Veysel Ulusoy

Kuşkuların kaynağı...

11 Nisan 2021 Pazar

Son günlerde Türkiye ekonomisine dair verilerin açıklanmasında değişiklikler oldu. Bunların başında yıllardan beri altı çeşit açıklanması gereken işsizlik oranının, o kadar olmasa da en geniş tanımının yayımlanması geldi. Yüzde 12-13 bandında gezen işsizlik oranı en geniş tanımı ile yüzde 30’larda kamuoyuna verildi. 

İlgili çeşitlerin detayına girmeyeceğiz bugün. Aksine, bilginin yansız olarak topluma dağıtılmasının verdiği faydanın ekonomiye de katkıda bulunacağını vurgulayacağız.

Milli gelirin yüzde 60’ından fazlasının tüketim harcamalarından geldiği gerçeğiyle, halkın piyasadaki verilerin gerçek anlamda ne olduğunu bilmeleri, durum ne kadar vahim olsa da, davranışlarını ona göre ayarlayacak, yerine göre örneğin yarın daha rahat bir tüketim seviyesi elde etmek için bugün daha fazla tasarruf edecektir.

Sadece tüketici de değil, üretimden uluslararası ticarete kadar tüm ekonomik faaliyetlerde geçerli bir gerekliliktir bu... 

Yatırımcının maliyeti ile satış fiyatı ve elde ettiği kâr da böyledir. Ürününü normal bir kârla satması ve üretimini sürekli kılması, bazı kırılmalar haricinde, onun için gerekli bir kuraldır. Son dönemde bu kuralda normal olmayan bir hareket gerçekleşmeye başladı. Üreticinin maliyetini gösteren Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-TÜFE) ile satış fiyatının genel göstergesi olan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) arasında kalıcı ve yapışkan nitelikte bir fark göze çarpar oldu.

Bu farkın analizini Dr. Mahfi Eğilmez, kendi web sayfasında, gözlerden kaçan önemli bir noktayı, TÜFE içindeki vergilerin varlığını da vurgulayarak analiz etmiş. 

Dr. Eğilmez, fiyat endekslerini etkileyen döviz kurunun yıllık değişimini inceledikten sonra, geçen yılın mart ayından bu yana tüketici ve üretici enflasyonunun seyrini grafikte vererek karşılaştırmalı yorumunu yapmış bize. 

Olduğu gibi aktaralım:

“Grafik bize Yİ-ÜFE ile TÜFE arasında giderek TÜFE aleyhine büyüyen bir fark olduğunu açık biçimde gösteriyor.

TÜİK sitesinde Yurtiçi Üretici Fiyatları Endeksi’nde (Yİ-ÜFE) esas alınan üretici fiyatları; ‘yurtiçinde üretimi yapılan ürünlerin, KDV ve benzeri vergiler hariç, peşin satış fiyatıdır’ diye tanımlanıyor. Buna göre Yİ-ÜFE’de üreticinin toptancıya (eğer yoksa perakendeciye) KDV ve benzeri vergiler hariç satış fiyatı esas alınıyor. Yine TÜİK sitesinde esas alınan tüketici fiyatları da şöyle tanımlanıyor: ‘Endeksin fiyat kapsamı satın alış fiyatları olarak tespit edilmektedir. Fiyatlar, vergiler dahil peşin ödemeler olarak belirlenerek, taksitli satışlar üzerinden fiyatlandırmalar veya anlaşmalı fiyatlar dikkate alınmamaktadır.’

Son 12 ayda içinde KDV ve benzeri vergiler olmayan Yİ-ÜFE yüzde 31.20 yükseldiği halde içinde KDV ve benzeri vergiler olan TÜFE yüzde 16.19 artmışsa bu durumda üreticiler, üretim maliyetlerine kurdan gelen artışları satış fiyatlarına yansıtamamış ve dolayısıyla ciddi biçimde zarar etmiş olmalıydılar. Birkaç aylık zararlar sineye çekilebilir belki ama bu aylarca sürerse üreticilerin batmış olması gerekir. Bilançolara baktığımızda böyle bir durum göremiyoruz.”

“Özetle söylemek gerekirse TÜİK tarafından açıklanan TÜFE endeksinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı konusunda insanların kuşkularının haksız olmadığı görülüyor” diye bitiriyor analizini Dr. Mahfi Eğilmez. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Fason reform 14 Mart 2021