Bilim ve Siyaset

08 Temmuz 2012 Pazar
\n

Türkiyede öğretim ve öğrenim hakkı, tehdit altında. 800 üniversite öğrencisi en korkunç koşullarda sudan nedenlerle hapiste. Bu ahvalde Boğaziçi Üniversitesinde bir sahne:

\n

6 bin kişilik mezuniyet töreniMezun oldunuz artık ayağa kalkabilirsiniz dendiğinde, cüppelerinin içinde gizlice törene getirmiş oldukları dev harfleri çıkarıp TUTUKLU ÖĞRENCİLERE ÖZGÜRLÜK yazıyorlar. O an kopan alkış ve çığlık, gözlerde biriken yaşlar nasıl bir demokraside yaşadığımızı ortaya koyuyor.

\n

Sevgili Okurlar, bugün bu köşeyi Boğaziçi Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünden Doç. Dr. Zeynep Gambettiye bırakıyorum.

\n

Bilimsel Bilgi

\n

Bilimsel bilgi nedir? sorusunun 2 Temmuzda başlayan KCK İstanbul davasıyla ilgisi olmadığını düşünmek, olaya sığ bir perspektiften bakmak demektir. KCK davasından tutuklu olanların suç listesinde sadece, savcının kendi deyimiyledüşünce, inanç ve ifade özgürlüğü temelinde serbest siyaset ve örgütlenme hakkının tanınması, anayasa ve yasalarda başta cins ayrımcılığı olmak üzere tüm toplumsal eşitsizliklerin kaldırılmasıgibi sakıncalı (!) istek ve talepler bulunmuyor. Ayrıca yasal bir partinin siyaset akademisinde ders vermek, akademik birikimini daha geniş kitlelerin hizmetine sunmak veya bunun koşullarını yaratmak da var. Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü hocası Prof. Dr. Büşra Ersanlı ile yine aynı üniversitede lisans öğrencisi olan Büşra Beste Önder örnekleri, yargılamaların amaçlarından birinin siyaset ile bilimin yollarının kesişmesini önlemek olduğuna da işaret ediyor.

\n

Bilimsel bilginin uyandırdığı korku ve şüphe, Galileodan bu yana modern iktidarların sabitidir. Siyasi, dini ve ekonomik güç odakları, tarih boyunca bilimsel bilgiyi bastırma veya kendi amaçlarına hizmet ettirme yoluna gitmişlerdir. Sansür ve yasakların kullanılmadığı daha liberal dönemlerde dahi bilimsel bilginin eleştirel ve keskin uçları törpülenmiş, ana akım yaklaşımlarca akademinin çeperlerine itilmiştir. Zira bilgi iktidardır ve diğer iktidar odaklarını yerinden oynatacak güce sahiptir.

\n

Burnunu Dışarı Uzatan Yanar!

\n

TCnin tarihi boyunca da baskı ve boyunduruk altında tutulan bilimsel bilgi, bugünkü ileri demokrasi (!) safhasında daha farklı bir muameleye layık görülmemektedir. Askeri vesayet sistemleri ve bunların uzantılarının kurduğu kıskaç, görünürde dindar olan yeni iktidar odakları tarafından aynen devam ettirilmektedir. Modern vitrinlere sahip öğretim kurumlarının ve ardı arkası kesilmeyen eğitim reformlarının gizlediği gerçek, itaatkâr bireyler üretme iradesidir. Yasakçı bir resmi ideoloji dayatmasına gerek olmaksızın sürdürülen yeni uygulamaların sonucunda ortaya çıkacak olan bireyler, iktidar odaklarına hizmet eden bilim anlayışının gönüllü bekçileri olacaklardır. Neoliberal sermaye birikiminin koşullarıyla son derece barışık, maddi çıkar ve nüfuz sağlamak amacıyla dini fütürsuzca kullanabilen, görünüşte demokratik ve ahlaklı, fiili işleyişte otokratik ve ikiyüzlü olan bu sistem; kendinden hoşnut, fedakârlıktan kaçınmayan, gayrı-mübah farklılıkları kendi elleriyle bastırmaya hazır, devletle, polisle, savcılarla organik bir bütünlük içinde devinen bireyler yaratmak istemektedir.

\n

Böylesi bir sistemin işine yarayacak yüksek öğretim kurumu üniversite değil; toplumsal ve siyasal anlamda dikenli hiçbir konuya bulaşmayan, AR-GEden ve think-tankten öteye gitmeyen, stratejik ve teknolojik bilgi birikimi sağlayan yüksek okuldur. Bu zihniyete göre üniversite, bir sonraki şamarın kimden ve nasıl geleceğini bilemeyen bilgi teknisyenlerinin ürkekçe toplaştığı bir mekâna dönüştürülmelidir. Bilimsel bilgi siyaset ile ilişkilenmemeli, kendine tahsis edilen dar alandan dışarı taşmamalıdır. Burnunu dışarı uzatan yanar! İşte ileri demokrasinin iki Büşraya ödettiği bedelin bir anlamı da budur.

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Doğan Kuban’a özlemle 26 Eylül 2021
Nermin Abadan Unat 23 Eylül 2021
İki ‘12 Eylül’ 12 Eylül 2021