Esad’ı ittir, Obama’yı frenle

14 Ağustos 2011 Pazar
\n

Ankara’nın Suriye politikası:\n

\n

\n

\n\n\n

Suriyede yaşananlar konusunda Türkiye ve ABDnin pozisyonlarına ilişkin yaşanan tartışmaya yakından bakmakta yarar var. Tarafların genel pozisyonları şöyle:\n

\n

ABD: Washington yönetimi Beşşar Esad rejiminin gitmesinden yana bir politika izliyor. Esadın devrilmesiyle bölgede on yıllardır kemikleşmiş durumdaki İran-Suriye bloku ortadan ikiye bölünecek ve ABDnin baş düşmanı Tahran yönetimi tamamen yalnızlaştırılacak. Bunun doğal sonucu olarak, HAMAS ve Hizbullaha, Şam yönetimince verilen her türlü (silah, maddi ve lojistik yardım) destek de büyük ölçüde kesilecek. Obama-Clinton ikilisi, bu iki sonucun da ABD ve İsrailin çıkarına olacağı kanaati taşıdığı için Esaddan bir an önce kurtulma arzusu içinde. Arap Baharının Suriyedeki esintilerine Esad rejiminin gösterdiği kanlı tepki ABDnin bu arzusuna ulaşmasında elini oldukça güçlendirmiş durumda. \n

\n

TÜRKİYE: ABDnin izlediği İranın yalnızlaştırılması stratejisi, Türkiyenin de uzun vadeli çıkarlarıyla örtüşüyor. Ancak Esadın devrim yoluyla yönetimden ayrılması, ardından gelecek belirsizliklikler nedeniyle arzu edilmiyor. Esadın kendi kendini reforme edebilmesi için Ankara uzun süredir yoğun çaba harcadı. Ancak tek hesap hatası, Esadın yönetime tam anlamıyla hâkim olduğunu düşünerek hareket etmekti. Arap Baharı sırasında yaşananlar bunun böyle olmadığını ve gerçek gücün Esadın etrafındaki güvenlik bürokrasisinde olduğunu ortaya koydu. \n

\n

Ankara: Esad’ın gücü yetmeyecek\n

\n

Türkiyenin izlemekte olduğu politika, muhalefetin ileri sürdüğü gibi ABDnin taşeronluğundan ziyade, daha önce Libya sürecinde yaşanan arada kalmışlıkgörüntüsü sergiliyor. Erdoğanın Suriye Osmanlı bakiyesi. Orada yaşananlar bizim iç işimizdirşeklindeki son derece hatalı yaklaşımına rağmen Türkiye Suriyeye askeri bir müdahalenin kesinlikle parçası olmaya niyetli değil. Hükümet, sürecin hızla ABDnin arzuladığı yöne gittiğini görüyor ancak Esad sonrasını öngöremediği için değişimin onun liderliğinde yaşanmasını arzuluyor. Davutoğlunun Şam ziyareti, yaklaşan fırtına öncesindeki son uyarı niteliğindeydi. Esaddan akan kanın durdurulması, militer güçlerin kışlalarına dönmesi, insan haklarına saygı ve siyasi partilere izin verilerek demokratik seçimlere gidilmesitaleplerini süratle yerine getirmesi istendi. Ziyaret sonrasında Türkiyenin Şam büyükelçisinin ve uluslararası basının Hamaya alınması olumlu sinyal olarak algılanmakla birlikte diğer önemli beklentileri karşılamaktan çok uzak. Ankarada devletin üst noktalarındaki ortak kanaat, Esad istese de bu adımları atmaya gücü yetmeyecek şeklinde.\n

\n

Haftalar mı, günler mi?\n

\n

Davutoğlunun ziyareti sonrasında Esada 15 gün süre tanındığı bilgisi kulislere yayıldı. ABD yönetimi ise bu kadar beklemeye karşı. En fazla birkaç gün bekleme niyetinde. ABD Başkanı Barack Obamanın, Başbakan Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmenin de Artık ne kadar bekleneceğisorusuna odaklandığı anlaşılıyor. Görüşme sonrasında iki liderin mutabık kaldığı genel ifadeleri içeren basın açıklamasına, Beyaz Saraydan önemli bir ifade eklenmesi Türkiyenin dikkatinden kaçmadı. Beyaz Saraydan yapılan açıklamada bugüne kadarki en sert ifade kullanılarak Suriye Esadsız çok daha iyi olacakifadesine yer verildi. Ankaradan yapılan Başbakanlık açıklamasında ise doğal olarak bu çok önemli ifade yer almadı. \n

\n

Obama son sözü söylemek üzere\n

\n

Obama-Clinton ikilisi Mısırda Hüsnü Mübarek, Libyada da Muammer Kaddafinin sonunu işaret eden Artık gitmeli sözünü Esad için henüz telaffuz etmiş değil. Erdoğan-Davutoğlu ikilisi Obamayı frenlemeye çalışırken diğer taraftan da Esadın acil olarak adım atmasını sağlamaya çalışıyor. Ancak ABDnin beklenen gitaçıklamasını bugün ya da yarın yapma olasılığı Ankarayı ciddi biçimde kaygılandırıyor. \n

\n

Çünkü son söz söylenip diyalog kapısı kapanınca ABDnin, bir sonraki aşamaya geçerek Esad rejimine karşı siyasi, ekonomik ve büyük olasılıkla askeri yaptırımlar için Türkiye dahil tüm müttefiklerinin kapısını çalması kaçınılmaz hal alacak. İşte o zaman taşeronluktartışması gerçek anlamda gündeme gelecek.\n

\n

Birkaç gün içinde yaşanacaklar, sadece Suriyenin geleceği hakkında değil, Obama yönetiminin iddia edildiği gibi Erdoğanı dinleyip dinlemediği hakkında da herkese fikir verecektir.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Büyü Bozuluyor 26 Ocak 2015
2014: 3Y Çöktü 29 Aralık 2014
Medyaya Çağrı 22 Aralık 2014
Barajın Arkasındakiler 8 Aralık 2014
Yasakla ve Yönet 1 Aralık 2014
Fakirliğin Fotoğrafı 24 Kasım 2014
Ağaç Meselesi 10 Kasım 2014