Çimento dinse, deistler ve ateistler ne oluyor?

14 Temmuz 2019 Pazar

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bosna Hersek ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerle sohbet etmiş.
Ali Babacan’ın istifası ve yeni parti ile ilgili açıklamalar yaparken şöyle demiş: “Ben Ali Bey’in kendisine de söyledim; ‘Yolunuz yolunuzdur eyvallah ama şunu unutmayın ki bu ümmeti parçalamaya hakkınız yok. Siz bunu yapıyorsunuz. Bunun parçalanmasıyla da bir yere gidemeyeceksiniz’ dedim. Şunu da söyledim, Fazla da geç kalmayın’ dedim. Bizim dava arkadaşlığımızda bir şey var. Dava terk edilmez. Burada sonuna kadar hizmet söz konusudur.
Buradan anlıyoruz ki kendisine göre ümmet, sadece AKP’lilerden oluşuyor...
İslâm Ansiklopedisi’nde ümmet tanımı şöyle: “Bir peygamberin tebliğ ettiği dine inanan veya o dine muhatap olanların meydana getirdiği topluluk.
Bunu bilen herkesin aklına aynı sorular geldi.
Ümmet AKP’lilerden oluşuyorsa, sadece AKP’liler mi Müslümanlık dinine mensup oluyor?
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve arkadaşları, yıllar önce Saadet Partisi’nden ayrıldıklarında ümmeti bölmemişler miydi?
Ve tabii en önemli soru: Halkın tümünü temsil etmesi gereken Cumhurbaşkanı’nın, kendi partisine oy verenleri “ümmet” olarak görmesi ne anlama gelir?
Anayasaya göre, farklı din ve etnik kökene sahip olanlar, bu ülkeye yurttaşlık bağı ile bağlıdır. Öyleyse şimdi “ümmet” kavramını gündeme getirmenin amacı nedir?

Yurttaşlık kavramına neden karşılar?
Erdoğan’ın sözleri epey tepki toplasa da, aslında bilinmeyen bir görüşünü ortaya koymadı.
Hatırlar mısınız; 2014’te 5. Din Şûrası’nda neler demişti?
Batı’da Hıristiyanlıktan oluşan boşluğa örneğin yurttaşlık dini ikame edilirken Türkiye gibi Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerde de benzer bazı denemelere girişildi.
Bunlar kendi elleriyle yurttaş dini benzeri dinler inşa ederek İslamın karşısına kendi yapay dinlerini koymanın çabası içinde. Din ve devlet işleri ayrı olsun diye kendi yapay dinlerini devlete egemen kılmanın mücadelesini verdiklerinin bilincinde değiller.

Bu sözler gayet net
Anayasal bir kavram olan “yurttaşlık” kavramının din ile yer değiştirmek için yaratıldığını söylüyor.
Din ve devlet işlerinin ayrılmasını (yani laikliği) hak dininin yerine yapay bir din geçirme çabası olarak tanımlıyor.
Bunları hatırlayınca, bugün “ümmet” kavramını tekrar ortaya atması, ne yazık ki beni şaşırtmıyor...
2005’teki bir konuşmasında ise, “Yüzde 99u Müslüman bir ülkede din bir çimentodur. Şu anda en önemli birleştirici unsurumuzdur. Tarih boyunca bu böyledir” demişti Erdoğan.
Çimento dinse gayrimüslimler, deistler ve ateistler ne oluyor?

Siyasal İslam, Cumhuriyetin antitezidir
Siyasi bir aidiyet biçimi olan yurttaşlık, eşitlik ve özgürlük idealini içerir ve bu çerçevede devlet ile birey arasında hukuki bağı kurar.
AKP kadrolarının 1923’te kurulan Cumhuriyet ile ilgili en temel sorunlarından biri budur.
Şeriatı, padişahlığı ve halifeliği kaldıran,
Bu topraklarda yaşayanları kulluktan yurttaşlık statüsüne geçiren,
Egemenliği padişahtan alıp halka veren,
Laikliği anayasaya koyan sistemdir Cumhuriyet.
Hoşlarına gitmeyen budur.
Çünkü siyasal İslamın hedeflediği sistemde, yurttaşlık yoktur; birbirine din ile bağlı olanların oluşturduğu ümmet toplumu vardır.
Herkes padişahın kuludur. Egemenliği de ümmet adına padişah kullanır.
Siyasal İslam, Cumhuriyetin antitezidir.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları