Cadılık para etmeye başladı

Alberta merkez kütüphanesinde tozlu rafları dirseğiyle silip kitap tarayan tarih profesörü Andrew Grow, 15. yüzyıldan kalma bir eser buldu. Kitabın durumu içler acısıydı, neredeyse lime lime olacaktı. Sayfaları özenle açtı, gözlerine inanamadı: 1465’te Fransa’da, Burgundy Manastırı’nda bir rahibin el yazısıyla yazılmış, renkli minyatürleri göz alıcı, muhteşem bir eserdi bu.

24 Kasım 2019 Pazar, 02:00

Başlığı “Waldensiya Tarikatına Karşı”dır. Bu tarikat Katolik kilisenin baş düşmanıydı; şeytan ve cadılığa ait sapkınların merkeziydi. Eserin ikinci bir kopyası yok! Tabii hemen koruma altına alındı. Dijital ortama aktarıldı, gelecek kuşaklara saklandı. Kitap şimdi nadide eserler odasında korunuyor. 

Kitabın izini süren Grow farkına varıyor ki, bu cilt iki yüz sene evvel Kanada’ya İngiltere’den getirilmiş, bu arada kitap uzun zaman İngiltere Parlamentosu’nda okunmuştur. Profesörü bir merak sarar: Parlamentoda bu kitap niye okunmuştur? Araştırıp bulacaktır herhalde. Bu eser, cadılarla nasıl mücadele edileceğini, fakat önce bir cadının cadı olduğunun nasıl anlaşılacağını öğretmektedir. 

Bu kitap ortaçağda her eve lazım bir kitap! Kitabın ortaya çıkışı bu kez başka bir merakın kapısını araladı: Cadıları, cinleri, şeytan ve peri kızlarını kovalayan bu eser Kanada’ya hatta, Alberta eyaletine ulaştığına bakılırsa, Avrupalı göçmenler ayısı-geyiği-vahşi atları, tabii totemlere tapınan yerli halkıyla uçsuz bucaksız topraklara, beraberliğinde acaba cadılığı da taşımış mıdır? Neden olmasın? Cadı dediğin süpürgeyle uçar ama 6166 km’lik okyanusu herhalde çalı süpürgesi üstünde geçmesi kolay olmazdı. Hazır gemiler, Avrupa’nın aç ve açıkta kalmış yoksullarını yeni kıtaya, Amerika ve Kanada’ya taşırken, onlar da binmiş olamazlar mı? 

Sorular böyle sıralanırken, her sene olduğu gibi bu yıl, 31 Ekim gecesi Cadılar Bayramı-Halloween Kanada’da yine eğlenceyle kutlandı. Çocuklar ve tabii büyükler de şakacıktan zaman zaman cadı kıyafetlerine bürünüp sokaklara çıkıyor, kapılar çalınıp “Eğer şekerleme vermezsen seni Böööö diye korkuturuz” şakası yapılıyordu. 

KAYITLI 630 CADI...

Fakat her şakanın ardında bir gerçek yatar. İşte şimdi hep beraber Kanada’nın ve fakat münhasıran Alberta’nın cadı gerçeğine bir bakacağız: Alberta’da, halen cadılık faaliyetinde kayıtlı altı yüz otuz bir cadı ve gayri resmi olarak binlerce meraklısı, cadı olmaya hevesli kadın bulunuyor. Bizzat büyüyle, fal ve muska biçimindeki lanetlenmiş işlerle uğraşan, cinlere kulak veren, şeytanla aksatası olan kadınlar, modern Kanada’da ortaçağı yaşatmaya devam ediyor. Bu modern ortaçağ, podcast yayını yapabilen, televizyona çıkan, kitaplarını bastırıp internet ve sosyal medyayı kullanan tekno-cadıların dönemidir. 

Pam Grossman adlı gençten, güzelce bir cadı, yakın zamanlarda Kanada basınının ve sosyal medyanın merak konusu oldu. Kendisini modern cadı olarak ilan eden Pam’in kitabı şimdilerde yok satıyor; röportajlara çıkarken kara kedisiyle poz veriyor. Herkeste bir cadı merakı var; sormayın!

Kanada’nın 365 sayılı yasası cadılığı sadece sahtekârlık ve dolandırıcılığa müsait bir etkinlik olarak gösteriyor ama cadılığı yasaklamıyor. Kanada’ya gelirseniz rahat rahat cadı olabilirsiniz ancak yeter ki, bunu kullanıp başkalarını aldatmayın, hele hele fala bakıp, birtakım muskalar yazıp, kocasına tavşan ayağı-kurbağa dili-salyangoz sümüğünden yapılmış bir büyülü şeyi yutturmaya meraklı olanlara para karşılığı bunları satmayın.  

Alberta’da örneğin, vergi dairesine kayıtlı ve dükkânı olan saykik-medyum, falcı, kâhin-burçlara bakan, tarotçu gibi adlar altında kadınlar var. Erkekler, tek tük istisnası bir yana, bu sektörde ağzıyla kuş tutsa ekmek bulamaz, piyasa kadınlara ait. Zira kapılarını aşındıran müşterileri, aralarında belki bir iki erkek bulunsa bile, tamamı kadın. Büyü ve benzeri yollara başvuranlar için sadece 2 bin dolar para cezası var, cadılar bunu dert etmiyor zira yarım saatlik görüşme ücreti 150 Kanada Doları’ndan başlıyor. 

Ben bunlardan birisini tanıdım, dükkânına yakın bir yerdeki kafeye sık sık giderdim, o gelirdi, tanıştık, güvendi ve kendisini anlattı. Gazetecinin haber kaynağını saklı tutma hakkından şimdi yararlanıyor ve bu medyum-cadı kadının adını vermiyorum. Aslına bakarsanız, içim acıdı. Genç bir kızın peşine düşüp kendisini terk etmiş erkek arkadaşının kaderini etkilemek üzere habire iskambil kâğıdı açıp duruyordu masa üstünde...

PİYASALARI YÜKSEK! 

Ondan dinlediklerimi alın, üstüne başına Anadolu kıyafetleri giydirin, kurşun döken haminnelerden farkını göremezsiniz. Zannetmeyiniz ki, Kanada’nın modern yaşamında büyüler, muskalar, lanetlenmiş çörek otu yedirmek bulunmuyor; âlâsı var!.. Piyasaları da yüksek meblağlıdır: 2017’de cadılardan biri, kocasını evine bağlamak isteyen bir kadına 100 bin dolarlık büyü yapıp teslim etmişti, yakalandı, sadece 2 bin dolar ödedi, 98 bin cebine kaldı. 

Geçen yılın istatistiklerine göre yasal biçimde fal bakan cadıların toplam gelir içindeki payı 2.2 milyar dolardır. Pasta iyi, cadıların iştahı da fena değil, eh ilkel dönemlerden beri dünya ötesi aşkın güçlere meraklısı da çok, yasaklayanı da yok. Salıverin cadıları: TRT ekranlarında izlediğimiz “Tatlı Cadı” dizisindeki Samantha adlı güzel kadını da hatırlıyoruz; kocası cadılığı yasaklamıştı. Halbuki, kocası Darrin için ciddi gelir kaybıydı. Cadısı çalışsaydı, paraya para demezdi.

[email protected]