Çığlık

09 Mart 2021 Salı

5 yaşında bir kızın çığlığı…

Sokağı inleten, oradan yankılanıp tüm ülkeyi sarsan bir çığlık…

Babası yerde yatan annesini tekmelerken vahşeti izlemek zorunda kalan bir çocuğun çığlığı…

Daha önce de gözlerinin önünde anneleri dövülen, katledilen çocuklardan birinin çığlığı…

Toplumun suratına yumruk gibi inen yıkıcı bir çığlık!

Türkiye’de her yerden çığlıklar yükseliyor, duyuyor musunuz?

Şiddeti haber veriyor çığlıklar.

Faşizmi duyuruyor…

Erkek şiddetine karşı kadınların kâbusunu haykırıyor.

Tecavüz edilen kadının tarifsiz öfkesini kusuyor.

İstismar edilen çocukların korkusunu seslendiriyor.

Özgürce yaşamak isteyen kadınların isyanını anlatıyor!

TÜRKİYE’DE TOPLUM AHLAKEN ÇÜRÜDÜ

Türkiye’de yaşayan bir kadınsanız, yolda yürürken her an tacize uğrayabilir, dövülebilir, tecavüz edilebilir ya da öldürülebilirsiniz. 92 yaşında olsanız bile 23 yaşındaki bir şeref yoksununun tecavüzüne uğrayıp katledilebilirsiniz.

Eski eşiniz “Elimden kimse alamaz” diyerek sizi tehdit edince, zorlama hapsi için başvursanız da mahkeme “Kadın erkeği tahrik etti” diye reddedebilir.

Devleti yönetenler, “Kadın ile erkek eşitliği fıtrata ters” diyebilir. 

Kadın katillerine devletin mahkemelerinde “namus indirimi”, “tahrik indirimi”, “kravat takma indirimi” uygulanabilir.

Açıkça söyleyelim: AKP’nin 18 yıllık iktidarında 6 bin 732 kadının hayattan koparıldığı Türkiye’de CİNSKIRIM var, BARBARLIK kol geziyor!

Şiddet öyle bir noktaya geldi ki bu tüm toplumun kâbusu. Çünkü kadın hakları, demokratik bir toplumsal düzenin olmazsa olmaz koşulu!

En temel hak olan yaşama hakkının bu kadar kolay yok edilebildiği hiçbir toplum ilerleyemez, gelişemez, refaha ve barışa ulaşamaz. Öyleyse baskı uygulayarak kadınları sindirmek isteyen tüm barbarlar duysun:

İstanbul Sözleşmesi’ne dokundurtmayacağız.

Haklarımızı almak için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Cinskırımı durduracağız.

Erkek egemen faşizmi, ataerkil düzeni alaşağı edeceğiz.

Kadın erkek eşitliğinin her alanda sağlanması için acil eylem planı başlatacağız.

Bedenimizin, geleceğimizin ve emeğimizin sahibi kendimiz olacağız!

İtirazı olanlar varsa, onlar da kadınlar bir araya gelince yer nasıl yerinden oynar, yaşayarak öğrenecek. 

İMAMOĞLU’NUN ANISINDAN ÇIKAN HAYAT DERSİ

Geçen hafta sonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) “Yerel Eşitlik Eylem Planı”nın tanıtıldığı etkinliğe katıldım. Ekrem İmamoğlu, toplantıdaki konuşmasında, kendi ailesinden örnekler de verdi.

Kadınların çalışma hayatına katılmasının öneminden bahsederken, kendisinin köyde büyüdüğünü, köyde üreten bir kadın olan annesinin bundan duyduğu mutluluğa 17 yaşına kadar tanık olduğunu ama ondan sonra kente geldiklerinde annesinin ilk kez babasından para istemek durumunda kaldığını anlattı. Annesi bu konuda rahat hissetmediği için araya Ekrem İmamoğlu’nu koyup para istermiş.

O anlatırken düşündüm. Kim bilir kaç kadın hayatı boyunca bir erkeğin eline bakmak zorunda kaldı ve kalmaya devam ediyor…

Bir insanın ekonomik özgürlüğünün olmaması, kendini yararsız biri gibi hissettirerek özgüven eksikliği yaratıyor. Ayrıca çoğu durumda erkeğin kendisini kadının “sahibi”, “koruyucusu” gibi görmesine de yol açan ciddi bir sorun bu. Kadının meslek sahibi olması, erkek hegemonyasına karşı durabilmesi açısından hayati derecede önemli.

İBB’de yönetimi devraldıklarında İSPARK’taki yaklaşık 3 bin çalışanın hepsinin erkek olduğunu, o tarihten sonra çalışan kadın sayısını neredeyse üç katına çıkardıklarını söyledi İmamoğlu. Bunu anlatırken önemli bir hususun da altını çizdi: “Ama bu asla bir lütuf gibi değil. Fırsat eşitliği yaratarak yapıyoruz bunu, hak etmeyenler için ayrımcılık yapmak söz konusu değil.” 

İBB’nin uyguladığı Yerel Eşitlik Eylem Planı, AKP döneminde özellikle kadınlar açısından yaşanmaz hale gelen kentler için akılcı bir çözüm önerisi. 

Tüm kurumların kadınlara fırsat eşitliği yaratmak için seferberlik başlatması gerek. Toplumun  her alanda öncü itici gücü kadınların önünü açmak gerek! 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yıkım yılları 13 Nisan 2021
Kana kana kanmak 11 Nisan 2021