Seçim değil, Trump için referandum

08 Kasım 2020 Pazar

Bu yazıyı yazdığım sırada Amerika’da 3 Kasım’da yapılan seçimleri Demokratik Partili Başkan adayı Joe Biden’ın kazandığı duyuruldu. 

Birkaç eyalette oy sayımı sürüyor ama Biden, Donald Trump’ı Pennsylvania’da da yenince seçimin galibi oldu. 

Trump ise çıldırmış durumda; sürekli asılsız iddialarda bulunup tweet atıyor. Twitter onun tweet’lerini siliyor, uyarı etiketi koyuyor.

Cumhuriyetçiler oy sayımının durdurulması için dava açtı. Eyalet mahkemeleri başvuruları reddedince, Trump, Yüksek Mahkeme’nin müdahale etmesi için çağrı yaptı. Georgia’da oyların yeniden sayımı kabul edildi.

Sokağa taşan protesto gösterilerinde şiddet olayları yaşanıyor. Mağaza ve dükkân sahipleri korkudan vitrinlerini tahta ile kapladı. Ülkede tam bir kaos hâkim.

Bu olanları tahmin etmek zor değildi. Trump, posta yoluyla kullanılan oyları kabul etmeyeceğini aylar önceden belli etmişti. Kaybetmediğine dair akla yatkın bir senaryo kurgulamaya çalıştığı açıktı.

Sonuçta özgün bir senaryo yazmadı. Günlerdir sandıktan çıkacak sonucu değiştirmek için asılsız iddialarla kurumlara baskı yapıyor. Kriz çıkarma yoluyla sonucu tersine çevirmeye çalışıyor. 

Tanıdık geldi değil mi? Trump, Türkiye’de AKP iktidarının defalarca başvurduğu yöntemi uyguluyor!

Gelecek günlerde ne olacağı tam olarak bilinmez ama kesin olan şu: Yeni başkanın yemin ederek görevi üstleneceği 20 Ocak 2021’e kadar yaklaşık 10 haftalık sürenin epeyce tartışmalı geçeceği anlaşılıyor.

Ama bu arada bazı saptamalar yapılabilir.

***

ABD’deki başkanlık yarışı, iki adayın öne çıktığı bir seçim gibi görünse de aslında Trump için bir “referandumdu”. Biden’a oy verenler, onu beğendiklerinden değil, Trump’ın başkan olmaması için oy verdi. 

Nedeni ne olursa olsun, bu oylamada Trump gibi sağ popülist politikaları savunan ve insan hayatını hiçe sayan bir ırkçının, cinsiyetçi bir zorbanın, beyaz köktendinci Hıristiyanların temsilcisinin başarısız olması, kuşkusuz iyidir. Bu konuda hiç şüphe yok. 

Ancak Türkiye’de medyada aniden türeyen Biden hayranlığını görünce de insan afallıyor. Trump ya da Trumpizm karşıtlığı, benim için, otomatik olarak Biden yandaşlığı anlamına gelmez, gelemez. 

Çünkü daha önce birçok kez yazdığım gibi, Biden, Wall Street ile derin ilişkileri olan, kurulu düzenin ve neoliberal politikaların temsilcisi bir politikacı. 

Amerika’da 1994 Suç Yasası, aynı zamanda Biden Suç Yasası diye anılır. Neden? Giderek sertleşen polis devleti uygulamalarını, hapishanelerdeki tutuklu sayısını ve mahkûmiyet süresini artıran yasayı o zaman Delaware Senatörü olan Joe Biden hazırladı.

2009’daki ekonomik krizde Amerikan ekonomisini kurtarma operasyonunu yürüten Biden’dı ve kurtarılan, ezilen vatandaşlar değil, Trump’ın da içinde yer aldığı oligarklardı.

Biden, Demokratik Parti’nin şahin kanadında yer alan bir politikacı olarak Irak, Libya ve Suriye’de savaşı destekledi. Bunlara ek olarak Obama döneminde Somali, Yemen, Afganistan ve Pakistan bombalanırken başkan yardımcısıydı. 

Ayrıca “Türkiye Ilımlı İslam projesinin model ülkesi” olarak Obama tarafından öne çıkarılırken onun yanıbaşındaydı. 

Geçen aylarda medyaya düşen The New York Times röportaj videosu da aklımda… 

***

Trump gibi nefret söylemleri yayan bir ırkçı, hak ettiği yanıtı halktan almalı. Bunu söylerken Biden’ı coşkuyla kucaklayanlardan olmak durumunda da değilim. 

ABD’de var olan ırkçı hapishane-sanayi kompleksi, bugüne kadar kurulu düzenle sorunu olmayan Demokratlar’ın döneminde de güçlendirildi. ABD, bu yüzden nicedir bir oligarşi… 

İnsanlara kötüler arasında seçim yaptırılan bu sistem, en şeytani olanın oylandığı bir referanduma dönüşürken, daha az şeytani olanı aklıyor. Mantıksızlık Çağı’ndaki seçimler her yerde halklara bunu dayatıyor. Rahatsızlığım bu noktada. 

Sonuç olarak şöyle bitireyim yazıyı: Trump gitsin, bu beladan kurtulalım!

Ve ekliyorum: Ama bu dünyaya esaslı bir devrim gerek! 


Yazarın Son Yazıları

Beklediğimiz o lider 3 Ocak 2021
Yasalar kimi koruyor? 15 Aralık 2020
Yeni nesil jurnal 8 Aralık 2020
Sanal sirkler 6 Aralık 2020