Yıkım yılları

13 Nisan 2021 Salı

“Emeklilerimiz bugün tarihlerinin en iyi gelir seviyesine sahiptir. Biz göreve geldiğimizde emekli maaşları 66 lira idi.”

Bu cümleyi, hafta sonunda AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan kurdu.

Konuşmasını kim yazdı bilemem ama “kimse gerçekleri sorgulamaz” diye mi düşünülüyor acaba… 

Oysa gerçeklere ulaşmak zor değil. 2002’de en düşük emekli aylığı 148 liraydı; bununla 5.5 adet çeyrek altın alınıyordu (fiyatı AKP iktidara geldiğinde 27 idi). Şimdi ise en düşük emekli aylığı 1500 TL ve bununla tanesi 750 TL’den 2 tane çeyrek altın alınıyor. 

Emekli yoksulluğu giderek derinleşiyor; emekli aylıkları değil yoksulluk sınırına, açlık sınırına bile yaklaşmıyor!

Erdoğan ise aynı konuşmada hızını alamıyor ve ekliyor:

“Koronavirüs salgını sebebiyle yaşadığımız zorlukların özellikle ülkemiz ve milletimiz için yeni müjdelere kapı aralayacağına inanıyoruz.”

Bu cümlenin ardındaki mantığı anlamaya çalışıyorum ama insanların işsizlikten intihar ettiği, açlıktan pazarlarda yerden çürük sebze meyve topladığı, günlük koronavirüs vaka sayısında dünya ikincisi olduğumuz bir ortamda “müjdeden” söz edebilmek, olsa olsa halktan kopukluğun kanıtı olur.

***

Konuştukça coşan Erdoğan, gerçeklikten tamamen kopuyor:

“Türkiye’nin rekorlar ve başarılarla dolu son 19 yılına, kadınlarımız ve gençlerimizle birlikte damgamızı vurduk.”

“Kadın ve erkeğin eşit olması fıtrata ters” diyen birinin bu cümleyi kurması, kendi kendisini yalanlamasının en büyük kanıtı aslında ama biz yine önemli verileri de hatırlatalım.

Türkiye’nin son 19 yılı, özellikle kadınlar ve gençler açısından tam bir yıkım oldu. Her gün sokaklarda, evlerde, işyerlerinde şiddete uğrayan kadınlar, can güvenliğinden yoksun bir halde yaşarken tecavüzcüler, katiller cezasız kaldı. 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde en doğal hakkımız olan geleneksel yürüyüş engellendi, kadınlar devletin güvenlik güçlerince yerlerde sürüklenip tekmelendi. 

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkan Vekili CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, “Kadının Adı” adlı çalışmasında durumu net olarak ortaya koydu. 2004’ten 2019’a kadar taciz vaka sayısı 8’e katlandı. Cinsel dokunulmazlığa dair suç sayısı, son 5 yılda yüzde 155 arttı.

AKP’nin iktidara geldiği 2002’den itibaren 18 yılda Türkiye’de en az 7 bin 500 kadın öldürüldü.

AKP, 2016’dan itibaren “evlilik mağdurları” adı altında çocuk istismarını meşrulaştıracak düzenlemeleri gündeme getirirken “reşit olmayanla cinsel ilişki” suçları da aynı dönemde ikiye katlandı.

***

Gençler konusunda ise en çarpıcı veri, geçen yıl yapılan bir araştırmaya (Yeditepe Üniversitesi ve MAK Danışmanlık araştırması) göre, 18-29 yaş grubu arasındaki gençlerin yüzde 76’sının daha iyi bir gelecek için yurtdışında yaşamak istemesi! 

Bir başka araştırma (SODEV ile Friedrich Ebert Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin araştırması), AKP’li gençlerin yüzde 52.7’sinin, MHP’li gençlerin ise yüzde 68’inin Türkiye’den gitmek istediğini ortaya koydu.

Neden gitmek istiyorlar?

Çünkü bu ülkede düşüncelerini serbestçe ifade edemiyorlar, özgürlüğe ve adalete özlem duyuyorlar. 

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki gibi kayyum rektör istemiyorlar!

Bu durumda Erdoğan’ın konuşmasındaki cümleyi düzeltmek gerekirse doğrusu şudur:

AKP, Türkiye’nin ülkeyi çağın gerisine düşürecek adımlarla dolu son 19 yılına Fethullah Gülen Cemaati, tarikatlar, dönek “solcular”, ABD ve AB ile birlikte damgasını vurdu!

Yıkım yıllarına bu güruh imza attı. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kimin için? 4 Mayıs 2021
Şeriatçı sinsi atak 2 Mayıs 2021