Varol Yaşaroğlu Cumhuriyet'e konuştu: ‘Öğretici ama didaktik değil’

Varol Yaşaroğlu’na “Kral Şakir”in nasıl milyonlarca çocuk tarafından izlendiğini sorduk.

Yayınlanma: 17.03.2024 - 12:00
Varol Yaşaroğlu Cumhuriyet'e konuştu: ‘Öğretici ama didaktik değil’
Abone Ol google-news

Çocukların sevgilisi “Kral Şakir”in yaratıcısı Varol Yaşaroğlu’nun amacı sırf çocukları eğlendirmek değil. Aynı zamanda onları doğru değerlerle geleceğe hazırlamak için de çalışıyor.

Serinin gösterime giren son filmi “Kral Şakir Devler Uyandı” da yine aynı amaçlarla ve güncel konuları keyifli bir öyküyle bir araya getirerek hazırlanmış. Gerisini kendisinden dinleyelim.

- “Kral Şakir Devler Uyandı”nın çok ilginç ve güncel bir konusu var. Hem yapay zekâya temas ediyor hem de bugünlerde çok revaçta olan mistik anlatılarla bunu birleştirerek bir öykü oluşturuyor.

Konuları seçerken gündemi de takip ediyoruz, yapay zekâ ekip olarak bizim de gündemimizde olan bir konu. Öte yandan Nemrut Dağı'ndaki heykeller de hep kartpostallarda gördüğümüz ama pek de ne olduklarını merak etmediğimiz şeyler aslında. Bir de "Kral Şakir" yurtdışına açıldığı için oralarda izleyenler de “Tepedeki heykeller neymiş, canlanıyorlar” diye merak etsinler istedik. İşin kültür kısmı önemli cidden. Kültürel varlıkları vurguladığımız için bakanlığın da desteği oldu. Ancak öyküde işin belkemiği yine teknoloji.

Bir teknoloji firması yapay zekâ kullanarak elektronik aletleri mobil duruma getiriyor. Sonradan firma sahibinin içine kötü bir güç giriyor ve dünyayı ele geçirmeyi istiyor. Bu açıdan biraz gündeme de işaret eden bir konusu var. Hem teknolojik aletlerin kötüye kullanımı hem de ekran bağımlılığı için güzel bir mesajı var filmin. Tüm "Kral Şakir"lerde de güzel mesajlar var. Hatta BM Kalkınma Programı’nın nitelikli eğitim, sürdürülebilir toplum ve temiz enerji gibi 17 küresel amacı var. "Kral Şakir" onların da dikkatini çekti çünkü biz hemen hemen tüm bu konuları işliyoruz. Ancak hiçbir zaman didaktik çizgi filmler yapmıyoruz.



- Ben de onu soracaktım. “Kral Şakir”in öğretici yönü fazla, mutlaka olumlu bir mesaj vermeye çalışıyor ama bunu öykünün bağlamından kopuk biçimde yapmıyor. Anka son dönemlerde hem Batı’da hem de Doğu’da ilgi gören çizgi işler daha fazla “elini kirletenler” oluyor. Siz bunu tercih etmiyorsunuz.

Bu biraz da benim dünyaya bakışımla alakalı. Bence değerlerin gittikçe yok olduğu bir dünyayla karşı karşıyayız. Değerler dediğim de merhamet, şefkat ve sevgi. Bence en önemli değerler de bunlar. Ahlaki veya dini anlamda bir kalıbın içine sokarak söylemiyorum. Yoksa çocukları manipüle edecek o kadar çok şey var ki. Çok kolay izletirsiniz ama olay bu olmamalı. Oyunlarda da öyle, çocuğu bir canavara dönüştürebilecek uyarıcılar yer alıyor. Bu dünya çocuklara kalacak, sürdürülebilir bir dünyanın temeli de onlar olacak. Onlara kuru kuruya “Yere çöp atma” demek yerine kaliteli bir macera ve mizahla doğru mesajları verebilirsek dünya daha güzel bir yer olabilir.

DÜRÜM SEVEN FİL

- Hayvanları konuşturmak çizgi dünyasında çok kullanılmış bir yöntem. “Kral Şakir”de bu yöntemi kullanırken farkı nerede yarattınız?

