Neve Şalom’dan Yükselen Mesajlar

17 Ağustos 2011 Çarşamba
\n\n\n

Türk Musevi cemaati, gelenekselleşen iftar yemeklerinden on ikincisini önceki akşam Neve Şalom Sinagoğunda verdi. Üzerinde düşünülmesi gereken mesajlar içeren bir buluşmaydı.

\n

İki onur konuğundan biri konumundaki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaşın sözlerinden, yemeklerin fikrini, henüz Beyoğlu Belediye Başkanı olduğu dönemde Musevi cemaati ile birlikte kendisinin geliştirdiğini öğrendim. İlk yemekte sadece 14 kişi varken önceki akşam gelenlerin sayısı 200’ün üzerindeydi.

\n

Hahambaşı İsak Haleva ile Türk Musevi Cemaati Başkanvekili İshak İbrahimzadehin ev sahipliğinde ve Şalom gazetesinin sponsorluğunda düzenlenen mütevazı yemeğe İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve Topbaşın yanı sıra, şehrin AKPli ve CHPli belediye başkanları, gazeteciler, akademisyenler, diplomatlar, sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ile Musevi cemaati temsilcileri katıldı. Hüseyin Çapkın katılamamasına rağmen, daha önce iki kez saldırıya uğrayan sinagoğun güvenliği için bölgede olağanüstü tedbirler alan İstanbul Emniyet Müdürlüğünün birçok üst düzey yöneticisi yemekte hazır bulundu.

\n

Ezanla başladı, çifte duayla bitti

\n

Sinagoğun yanındaki Şehsuvar Bey Camisi müezzini Mahmut Kurtoğlunun ezan sesinin duyulmasıyla başlayan yemek, Musevi cemaatinin tanınmış hazanı Davit Sivi ile Beyoğlu Müftü Vekili Yakup Kabalakın kendi inançlarına göre ettikleri dualarla son buldu. Farklı inançların birlikteliği sadece dualara değil, yapılan konuşmalara da damgasını vurdu. Sevgi, barış ve adalet ilkelerini vurgulayan Vali Mutlu, Bu akşam sevgi çemberi içerisinde bulunduğumu hissediyorum. İnsan ayrılıkların olmadığı, hoşgörünün olduğu yerde mutlu. Bu akşam müstesna bir birlik gecesi oldudedi.

\n

İnsan değer verdiklerinin sofrasına otururdiyen Topbaşın sözleri de aynı doğrultudaydı:

\n

Buradaki atmosfer tüm dünyaya güzel bir örnek. Asırlardan beri huzur ve barış içerisinde yaşamaktayız. İstanbulun yansıttığı bu tablo, dünyaya bir örnektir.

\n

‘Dinimiz ayrı olsa da kaderimiz bir’

\n

Musevi cemaati adına yapılan konuşmalara da aynı hava hâkimdi. Hahambaşı Halevanın Varsın dinimiz diyanetimiz ayrı olsun, varsın akidelerimiz ibadetlerimiz farklı olsun, varsın âdetlerimiz mabetlerimiz değişik olsun. Bu ülke, bu vatan, bu millet için özlemlerimiz bir, dileklerimiz bir, dualarımız bir, niyazlarımız birdir. Asırlardır yan yana, iç içe yaşam sürdürmüşüz, asırlardır iyi günü de kötü günü de yürekten paylaşmışız, asırlardır aynı kaderi yaşamış, aynı kedere gözyaşı dökmüşüz. Bu geçmişte böyle olmuş, gelecekte de hiç kuşku duyulmasın böyle olacaktırsözleri salondan büyük alkış topladı.

\n

Haleva, bu sözlerinin kanıtı olarak Somali için yurt çapında düzenlenen yardım kampanyası için cemaatinin topladığı bağışları Vali Mutluya iletti.

\n

Halkın yüzde 90’ı Musevi sevmiyor

\n

Buraya kadar anlattıklarımdan, Türkiyedeki Museviler için her şeyin yolunda gittiği anlamı çıkarılmasın. Halevanın alkış alan ifadelerinin hemen ardından gelen ancak Anadolu Ajansı tarafından kamuoyuna duyurulan haber metninde yer almayan şu ifadelerine dikkat çekmek isterim:

\n

Bizim söylediğimiz bu gerçeklerden çok uzaklara düşen kimi beyan ve yazılar beni de bu ülkeye candan bağlı dindaşlarımı da çok üzüyor, hepimizi rencide ediyor, yaralıyor...

\n

Türk Musevi Cemaati Başkanvekili İbrahimzadehin sözleri çok daha düşündürücü:

\n

Maalesef sokağa çıktığımızda halkımızın neredeyse yüzde 60ı biz Yahudileri komşu olarak görmek istemiyor. Bizlere olumlu olarak yaklaşanların oranı ise neredeyse yüzde 10larda!

\n

Yani, Türk halkının yüzde 90ı Musevileri sevmiyor...

\n

‘Nefret söylemine’ karşı önlem

\n

Bu rakamlar sadece birbirimizi tanımamaktan kaynaklanan önyargılardan kaynaklanmıyor. Bilinçli olarak üretilen ve doğrudan ortak yaşama kültürümüzü hedef alan nefret söylemleri var bu olumsuz tablonun ardında. Ne yapmak gerek diyenler için Musevi cemaatinin beklentisini yine İbrahimzadehin sözlerinden aktarayım:

\n

Atabileceğimiz en önemli adım, bir yandan düşünce özgürlüğünün en açık şekliyle toplumlarda ifade edilebilmesi yolunda çalışırken aynı anda insanları ötekileştirebilen ve bu özgürlüğün en önemli zaaflarından biri olan nefret söylemine karşı gerekli önlemleri mutlaka alabilmektir. Bu konuda, bireyleri adaletimizin resen koruyabileceği bir sistemi yaratabildiğimizde hem insanlarımız arasındaki anlayışı, güveni ve sevgiyi arttırabilecek hem de bu söylemlerin yarattığı ötekileştirme ve bunun getirebileceği toplumsal gerginliklerden uzaklaşmış olacağız.

\n

Ülkemizin, yüzyıllardır olduğu gibi, bundan sonra da farklı kültür ve inançların hoşgörü içinde bir arada yaşayabildiği bir yer olarak kalmasını arzu ediyorsak kulak vermemiz gereken sözler bunlar...

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Büyü Bozuluyor 26 Ocak 2015