Üç gün kala...

28 Mart 2019 Perşembe

Yerel seçimlere üç gün kaldı. Bu üç günden sonra sonuç ne olursa olsun bu seviyesizlik, bu küfürler, bu korkutmalar, bu öfke, bu ayırımcılık bu zehirli dil bitecek mi, dinecek mi? Bilmiyorum... Hep birlikte göreceğiz...
Seçime üç gün kala ne yazarsak yazalım, kimsenin görüşünü değiştirmeyeceğinin bilincindeyim. Ondan bugün kendime “Haydi Zeynep, sen yine şiire dua et” deyip şiire sığındım.
Ne diyordu zengin gönlünden bol bol veren şair Bedri Rahmi Eyüboğlu:
Bir yanım tuz, bir yanım şeker / tuzdan yanayım.
Bir yanım toprak, bir yanım deniz / denizden yanayım.
Bir yanım ben, bir yanım sen / senden yanayım.

 
Nelerden yanasınız???
Hepimiz bir şeylerden yanayız... Sevgili Bedri Rahmi’ye özenerek ben de neden yana olduklarımı sıralayıverdim:
Bir yanım nefret, bir yanım sevgi; sevgiden yanayım. Bir yanım öfke, bir yanım uzlaşma; uzlaşmadan yanayım. Bir yanım kin, bir yanım dayanışma; dayanışmadan yanayım Bir yanım aydınlık, bir yanım karanlık; aydınlıktan yanayım.
Bir yanda yalan dolan, bir yanda
gerçekler; gerçeklerden yanayım Bir yanda gösteriş, şatafat, bir yanda yalınlık; yalınlıktan yanayım
Bir yanda tehdit, korkutma, bir
yanda kucak açma; kucak açmadan yanayım. Bir yanda yurttaşlık, bir yanda kulluk; yurttaşlıktan yanayım. Bir yanda ayırımcılık, bir yanda kucaklaşma; kucaklaşmadan yanayım.
Bir yanda bangır bangır bağırma, bir yanda fısıldama; fısıldamadan yanayım
Bir yanda çatık kaş, sallanan parmak, bir yanda güler yüz; güler yüzden yanayım.
Bir yanda doğaya saygı, bir yanda doğayı talan. Saygıdan yanayım.
Sevgili okur, baktım listem uzuyor, bundan sonrasını sana bırakıyorum. Dilediğin gibi kendi seçimlerini ekleyebilirsin...
Söz konusu hangi seçim olursa olsun, bir de yıllar önce Nevzat Çelik’in “İtirazın İki Şartı” başlıklı şiiri gelir yüreğime yerleşir...
Buyurun, paylaşıyorum:
 
‘İtirazın iki şartı’
çok olmadığımız kesin
çok olan tarafta değiliz
çok olan tarafta olmayacağız
Türkiye’de Kürt olacağız
Kürtlerde Ermeni
Ermenilerde Süryani
gidip Almanya’da Türk olacağız
Hollanda’da Surinamlı
Fransa’da Cezayirli
İran’da Azeri
Amerika’da zifiri zenci olacağız
çoğalan zencide mutlaka Kızılderili
İsrail’de Filistinli
köpeğin karşısında kedi
kedinin karşısında kuş olacağız
kuşun karşısında börtü böcek
hakemler hep karşı takımı tutacak
ve biz hep yedi kişiyle tamamlayacağız maçı çiçeklerden kamelya olacağız az kolumuzun tarafında solda olacağız bu itirazın ilk şartı solda da az olacağız devrimi çoğaltırken çünkü bir başka devrime hızla azalacağız bu da itirazın ikinci şartı
 
TEB Ödülleri
Dün tam bu yazımı yazıyordum ki Tiyatro Eleştirmenler Birliği’nin (TEB)Tiyatro Ödülleri haberi geldi önüme. Dün Dünya Tiyatro Günü’ydü. Derhal şiirden, tiyatro sanatına yöneldim. (Haberini bu sayfalarda okursunuz.)
Ödül alan tüm sanatçıları kutluyorum. Muhteşem bir iş başarıyorlar. Tiyatrolar dolup taşıyor... Yaşadığımız gergin ortama karşın Don Kişotluğu sürdürüyorlar!
Onur ödüllerinin birinin Gülriz Sururi’nin anısına; birinin ise Ayşegül Yüksel’e verilmesi bence çok yerinde bir seçim.
İkisi de arkadaşım. Birbirinden çok farklı disiplinlerden gelen bu iki insanın sonsuz enerjisi; çalışkanlığı, tiyatro tutkusu ve en önemlisi genç tiyatroculara verdikleri destek, keşke tüm aydınlarımıza örnek olsa...
Gülriz Sururi, yaşamdan ayrıldıktan sonra bile İKSV bünyesinde oluşturduğu bursla genç tiyatroculara destek vermeyi sürdürüyor...
Ayşegül Yüksel’i ise Cumhuriyet’teki yapıcı eleştirileriyle, kitaplarıyla okurlar çok iyi tanıyor...
Onlara ve tüm ödül alanlara var oldukları için teşekkür ediyorum. Bir teşekkür de kuruluşunda çok emeğimin geçtiği Tiyatro Eleştirmenler Birliği’ne. İyi ki varsınız! Varlığınızı çoğalarak, güçlenerek sürdürüyorsunuz.


Yazarın Son Yazıları

İki kadın 21 Ocak 2021
Sanat, umuttur 3 Ocak 2021
Yıl sonu ağacı... 31 Aralık 2020
Başarı öyküleri 27 Aralık 2020
Ruh sağlığını koruma 20 Aralık 2020
Görsel manifestolar 6 Aralık 2020