‘Toplum siyasetin ilerisinde’

20 Eylül 2020 Pazar

Bilim insanı, arkeolog Gül Pulhan ve ekibi SARAT projesiyle peş peşe ödüller kazanıyor.

Bilim insanı, arkeolog, Mezopotamya uzmanı, öğretim üyesi, harika bir konuşmacı Gül Pulhan’ı tanımayanlara tanıtmak istiyorum. Son zamanlarda ekibiyle birlikte dünya çapında, birbirinden önemli ödüller kazanıyor. Onunla konuşurken, aklınızda hiç yokken anlattıklarıyla arkeolojiyi, bronz çağını, kültürel mirası ruhunuza enjekte etmekte bire bir. Boğaziçi, Yale, Oxford, Bilkent, Bilgi, Koç üniversitelerindeki çalışmalarından söz edecek değilim. Anadolu’daki çeşitli kazılardaki, UNESCO Milli Komitesi’ndeki çalışmalarına da bu sayfanın boyutları yetmez...

SARAT projesiyle önce 2020 Europa Nostra Ödülü’nü kazandı; derken Avrupa Arkeolojik Miras 2020 ödüllerinde ikincilik aldı. Sohbetimizi bu iki konuyla sınırladık: (SARAT- Yani: Türkiye’nin Arkeolojik Varlıklarının Korunması - Safeguaring Archaeological Assets of Turkey)

- Bize bu çok prestijli 2020 Europa Nostra Ödülü’nden söz eder misin? 

Bu ödülü, Avrupa’nın en köklü ve etkili kültürel miras örgütü Europa Nostra ile Avrupa Komisyonu birlikte veriyor. Europa Nostra’nın Türkiye dahil kırk ülkede temsilciliği var. Uluslararası uzmanlardan oluşan jüri, özgün ve yenilikçi işleri seçiyor. Bizim SARAT projemiz Eğitim ve Farkındalık Yaratma kategorisinde ödül aldı. Gerekçesi şöyle: “Projenin başarısı ve popülerliği, yerel ihtiyaçları anlaması ve ülkenin dilini kullanmasının yanı sıra her etkinliğin yüksek kalitede hazırlanmasından kaynaklanmaktadır. Proje, Türkiye’deki başarısının Avrupa ve farklı bölgelerde benzer çalışmalara esin kaynağı olması umuduyla tekrarlanabilir bir model olarak tasarlanmıştır.” 

‘Geçen yıl Kavala kazandı’

- Nedir SARAT ? 

SARAT, Türkiye’nin zengin, çeşitli ve tehdit altında olan arkeolojik mirasının korunması için hazırlanmış bir eğitim ve farkındalık yaratma projesi. Kültürel mirasla bağlantılı meslek gruplarında ve genel düzeyde bilgi, beceri ve farkındalığın verildiği programlar yürütüyoruz: Afet yönetimi ve acil durumlara ilişkin sertifika programı... Kamuoyu araştırmaları... “Yerelde Arkeoloji” toplantıları... “Gazetecilerle Atölyeler”... Yasadışı eski eser ticaretinin zararlarıyla ilgili farkındalık programı... 

- Çok yeni olarak ikincilik kazandınız. O nedir? 

SARAT Avrupa Arkeologlar Birliği’nin verdiği Avrupa Arkeolojik Miras 2020 ödüllerinde ikincilik aldı. Geçen yıl sevgili Osman Kavala kişi olarak bu ödülü kazanmıştı, bu yıl da biz Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü’nün (BIAA) yönetiminde, Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED) ve Uluslararası Müzeler Konseyi İngiltere şubesi (ICOM UK) ortaklığıyla gerçekleşen SARAT ile kurumsal ikinciliği Türkiye’ye getirmiş olduk. Avrupa’daki arkeologların ve kültürel miras uzmanlarının yaptıklarımızı anlaması ve takdir etmesi çok gurur verici tabii. 

- Bu başarılar geleceğe dönük nasıl bir yatırımdır. Türkiye ve özellikle gençler bundan nasıl yararlanabilir...

Proje kapsamında yaptığımız online eğitimlere, çalıştaylara 9 bin 546 kişi katıldı. Sosyal medya duyurularımızın yoğun olduğu aylarda yaklaşık 180 bin kişi bizimle etkileşimdeydi. Online derse Türkiye’nin 81 ilinden ve Avustralya’dan Kanada’ya, Azerbaycan’dan Almanya’ya 21 ülkeden (Türkçe konuşanlardan) başvuru aldık. Online ders bize Türkiye’de arkeolojik varlıklarla ilgili bilgisini arttırmak isteyen ve sorumluluk duyan ne kadar geniş ve çeşitli bir kitle olduğunu gösterdi. Aldıkları ilhamla, öğrendikleriyle tez konusu bulanlar, küçük öğrencilerine arkeoloji anlatmak isteyenler, mesleğine uygulayanlar, bize yeni konular önerenler, etkileşim yelpazesi çok geniş. 

‘Kalıntılar kendi kültürümüz’

- Bir yandan böyle başarılı işlere imza atarken, bir yanda da Ayasofya Müzesi ve Kariye Müzesi gibi ülkenin ve insanlığın evrensel uygarlık mirası diyeceğim değerlerini, camiye çevirmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Bu olağanüstü tarihi mirasa sahip olmak gururlanma hakkı kadar sorumluluk da veriyor. Binlerce yıllık bu eşsiz yapılara, tüm dünya adına, gözümüz gibi bakmak, onları dinler ve kimlikler ötesi bir konumda el üstünde tutmak zorundayız. “Müze” olmaları bunu sağlıyordu ve Türkiye’ye yakışan da buydu. Proje sırasında, 3 bin 601 kişiyle yüz yüze görüşülerek yapılan ankette toplumun yüzde 82’si “Türkiye’de geçmiş uygarlıklardan kalan kalıntıları kendi kültürümün bir parçası olarak görüyorum” dedi. Toplumun siyasetin ilerisinde olduğunu düşünüyorum. 

- Teşekkürler Gül Pulhan. 


Yazarın Son Yazıları

Adın yaşamak olsun! 1 Ekim 2020
Utanç duymak 27 Eylül 2020
Şizofreni! 10 Eylül 2020
Yaz bitti 6 Eylül 2020
30 Ağustos 30 Ağustos 2020