Ya gazetecilik ya da yandaşlık...

08 Eylül 2020 Salı

RTÜK tarafından beş gün boyunca ekranı karartılan Tele 1 TV, bugün tekrar yayına başladı. 

Neden karardı ekran? “Karanlıktan Aydınlığa” isimli programda ilahiyatçı Cemil Kılıç’ın Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tüzelkişiliğini hedef aldığı savunuldu.

Ayrıca 2. Abdülhamit’i eleştirmek de cezalar için gerekçe olarak gösterildi. “18 Dakika” programında Merdan Yanardağ’ın Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamit hakkındaki sözleri, RTÜK’ün AKP’li ve MHP’li üyeleri tarafından “yayın ihlali olarak” görüldü ve üst sınırdan idari para cezası uygulandı.

Böylece AKP döneminde basın özgürlüğüne yapılan darbenin tarihine bu ilk de eklenmiş oldu. 

13 Nisan 2020’de “Ülkemiz sadece koronavirüsten değil, aynı zamanda bu medya ve siyaset virüslerinden de inşallah kurtulacaktır” demişti Cumhurbaşkanı Erdoğan. Hükümetin uygulamalarını eleştirenlere yönelik yeni bir operasyonun habercisiydi bu sözler.

Demek ki bu konuşma birilerince emir olarak algılanmış. Tak diye emredilmiş, şak diye yapılmış!

Özgür yayıncılık yapmaya çalışan televizyon kanallarının sesini kesmeye dönük bu operasyon son derece tehlikeli. Çünkü ceza verilen televizyon kanalları aynı maddeden 1 kez daha ceza alırsa, bu kez lisansları iptal edilecek.

Ekranları tamamen karartılacak, yani fişleri çekilecek!

***

Böylesine ağır bir darbe karşısında diğer medya kuruluşlarının tepkisini izliyorum günlerdir. Demokratik bir dayanışma ortaya kondu mu acaba diye bakıyorum...

Gerçeklerden yana olan çok sayıda bağımsız ve dürüst gazeteci ve aydın, bireysel olarak destek mesajları paylaşıyor ama medya kurumları bir araya gelip bu faşizan uygulamaya karşı güçlü bir ortak duruş sergilemiş değil...

Temmuz ayında RTÜK, Tele 1 TV ve Halk TV’ye 5 günlük ekran karartma cezası verdiğinde, Tele 1 TV Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, bir bildiri yayımlamıştı. Bildiride 5 gün boyunca tüm televizyon kanallarına 1 dakikalık ekran karartma çağrısı yapılmıştı.

O metnin bir bölümünde şu satırlar vardı:

“Bütün televizyonları tebliğ kararı geldikten sonraki 5 gün boyunca ekran karartmaya çağırıyoruz. Ya RTÜK’ün sansüründen yana olacaklar ya da bağımsız gazeteciliğin yanında. Bu bir demokratik direniş hattıdır. Türkiye’de haber alma hakkı ve ifade özgürlüğünün savunulmasıdır. Hangi gerekçeyle olursa olsun bu çağrının gereğinin yapılmaması iktidarın, sansürün ve RTÜK’ün yanında olunduğu anlamına gelecektir. Türkiye’de herkesi bunun gereğini yapmaya çağırıyorum.”

Bu çağrıya olumlu yanıt veren TV kanalı olmadı... Medya o dönemde dayanışma testini geçemedi. 

Hatta o sırada FOX TV’de çalışan Fatih Portakal, gereksiz bir polemik yaratarak “Tele 1’in diğer kanallara 1 dakikalık ekran karartma önerisi bu ortamda yapılacak bir şey değil. Bir de koşul var: Ya onlardan ya bağımsız gazetecilik deniyor. Bu da bir zorlama! Herkesin nerede durduğu zaten aşikâr. Önemli olan zor zamanlarda inatlaşma değil, sürdürülebilirlik...” diye yanıt verdi.

Fatih Portakal, bireysel olarak sansüre tepki gösteren bir gazeteci olsa da FOX TV’nin sahibi, dünyanın en büyük medya ve eğlence şirketlerinden Amerika merkezli The Walt Disney Company sonuçta... 

***

Oysa bu ortamda yapılması gereken tam da Tele 1 TV’nin önerisiydi. İktidar ekranları zorla karartmadan önce, direniş için topluca 1 dakika gönüllü olarak karartmak anlamlı bir tepki olurdu. 

Medyaya son 25 yılın en ağır yaptırımı uygulanıyorsa, sadece gazetecilerin bireysel olarak tweet atıp tepki göstermesi yetmez; kurumsal olarak medya organları da ses çıkarmalı, ortak bir direniş göstermelidir. 

Çünkü ya gerçekler ortaya çıkarılarak GAZETECİLİK yapılacak ya da iktidarın istediği haberler onların uygun bulduğu manşetlerle verilecek ve böylece YANDAŞ olunacak. Bu ikisinin ortası yok.

Sansür bu kadar fütursuzca uygulanabiliyorsa, halkın haber alma hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü bu kadar kolay yok edilebiliyorsa, gün gelir hiçbir medya kurumu gerçekleri ortaya çıkaramaz. 

Gerçekler ortaya çıkarılamadığında da gazetecilik yapma olanağı kalmaz. Asıl sürdürülebilir olmayan budur!


Yazarın Son Yazıları

Gazeteci taraftır 15 Eylül 2020
Tarikatlar kapatılsın! 6 Eylül 2020
Mahalleler 30 Ağustos 2020
Bitmeyen cinayet sezonu 25 Ağustos 2020
Trump mı, Erdoğan mı? 9 Ağustos 2020