Kapat

Son Haberler

A+ A-

Şövalye zırhında albümler

Plak ve ardından gelen kaset döneminin dinleyici üzerinde büyülü bir etkisi vardı. Plak dönemini yaşayan dinleyici, kaseti hem ses hem de kalıcılık adına pek değerli bulmasa da daha sonra gelen kuşak için o da önemli hatıraları barındırırdı. Sonra evrenimize CD giriverdi. Böylece beklentilerimiz artarken bir yandan da kulağımıza (sözümona) daha titiz davranır olacaktık. Tozdan ya da hoyrat kullanımdan zamanla plakta olagelen çıtırtılar, CD’de yoktu. Kasete göre de uzun ömürlüydü hani.
Yayınlanma tarihi: 23 Eylül 2008 Salı, 07:47

Analog dönemin sonu gelmişti ve bizler bunu bir devrim olarak karşıladık. Fakat geçen 10 yıl içinde CDler değil plağa, kasete göre bile daha kısa ömürlü olmuştu. Bu, ses kalitesi gibi nedenlerden kaynaklanan kısa bir ömür değildi. Yeni teknolojinin içindeki hızlı gelişmeler müzik yapıtlarını CD olarak biriktirmeyi değersizleştiriyordu. Yeniye ulaşmanın azgın hırsı ve kolay elde etme dürtüleri kaliteyi ikinci plana (fena halde) iterken balık hafızası zevklere sahip oluveriyorduk. Artık eskisi gibi müzik mağazalarına gidip albüm almıyordunuz.

Geçmişin albüm büyüsü

Bunun yerine internetten indirip dinleyebiliyordunuz. Hele bir de MP3 vardı ki, yer kaplama sorunu olmadan 10 15 hatta 30 albümü tek CDye sıkıştırabiliyordunuz.

Bundan daha birkaç yıl önce yapımcıların ve müzisyenlerin ortaya attığı Korsana pirim vermeyinnidalarının artık pek kıymeti kalmadı mı ne dersiniz. İnsanlar albüm almaya yeltenmiyor bile. O geçmişin kaset kaydını yeterli göremeyip beğendiği albümün plağını elde etmek isteyen titizlikte dinleyicinin yerinde yeller esiyor.

Durum böyle olunca da zaten bir elin parmağı bile denilmeyecek azlıkta kalan müzik sektörü piyasayı nasıl canlandırabilirim diye yana yakıla dolanıp duruyor. Bu seferki çabaları kasaları daha da doldurmak gibi sözcüklerin yakınından bile geçmiyordu. Bu, kelimenin tam anlamıyla uçurumun kenarında bir dal yakalayıp kurtulma çabası, yani varolma kavgasıydı. Bu öyle bir varolma ki, müziğin yaşayıp yaşamamasıyla da alakalı. O geçmişin albüm büyüsünü tekrar canlandırabilmek tek amaç.

TV dizilerinin alışkanlık yaratan müzikleri, ünlü kişilerin seçkileri, albümün yanına DVD formatlı görsel ögeler eklemek gibi şeyler denendi. Şimdilerde de SONY&BMG şirketi şık metal kutular içinde Greatest Hits albümlerinden oluşan bir koleksiyon dizisi hazırlama yoluna gitti. Steel Box Collectionadı verilen Greatest Hitsdizisinde müzik tarihinin ehemmiyetli isimlerine yer verilmiş. İlk olarak Aerosmith, Johnny Cash, Santana, Elvis Presley gibi isimlerle başlayan bu diziyi ardından Bonnie Tyler, Frank Sinatra, Lou Reed ve Janis Joplinin Greatest Hits albümleri takip etti. Bu isimlere daha yeni isimler de gelecekmiş.

Pink Floyed üç kişi kaldı

Rutinleşmiş CD kapaklarının yerine çok hoş bir metal kutuda yayınlanan bu albümlerin albenisi gerçekten insanı etkileyen nitelikte. Böylesi şık bir tasarımın fiyatının da uygun tutulması da sevindirici. Bu dizi içinden çıkan Janis Joplin albümünün jelatinini hâlâ açmadım. Bu da bana eski plak günlerini hatırlattı. Hani sevdiğiniz grubun plağını alır ve açmaya kıyamazsınız. Zaman izinde onun kapağından çıkması ve ilk defa pikabınızın iğnesinin değmesi gibi duygular aklıma geliverdi.

The Dark Side Of The Moon NOTU: Yazıyı bitirdim ve şöyle bir arkama yaslanıp plaklı dönemleri hatırladım. Sadece hatırlamakla olmazdı hemen bir pikaba bir plak koyup dinleyeyim dedim. Ondan önce e postalarıma bakmaya karar verdim. Aziz dostum Bora Çetinden bir mesaj vardı ve orada şöyle yazıyordu:Pink Floyd 3 kişi kaldı. Rick Wright artık yok...

65 yaşındaydı ve kanser onu bizden almıştı. Deliler gibi yan odaya geçtim ve elimi plakların rafına attım. Pharfine doğru elimi uzattım ve bir Pink Floyd albümü çektim. Rastgele bir refleksle elime Wish You Were Here plağı geldi. Hemen pikaba koydum ve hayallere daldım. O 70lerin Boğaziçinde Arnavutköyde okul arkadaşım Muammerle deliler gibi Pink Floyd dinlediğimiz yıllara geri döndüm. Ve ağladım, ağladım Niye artık öyle güzel müzikler yapılmıyor Niye plağın büyüsü yok Niye diye sorma yerine sabah vakti demli bir çay ile Pink Floyd dinleyin anlayacaksınız Ama plaktan dinleme şartıyla. Dostum Murat Beşerin dediği gibi plak kabını koklayarak dinleyin. Çünkü orada plağın kokusu vardır. Niye diye başlayan sorulara cevabı böyle bulursunuz.

“…Ve güneşleneceğiz dünün zaferinin gölgesinde,

Ve yelken açacağız meltemde.

Haydi gel evlat, sen kazanan ve kaybeden,

Haydi sen gel gerçeğin ve hayalin madencisi ve parılda

Parıldat kendini çılgın elmas

(Pink Floydun Shine On Crazy Diamond albümünden)

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler