Tutuklu vekiller için mahkemelere yazı yazmam 30 Ağustos töreninin anlamı

07 Ağustos 2011 Pazar
\n

Çiçekten Kılıçdaroğlunun talebine yanıt:

\n\n\n

Tutuklu milletvekillerinin durumu Meclis tatile girdiğinden bu yana ikinci plana itilmişti. Ergenekon davasının yarın başlayacak duruşması ile yeniden ülke gündemine taşınacak.

\n

Ana muhalefet partisi CHP, ikisi kendi Meclis grubundan, toplam 8 tutuklu vekilin durumunu ve tutukluluk sürelerinin uzunluğunu iç ve dış kamuoyuna duyurabilmek için değişik taktikler izliyor. Önce Mecliste bir süre yemin etmeyerek tepki gösterdiler. Ardından AKP ile tüm milletvekillerinin Mecliste olması gerektiğinivurgulayan bir ortak bildiri yayımlamayı başardılar.

\n

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu geçen hafta Cumhuriyete verdiği demeçte, Başbakan Tayyip Erdoğana ortak bildirideki iradesinin arkasında durması çağrısında bulundu. Ancak iktidar sözcüleri hiç de oralı değil.

\n

CHP’nin Çiçek’ten beklentisi

\n

Kılıçdaroğlunun beklentisi sadece hükümetle sınırlı değil. Yeni TBMM Başkanı Cemil Çiçeke Cumhuriyet aracılığıyla çağrıda bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı:

\n

Kimsenin yargıya müdahale etmesini istemiyoruz. Ancak bazı doğruların da fırsatlar kullanılarak hatırlatılmasında büyük yarar var. Tutuklu vekillerle ilgili mahkemelerden gelen ve Meclis Genel Kuruluna okunan yazılar var. Şimdi Meclis Başkanı olarak Sayın Çiçekin o yazılara yanıt göndererek şunları demesini bekleriz: Bu isimlerin tutuklu olduğunu söylüyorsunuz. Ama imzaladığımız ve tarafı olduğumuz BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi var, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi var. Anayasanın 90. maddesi gereği bu sözleşmeler bizim için en üst iç hukuk haline gelmiş durumda. Bu sözleşmelere göre o isimler gelip burada yemin etmelidir. Tüm milletvekillerinin yasama faaliyetlerine eksiksiz katılması konusu TBMMnin başkanının da öncelikli sorunu olmalıdır. Mahkemelerin yazılarına yanıt verilerek bu sağlanmalıdır.

\n

Çiçek: Bilgilendirmeye yanıt veremem

\n

Kılıçdaroğlunun talebini Çiçeke aktardığımda ilk yanıtı Mahkemelerden gelen yazılar bildiğim kadarıyla yanıt istemiyor şeklinde oldu. Ancak bununla yetinmeyerek konuyu inceleyip ikinci kez aradı. Çiçekin CHP liderinin isteğine bakışı şöyle:

\n

Yazılar yanıt istese ona göre karşılık veririz. Ancak TBMMye bu isimlerin durumunu ve yargılamanın devam ettiğini bildirmek için gönderilmiş yazılar. Ben de okutarak Genel Kurulun bilgisine sundum. Mahkeme yanıt istemiyor ki. Benden bir şey istenmiyorsa ben ne yazayım? Yazılarda ne istenmişse ona yanıt verilir. Diyebilirler ki bu kişiler milletvekili mi değil mi?’ Onun yanıtını yazarım. Öyle bir soru da yok ki ortada. O yüzden bir yanıt yazmam sözkonusu olamaz.

\n

‘CHP’nin teklifi çözebilir’

\n

Çiçek, tutuklu vekiller için başka bir girişimde bulunamaz mı? Bu soruyu yanıtlarken TBMM Başkanının yetkilerini belirleyen mevzuata işaret ederek Meclis başkanının neleri yapabileceği anayasa ve içtüzük ile sınırlı. Benim pozisyonum icracı değil daha ziyade temsili bir görev. Anayasanın bana vermediği hiçbir yetkiyi kullanamam. Yapılacak şey belli. Muhalefet zaten kanun teklifi veriyor. Bu Meclisten geçirilirse problem çözülürdedi.

\n

CHPnin tutuklu vekiller için yaptığı ısrarlı çağrıları hükümet ve Meclis Başkanı bugüne kadar duymazdan geldi. Ancak yeni anayasa için uzlaşı aramaya çıkmadan önce bu tutumlarını gözden geçirmelerinde büyük yarar var.

\n

\n\n\n

\n\n\n

Demokratikleşme yönündeki tek icraatı askerle uğraşmak haline dönen iktidar partisi, son olarak Genelkurmay Karargâhında yapılan 30 Ağustos törenlerine kafasını takmış durumda. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, devlet protokolünün Genelkurmay Başkanını kutladığı töreni, Meclis Başkanı ve Başbakan sıraya girip beklemek zorunda kaldığı için eleştirdi. Kutlamalarda Genelkurmay Başkanının yanında Meclis Başkanı ve Başbakanın da yer alacağı bir düzenlemeye gidilmesi söz konusu.

\n

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanvekillerinden Güven Dinçer defalarca katıldığı törenlerin anlamını şöyle aktarıyor:

\n

23 Nisan, 30 Agustos ve 29 Ekim kutlamaları Cumhuriyet Türkiyesinin en önemli devlet geleneklerindendir. Cumhuriyetimizin kurumlarının temsilcileri, 23 Nisan’da halkın meclisi olan TBMM’nin kuruluşunu, 30 Agustos’ta Türk ordusunun düşmanı yenerek bağımsızlığımızı sağlamasını ve 29 Ekim’de de yönetim biçimi olarak Cumhuriyeti benimseyişimizi kutlar.

\n

Kutlamalar gelenekselleşmis protokol kurallari çerçevesinde TBMMde, Genelkurmayda ve Cumhurbaşkanlığında yapılır. Tören ve kutlamalarda kişiler değil kurumlar temsil edilir. Kutlamalarda kimsenin bekletilerek rencide edilmesi söz konusu degildir. Kutlamalar devletimizin onurudur ve katılanlar icin de yüce birer anıdır.

\n

Hal böyleyken, Kurtuluş Savaşını kazanan orduyu temsil eden Genelkurmay Başkanını kutlamaya gitmek çok mu zor acaba?..

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Büyü Bozuluyor 26 Ocak 2015