Zafer Arapkirli

Virüs: PİK Demokrasi: DİP

01 Mayıs 2020 Cuma

Bu köşede ve her türlü yazı-çizi-söylem ortamında sürekli hatırlattığım değişmez bir kural vardır:

Demokrasi camdan dışarı fırlatılıp atıldığında, akıl, izan, vicdan, bilim, sağduyu ve her türlü olumlu kavramın katli de beraberinde gelir. Çünkü, demokrasinin “antitezi” olan faşizm ve baskıcı zihniyet, insaniyetle ilgili ne varsa ayaklarının altına alır tepinir, çiğner, ezer geçer.

Ve bugün, yani tüm insanlığın en büyük derdi olan “koronavirüs”ün dünyayı kasıp kavurduğu koşullarda, bunun en somut ve acımasız örneklerini hayatın her alanında görmekteyiz.

Dünya ülkelerine bu gözle iyice bir bakın. Demokrasiyi önemsemeyen ve hatta boğazlamaya ant içmiş yönetimler, her türlü kriz zamanında zaten ilk iş olarak “eleştiriyi, sorgulamayı, itiraz etmeyi, bilgi talep etmeyi” yasaklamak için harekete geçerler.

Bunun nedeni de son derece basittir. Krizlerle baş edebilmenin yegâne yolu, bilimden şaşmamak, akıl ve bilimi kullanarak çare arayışlarıdır. Demokrasinin karşısında yer alan zihniyet ve o zihniyete angaje yönetici profili ve yönetim modeli de bilimden “ölümüne” nefret eder. Her türlü “musibet ve bela”nın müsebbibi, onlara göre “özgür düşünceyi savunanlar, özgür yaşamdan yana olanlar, kısacası özgürlükler ve bilimdir.”

Bütün bu nedenleri, yani yukarıda sayıp hatırlattığımız dünya gerçeğini masaya koyduğumuzda, yaşadığımız bugünlerde olup bitenleri algılamak daha da kolaylaşır.

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın başkanlığında toplanan Bilim Kurulu oturumlarının ertesinde yapılan açıklamaların ve yayımlanan verilerin sorgulanmasına, tam da bu yüzden tahammül edemiyorlar. Tam da bu yüzden, “şeffaflık” talep edenlere nefret kusuyorlar. Adeta “terörist” muamelesi yapıyorlar. İnsan hayatını birinci plana alıp ticari kaygıları, ekonomik kayıpları onun önüne değil, sonrasına öteleyen zihniyetten öcü gibi korkuyorlar. Tam da bu yüzden, bir yandan “Virüsü yeniyoruz. Çok başarılıyız. Sonuna yaklaşıyoruz. Bayrama biter bu iş, kucaklaşmaya öpüşmeye hazırlanıyoruz” şeklindeki bilim dışı ve akıldışı muhabbeti yayarken, bunun neden olacağı (ve maalesef şimdiden başlamış bulunan) rehavetin ölümcül sonuçlarına dikkat çekenlere öfke ve kin kusuyorlar.

Mesela, Diyanet İşleri Başkanı’nın yaptığı son derece vahim sorumsuzluğu eleştirenlere, aptalca bir “din düşmanlığı” yaftası yakıştırmaya çalışıyorlar. Sanki Diyanet İşleri Başkanı, devletin bir maaşlı memuru, bir atanmış bürokrat, (dini açıdan bile baktığınızda) hata yapabilecek bir kul değil de, eleştirilemez konumda, “ruhani bir figür” gibi konumlandırılıyor. Onun, “Bütün bu virüs mirüs belası başımıza bu eşcinsel, travesti, lezbiyen, gay, evlilik dışı münasebet, zina suçluları(!) yüzünden geldi” şeklindeki abuk sabuk lafları, “dokunulmaz öğretiler” gibi gösteriliyor. Tam tersine, bu sözlerin olağanüstü bir sorumsuzluk ve (adını açıkça koyalım artık) “ultra-bölücülük” anlamına geldiğini gizlemeye çalışıyorlar. Prof. Ali Erbaş’ı eleştirene adeta “Şer’an, katli vaciptir” diye hücum ediyorlar.

Tüm gezegenin ve tüm Türkiye’nin can derdine (ve 51 gün geçmesine rağmen bir türlü dağıtamadıkları maske derdine) düştüğü bugünlerde, Cumhurbaşkanlığı maiyetinde görevli bir memurun Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’nde şaibeli ve sorgulanmaya muhtaç koşullarda “arsa kapatması” olayının üzerine giden Cumhuriyet gazetesi muhabirleri Hazal Ocak ve Vedat Arık ile yazıişleri müdürleri Olcay Büyüktaş ile İpek Özbey’i, CHP İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu’nu karakola “çektirmeleri” tam da bu yüzdendir. Yine, ekonomideki çözüm arayışları ve bankacılık sistemine ilişkin masum bir sorgulama yapan FOX Haber’in sunucusu Fatih Portakal’ı mahkemeye verip mahkûm ettirmeye çalışmalarının arkasında da bu anlayış yatmaktadır.

Hukuksuz, usulsüz yere tutuklu bulunan 6 gazeteci ve yazarı, “inadına, sırf köklenmiş ve kir-pas içindeki bir nefretin ürünü olarak” sağlıksız cezaevi koşullarında korona riskine maruz bırakan kafa, tam da bu kafadır.

Özetle:

Koronavirüs pandemisinin (hiç de inandırıcı olmayan bir şekilde) “PİK (tepe-zirve) yaptığını” ilan ederken, demokrasinin “DİP” yaptığı tescil edilmektedir.

Bağıra bağıra…

Bağırta bağırta…


Yazarın Son Yazıları

Ben ‘Devlet’im! 31 Temmuz 2020
Manzara-i umumiye 24 Temmuz 2020
Hükümran esaret 17 Temmuz 2020
Dislike 3 Temmuz 2020
Devlet ve sırları 26 Haziran 2020
#ican’tbreathe 29 Mayıs 2020
Entübe 22 Mayıs 2020
‘Ne bilimi ulan?..’ 15 Mayıs 2020
Düşman aranıyor… 8 Mayıs 2020
Gazi Meclis 24 Nisan 2020