Kapat

Son Haberler

A+ A-

Kılıçdaroğlu: Fırat istifa etmeli

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun gazeteci Uğur Dündar yönetiminde dün TBMM'de karşı karşıya geldi. Kılıçdaroğlu, Fırat ile ilgili iddiaları belgeleriyle ortaya koydu ve "İddialarımı ispat ettim, bana göre istifa etmesi gerekir" dedi.
Yayınlanma tarihi: 25 Eylül 2008 Perşembe, 12:03

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun TBMM'deki tarihi karşılaşması gerçekleşti. Saat 14.30'da başlayan basın toplantısının yapıldığı salona ilk olarak gazeteci Uğur Dündar, ardından Kılıçdaroğlu dosyalarıyla birlikte geldi. AKP’li ve CHP’li vekillerinde hazır bulunduğu toplantı salonuna en son Dengir Mir Mehmet Fırat geldi.

Geri dönüş olmadı

Toplantı öncesinde, gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu “'Hayır vazgeçme söz konusu değil. Erteleme de söz konusu değil” demiş ve sürprizlerinin olacağını ifade etmişti. Fırat da toplantı öncesinde “Tartışmadan vazgeçmeyeceğim” demişti.

Milletvekillerinden salonu terk etmeleri isteği

Kalabalık olduğu gözlenen toplantı salonunda Uğur Dündar, ilk olarak milletvekilerinden salonu terk etmelerini rica etti. Ancak Dündar'ın isteği kabul görmedi.

Dündar’dan oturum açıklaması

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun tartışması, Dündar’ın “Çok ağır iddialar hatta ithamlara varan tartışmalar yaşandı. Her iki deneyimli siyasetçinin tartışma boyunca kullandıkları üsluplarını kendilerine yakıştıramadım” sözleriyle başladı. Dündar, Türk demokrasi tarihinde ilk kez gerçekleştirilen böyle bir oturumun amacını, soruların belgelerle netleşmesi ve soru işaretlerinin kaldırılması olduğunu belirtti. Dündar oturum başlangıcındaki konuşmasını “Tartışma boyunca siyasi etik sınırlarını zorlamayacaklarını diliyorum” sözleriyle tamamladı.

Fırat ve Kılıçdaroğlu’nun oturumdaki ilk sözleri

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat oturumun başında “Birileri sert bir tartışma bekliyor. Düello yapmayacağız. İkimiz de siyasetçiyiz. Adap içerisinde konuşacağız. Birileri hayal kırıklığına uğrayabilir” İfadesini kullandı.

Buna karşılık Kılıçdaroğlu ise “Bu bir düello toplantısı değildir. Ahlaki egemen kılma toplantısı olacaktır. Sokaktaki yurttaşın rahat soramayacağı soruları, siyasette yalanın çok uzun ömürlü olamayacağını, tüyü bitmemiş yetimin hakkının nasıl arandığını göreceğiz” şeklinde konuştu.

İlk iddia

Oturumda ilk sözü alan ve kendisine 5 dakika konuşma süresi verilen Kılıçdaroğlu Fırat’a ilk olarak hayali ihracat ile iddiasını yanıtlamasını istedi. Kılıçdaroğlu, 9 dakikalık ilk konuşmasında şunları söyledi:

“Yaşamın boyunca hiç kimseye iftira atamadım, iftira sözcüğü benim kitabımda yoktur. Söylediğim her şey mutlaka ama mutlaka belgeye bağlıdır. Ben belgeyi bir fotokopi olarak algılamam, mutlaka o belgenin orijinaliyle doğrularım. Hepiniz hatırlarsınız; Şaban Dişli olayını gündeme getirdiğimde, bana yine ‘CHP kurumsal kimlik olarak iftira atıyor, Kemal Kılıçdaroğlu iftira atıyor’ dediler. Deniz Feneri olayında da iftira atıyor deniyor, ancak o olay dalga dalga yayılıyor. Almanya’nın en büyük dolandırıcılık davasında Mehmer Gürhan ile Ankara’da Zekeriya Karaman arasındaki ilişkiyi genel ortaya koydum. Dolayısıyla söylediğim her şey doğrudur, her şeyin belgesi vardır. İftira atmadım.

Ben şimdi size bir belge gösteriyorum. Bu belge bir ihbar dilekçesi Başbakanlığı'n Teftiş Kurulu’na yazılan ihbar dilekçesi. Dilekçenin altında saygılarımda Dengir Mir Mehmet Fırat ismi yazılı. Bu dilekçenin üçüncü maddesini okuyorum. Adı geçen kontrolör mesleğe giriş tarihindeki servet beyanıyla bugünkü servet beyanı karşılaştırıldığında izah edilemeyecek haksız bir varlığa sahip olduğu ve varlığın eşi çocuk ve kardeşleri üzerine de geçirdiği görünecektir. İddia edilecektir demiyor, ‘Mal varlığını onların üzerine geçirdiği görülecektir’ diyor. Sayın Dengir Mir Mehmet Fırat sıradan bir milletvekili değildir; Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ikinci adamıdır. Bu dilekçeyi yazarken de herhalde çok düşünmüştür. Bu dilekçe üzerine Başbakanlık Teftiş Kurulu aynı olayı alıyor, onaya başlıyor

