Faşizmin daniskası, şeriatın ayak sesi

23 Mart 2021 Salı

Bir sabah uyandık ki gece yarısı operasyonu yapılmış. Türkiye, ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanı’nın kararı ile çekilmiş! 

Daha açık yazalım: Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak çıkmış…

2008-2020 Aralık arasında 3 bin 621 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü bir ülkede, mağdurların korunması ve şiddet uygulayanların adalete teslim edilmesi için en etkili hukuki dayanaktan tek kişinin imzası ile ayrılmışız!

Ardından Saray şakşakçıları çıkmış piyasaya; neymiş İstanbul Sözleşmesi ile “aile yok edilmek isteniyormuş”, “geleneklerimize aykırıymış”

Katil ailedense susulacak mı? 3 bin 621 kadın cinayetinin yüzde 48.4’ünde fail, eş ya da sevgili; yüzde 30.2’sinde aile ve akraba üyeleri. Bu durumda korunmak istenenler şiddetin failleri mi, mağdurları mı?

Korunmak istenenler, aile içinde karısına, kızına, kız kardeşine, annesine fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik şiddet uygulayanlar mı, tecavüz edenler mi? 

Korunmak istenenler, kız çocukları gelin yapmak isteyenler mi? Öyle ya, şiddet tavan yaparken kadınları korumayı amaç edinen sözleşmeden çıkılıyorsa bunları sormak gerekir!

***

Sözleşmeden bir gece ansızın çıkılmasının amacını, buna en çok sevinenleri görünce anlıyoruz. Pedofiliye karşı yasaları hedef alan Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) öğretim üyesi Bedri Gencer, fesih kararı nedeniyle AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti mesela…

Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu’nun kurucusu Mesut Arabul, “yeni hedefin Medeni Kanun olduğunu” söyledi. AKP Sarıoğlan Gençlik Kolları Başkanı Mevlüt Ünsal, “kurtuluşun hilafette olduğunu” yazdı.

Kendini Allah’ın sözcüsü sanıyor olmalı ki Abdurrahman Dilipak, “İstanbul Sözleşmesi Allah’a karşı bir komplodur” dedi.

Kimse kimseyi kandırmasın; sözleşmeden, tarikat ve cemaatlere, Saadet Partisi tabanına mesaj yollamak için çıktı AKP. Nasıl Andımız, “ulus yerine ümmet” vurgusu yapmak için kaldırıldıysa, sözleşme de “toplumsal ve ailevi değerler” vurgusuyla dinci faşist kesime yaranmak için feshedildi.

Hukukçular TBMM’nin onayladığı uluslararası sözleşmeden ancak yine TBMM onayı ile çıkılabileceğini belirtip “İstanbul Sözleşmesi yürürlüktedir” diyor; CHP ise Danıştay’a başvurmayı deniyor ama oradan ne çıkar bilinmez…

Danıştay, bir zamanlar idarenin yanlış uygulamalarına karşı kamunun çıkarını korurdu. Bugünlerde ise belediye başkanlarının belediye şirketlerine yönetim kurulu atama yetkisini alıyor, Andımız’ı kaldırıyor, devlet madalyalarından Atatürk kabartmasını çıkarıyor. 

Hafta sonunda kadınlar Türkiye çapında sokağa çıkıp seslerini duyurdu ama iktidar ancak Biden’dan yorum gelince açıklama yaptı. 

İletişim Başkanlığı’nın açıklamasında şöyle deniyor: “Başlangıçta kadın haklarının güçlendirilmesini teşvik etmeyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’nin toplumsal ve ailevi değerleriyle bağdaşmayan eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle edilmiştir.” 

Çekilme bahanesi buymuş! Özrü kabahatinden büyük denir ya, tam öyle bir durum.  

***

Öncelikle eşcinsellik, bozukluk ya da anomali değildir, temel ana cinsel yönelimlerden biridir. Anormal olan homofobi ve transfobidir. Birileri yok dese de LGBTİ+ vatandaşlar vardır ve devlet bu çağda yetişkin insanların yatak odalarından çıkmayı öğrenmek zorundadır. 

Devlet adına yapılan açıklama, açıkça LGBTİ+ bireylere karşı ayrımcılıktır ve kendini böyle tanımlayanlara yönelik kötü muameleyi ve şiddeti teşvik edebilecek bir yaklaşımdır. 

Kendi imzaladıkları İstanbul Sözleşmesi’nden tarikat ve cemaat şantajı ile çıkınca mantıklı bir açıklama yapmakta zorlanan hükümet, bula bula eşcinsellik bahanesini buldu.

Sözleşme LGBTİ+ bireylerden açıkça söz etmemesine karşın, öngörülen korumanın (toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği dahil), herhangi bir ayrıma yer vermeden tüm gruplara sağlanması gerektiğini belirtiyordu. Şimdi bunun fesih için gerekçe gösterilmesine kimse inanmaz. 10 yıl önce metni okumadınız mı diye sorarlar insana!

Ayrıca açıklamada, “çekilme kararının devletin kadınları korumaktan taviz verdiği anlamına gelmediği, aile içi şiddetle mücadeleden asla vazgeçilmeyeceği” belirtilmiş. Oysa İstanbul Sözleşmesi, şiddete karşı evlilik şartı aramadan koruma hükmü içeriyordu.

Anlaşılıyor ki devlet, eşcinselleri ve evli olmadan ilişki yaşayanları dışlama gayretinde. İnsan hakkını korumayı hedefleyen bir sözleşmenin bu grupları da koruması sorun oluyorsa, bunun adı nedir biliyor musunuz?

Faşizmin daniskasıdır, şeriatın ayak sesidir. 

Bu durumda bir gece ansızın tüm haklarımızı kaybetmeden önce…

Balkonda tencere tava çalıp slogan atmanın ya da sosyal medyada fotoğraf paylaşmanın ötesinde, ciddi bir demokratik toplumsal direnişi örgütlemek gerekir. Türkiye, bir an önce seçime gitmelidir. Bu halk, bu iktidarı daha fazla taşıyacak durumda değildir. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kana kana kanmak 11 Nisan 2021