etmelidir:

\n

1. Türkiyenin hiçbir adımı zaten zihinlerde oluşan mezhepçi’, ‘müdahalecialgısını daha da pekiştirici olmamalıdır. Uluslararası toplumla birlikte hareket etmeye özen gösterilmelidir.

\n

2. Rejim değişikliğinin yumuşak bir geçiş şeklinde olması için çaba harcanmalı. Saddam sonrası Irakta yapılan hatalar tekrarlanmamalı, devlet kurumları ve Suriye ordusunun yok edilmesi engellenmelidir.

\n

3. Muhaliflerin intikam duygusuyla hareket etmesi engellenmeli. Aralarındaki görüş ayrılıklarını gidererek çoğulcu bir demokrasiye yönelmeleri sağlanmalıdır.

\n

4. Esad rejiminin kimyasal ve biyolojik silahlarının uluslararası denetime geçmesi sağlanmalıdır.

\n

ABD yönetimi bugüne kadar Suriye krizine aktif biçimde müdahil olmak yerine, Türkiyeyi öne iten bir politika izlemişti. Şimdi, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Esad sonrası döneme ilişkin senaryoları konuşmak için İstanbula geliyor. Türkiye, yukarıda sayılan esasların hayata geçirilmesi için gerekli uluslararası işbirliğini onunla başlatabilir...

\n

\n\n\n

PKK’yi eleştirmek yeter mi?

\n

\n\n\n

Clinton ile görüşmelerin gündemini Suriye ile birlikte PKK konusu oluşturacak. AKP hükümetinin Kürt sorununun siyasi müzakere ile çözümüyönündeki politikalarına ABD öteden beri açık destek vermekte. Hatta bu sürece destek vermesi yönünde BDPyi de uyarmış durumdalar. Bu yüzden, PKKnin müzakere ortamını baltalama ve hükümeti askeri çözümler arayışına itme amaçlı terör eylemleri karşısında Clintonın İstanbulda çok sert bir tutum alması sürpriz olmamalı. Bu noktada Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlundan beklenen, basın önünde verilen bu ifadelerle yetinmek yerine, Türk halkının ABDden beklentilerinin somut biçimde karşılanması konusunda daha ısrarcı tavır sergilemesidir.

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Büyü Bozuluyor 26 Ocak 2015