Aslında La Fontaine’den beri olan bir yöntem. “Kral Şakir” karakterleri çok bizden. Türk toplumunda yaşayan bir aile aslında. Dünyanın hiçbir yerinde Adana dürüm seven bir file rastlayamazsınız. Necati çok bizden, bıyıklı bir fil. Veya bizde bir ev hanımının davranışı nasılsa Kadriye karakteri de o biçimde. Şakir de modern Türk çocuğunu temsil ediyor. Hatta hep soruyorlar “Niye ismi Şakir” diye. Aslında burada bile farkındalık yaratmak istedik. Çünkü günümüzde çok kullanılan isimleri kullansak bir fark yaratamayacaktık. Şimdi imza gününe gelenler, “Çocuğuma Şakir ismini verebilirim” diyor.

- Peki karakterlerin özellikleri ile atandıkları hayvanlar arasında bir bağlantı kurdunuz mu?

“Ormanlar kralı aslan” denir ya, “Kral Şakir” de oradan geliyor. Bize hep şunu soruyorlar: “Bunlar aslan ailesi, dedeleri Peyami neden kaplumbağa.” Çünkü tam dediğiniz gibi yaşlı bir adamı kaplumbağa ile daha çok özdeşleştirdik ve “neden kamlumbağa”yı da sorgulamadık. Bir de şunu öne çıkardık, örneğin Canan, düşünülmüş bir karakter. BM küresel amaçlarında yer alan toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik de bir duyarlılığımız var. O yüzden Canan’ın Şakir kadar baskın olmasını istedik. Şakir karakteri gereği pek üstüne düşünmeden hemen maceraya atılır ama kardeşi Canan sağduyuyu temsil eder, onun yol göstericiliği olmadan Şakir de çok bir şey başaramaz.

ÇOCUKLUK DÜŞÜ

- Çizgi film yapmaya nasıl karar verdiniz?

Çocukluk hayalimdi. Pembe Panter’i izlediğimde “Ben büyüyünce böyle bir şey yapacağım” dedim. Sonradan İTÜ İnşaat Fakültesi’nde okudum ama bu hayalimden hiç vazgeçmedim. Gerçekleştirmek istediğim şeyi başaramazsam çok da mutlu olamayacağına karar verdim.

150 ÜLKEDE YAYIMLANDI

- "Kral Şakir"in öyküsü uluslararası kodlarla uyuşuyor mu?

Kesinlikle. Şu anda Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da 26 ülke ve sekiz ayrı lehçede yayımlanıyor. Pandemi döneminde bir filmimizi Disney+’a verdik. 150 ülkede yayımlandı ve Orijinal film olarak Disney tarihinde bir ilkti. Düşünün bir animasyon devi yerel bir içeriği alıp dünya ölçeğinde yayımlama kararı alıyor. Fil Necati’yi Japonca veya Almanca konuşurken görmüşlüğüm var ya, o yüzden içim çok rahat. Bu yıl Türk dizilerini dünyaya pazarlayan yerli firmalarla anlaşmalar yapıyoruz. Onlar da dizileri şimdi bütün dünyada dolaştırmaya başlayacaklar. Ben dünya çocuklarının "Kral Şakir" izlerken yabancılık çekeceklerini düşünmüyorum.

‘GÜCÜMÜZ ANLATIMIZDA’

- "Kral Şakir"in zamanla teknik anlamda da geliştiğini görüyoruz. Bunun nedeni yeni teknolojilere erişiminizin artması mı?

Bu film tekniğimizin en üst seviyeye ulaştığı filmdi. Ses ve müzik anlamında da çok ince ayarlanmış bir film var karşınızda. Aslında "Kral Şakir"i yapabilmemizin en büyük nedeni teknolojiyi iyi kullanabilmemiz. Tabletlerle çizim yapmayı öğrenmeseydik çizgi film yapabilmemiz çok mümkün değildi. Çünkü çok pahalı bir teknoloji. Ben çok mükemmeliyetçi değilim, öyle bir tarafım var ama aşırısının da böyle girişimlere zarar verdiğini düşünüyorum. “Grafi 2000” ilk kurulduğunda çok basit animasyonlar yapıyorduk. Sadece ağızlar oynuyor, yan yan hareket eden tipler... Ancak o kadar güzel içerik vardı ki anlatım biçimimiz onun gücüydü. "Kral Şakir"deki çıkış noktamız da bu. İstersek çöp adamla animasyon yapalım ama senaryomuz düzgün, mizahımız kuvvetli olsun. Yurtdışındaki gibi bütçeler olmadığı için en uygun çözümü bulup ilerledik. İyi ki de öyle yapmışız. Her sinema filmimiz üzerine bütçe katarak büyüyor. Biz de bunu filme yatırıyoruz.


Cumhuriyet Tatil Otel Rezervasyon