"Beklenen kötüleşme yaşanmadı"

Devlet Bakanı Ali Babacan, bütçe açığı ve borç yükündeki artışa rağmen borçlanma maliyetleri ve vadelerinde bir kötüleşme yaşanmadığını söyledi.
Yayınlanma tarihi: 19 Kasım 2009 Perşembe, 13:22

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Hazine Müsteşarlığı'nın bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda sunuş konuşması yaptı.

Babacan, 2002 yılında yüzde 11.5 olan bütçe açığının GSYH'ye oranının 2008 yılında yüzde 1.8'e düşürülmüş olmasının, küresel krizle mücadelede maliye politikasının daha aktif bir biçimde uygulanabilmesine imkan sağladığını söyledi. Bütçe açığındaki artış ve ekonomik daralma nedeniyle son yedi yıl boyunca sürekli azalmakta olan Avrupa Birliği tanımlı genel yönetim borç stokunun GSYH'ye oranının 2009 yılı sonunda yüzde 47.3'e yükseleceğinin tahmin edildiğini vurgulayan Babacan, bütçe açığı ve borç yükündeki artışa rağmen borçlanma maliyetleri ve vadelerinde bir kötüleşme yaşanmadığına dikkat çekti.

Hazinenin İskontolu Devlet İç Borçlanma Senetlerinin yıllık bileşik faiz oranları tarihi en düşük seviyelere indiğine değinen Babacan, dış piyasada işlem gören tahvillerin faizleri ve risk primlerinin de kriz öncesi seviyelere gerilediğini kaydetti. Babacan, uluslararası piyasalarda fon talebinin artmasına ve küresel risk iştahının azalmasına rağmen dış finansman programımız uygun koşullarda gerçekleştirildiğine işaret etti.

Büyümedeki toparlanmanın kalıcı hale getirilmesi temel öncelik

Babacan, önümüzdeki dönemde küresel ölçekte temel önceliğin bir yandan büyümedeki toparlanmanın kalıcı hale getirilmesi, diğer yandan özellikle gelişmiş ekonomilerde uygulamaya konulan bugüne kadar görülmemiş büyüklükteki mali, parasal ve finansal önlemlerden koordineli bir biçimde çıkış stratejisinin ortaya konulması olduğunu söyledi. Babacan, dünyanın en büyük 15. ekonomisi olan Türkiye'nin önümüzdeki dönemde daha yüksek bir refah seviyesini yakalaması için gerekli altyapısı ve donanımı bulunduğunun altını çizdi.

Dış konjonktürdeki gelişmelerin küresel ekonomi ve mali piyasalarla güçlü ilişkisi olan Türkiye ekonomisine önemli ölçüde yansıdığına dikkat çeken Babacan, "Küresel kriz nedeniyle dış talepte oluşan daralma özellikle ihracata dayalı üretim yapan, demir-çelik, otomotiv, tekstil ve hazır giyim gibi sektörlerini olumsuz yönde etkilemiştir. Üretim kapasiteleri yurt içi talebin oldukça üzerinde olan bu sektörlerdeki hızlı dış talep düşüşü toplam sanayi sektöründeki küçülmeyi belirleyen ana unsur olmuştur" dedi.

Küresel kriz tüm dünya ülkelerinde istihdam kayıplarına yol açtığına dikkat çeken Babanca, "İşsizlik, bugüne kadar bu sorunu ciddi olarak yaşamamış ülkelerde bile önemli bir artış göstermiştir. Türkiye'de de 2008 yılında ortalama yüzde 11 olan işsizlik oranının 2009'da yüzde 14.8 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir" diye konuştu. Babacan, 2010-2012 Orta Vadeli Program döneminde ekonomik büyümenin yanı sıra işgücü piyasasına yönelik uygulanacak politikaların da etkisiyle, istihdamın 2010 yılından itibaren tekrar artış dönemine girmesi ve işsizlik oranında kademeli bir düşüşün başlaması hedeflediklerini söyledi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.