Bu dilekçe, Ukrayna hükümetinin orjinal belgesinin fotokopisi şudur değerli arkadaşlar. Ukrayna hükümeti T.C. Gümrük İdaresi’ne yazı yazıyor. Şurada Menas Dış Ticaret’in gönderdiği faturaların sahte olabileceğini ve bunların incelenmesini istiyor. Ve bu çerçevede de olan bu gümrük kontrolörüne intikal ettiriliyor. Bu olaydan sonra sayın Fırat kontrolör Başbakanlık Teftiş Kurulu’na şikayet ediyor, sayın Recep Tayyip Erdoğan onay veriyor. Diyor ki, ‘Evet bunu inceleyin bakalım buradan ne çıkacak’. Olay inceleniyor kendisi kardeşleri, küçük çocukları dahil onlar bütün yakınları yedi sülalesi inceleniyor. Sonunda iki müfettiş arkadaşın vardığı sonuç şu; ‘Müfettişliğimizce yapılacak işlem bulunmadığı bu konuda müfettişliğimizce soruşturma yapılmasına gerek olmadığı kanısına varılmıştır’ diyor. Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da ‘Haklısınız’ diyor, burada bir şey söz konusu değil. Şimdi bir politikacının bir müfettişe yönelik olarak sizin mal varlığınızda çocuklarınızın da kardeşlerinizin de üstüne geçirdiğiniz mal varlığınızı ve bu incelendiği zaman görülecektir diye çok açık ve net bir ifade kullandıktan sonra Başbakanlık Teftiş Kurulu’ndan iki müfettişin oylarını vererek ortaya çıkardığı sonuç bu ihbar dilekçesinin fiyasko olduğudur.

Şimdi ben şunu sormak isterim. Muhbir ben değilim, şikayetçi ben değilim ama olayın ortaya çıkmasını isteyen Sayın Fırat ama, ortaya çıkan belge bu kontrolör arkadaşımızın kendisine yönelik olarak suçlandığı bütün olaylardan yine Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun iki müfettişi tarafından aklanmış olması.

Sadece bu yetiyor mu sayın Fırat, bununla da yetinmedi. Bu arkadaşımızı görevini kötüye kullanmaktan ötürü mahkemeye verdi. Ankara 5. Ceza Mahkemesi’nin kararı arkadaşlar. Kararın bir bölümünü okuyorum. İlgili kontrolör arkadaşın ismini vererek düzenlemiş olduğu raporla müşteki Dengir Mir Mehmet Fırat’ın kişiliğini hedef alarak bu raporu kasıtlı olarak düzenleyip görevini kötüye kullandığına dair iddiaların dosya da mevcut tüm belgeler birlikte değerlendirildiğinde iddiadan öteye gitmediği ve sanığın bu kasıtla hareket ettiğini gösterir somut hiç bir delilin mevcut olmadığı anlaşılmakla suçtan beraatına karar verilmiştir.

Fırat ne dedi?

Fırat, Kılıçdaroğlu'nun söz konusu iddialarını ise şöyle yanıtladı:

"Ben hiçbir zaman Sayın Kılıçdaroğlu’na muhbir demedim. Müfteri dedim. İkincisi Kılıçdaroğlu bir iddiada bulundu. Benim ortağı olduğum bir şirketin hayali ihracat yaptığımı söyledi. Ben siyasetçi olmanın dışında T.C vatandaşıyım ve bir vatandaş olarak hak ve yetkileri kullanma hakkına sahibim. Bu raporu hazırlayan kişi 2002 seçimlerinde Diyarbakır CHP aday adayı mıydı? Aday ise organik bağı vardır CHP'yle. Sayın Kılıçdaroğlu belgelerin devamını okumuyor. Ne diyor, bu Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun belgesi? Raporu bir kez daha okursa memnun olacağım. Bu kişi kendisi, eşi ve kardeşleriyle birlikte mahkemeye başvuruyor ve “Sayın Fırat bu ihbarlarla şahsiyetimi zedelemiştir” diyor ve tazminat davası açıyor. Mahkeme sonuçta şikayet hakkı zayıftır diyor ve reddine karar veriyor. Bu meselemizle de çok ilgili değil. Ben ne ile itham ediliyorum? Benim şirketimin hayali ihracatla ispatı durumunda istifa mektubumu size sunacağım. "

Kılıçdaroğlu, Fırat'ın CHP'nin Diyarbakır 2002 seçimlerinde aday adayı olduğunu söylediği kişiyle ilgili iddiasına ise şu yanıtı verdi:

"Aday adayı olmuştur doğru ama bazı bürokratlar AKP'den adayı oldu. Başbakanlık teftiş Kurulu bir müfettişin 7 göbeğini araştırıp bir şey bulamıyorsa, bunu ben söylemiyorum. Teftiş kurulu söylüyor.

İddiam şuydu. Orhan Tur'un raporuna göre Fırat'ın ortağı olduğu Menas ihracat yapıyor ancak beklenen dövizler Türkiye'ye gelmiyor. Dövizi iç piyasadan toplayıp, serbest piyasaya yatırıyorlar ve ihracat teşvik pirimini alıyorlar. Rapora göre Menas'ın patronuna bu soruluyor Biz Merkez Bankası'nı mahkemeye verdik" diyor. Dava açılıyor ne oluyor davanın sonucunda okuyorum: Teşvikin geri istenilmesi konusunda davaya konu olan işlemde hukuka aykırılık yoktur deniliyor. Firma bu karara itiraz ediyor. Konu Danıştay 10. Dairesi'nde görülüyor. Danıştay son kararında mahkemenin kararını oy birliğiyle onaylıyor. Kesinleşti mi arkadaşlar kesinleşti. Bu dava sürecinde Fırat bu şirketin yönetim kurulu başkanvekili idi. Bunu nerden biliyoruz. Müfettişin raporunda var.

Fırat ise Kılıçdaroğlu'nun sözlerine karşılık şu sözlerle devam etti:

"Biraz önce bu elemanan CHP ile organik bağı olduğu ortaya çıktı. Milletvekili aday adayı. Kılıçdaroğlu belgeleri eksik okuyor. Soruşturma raporu Mersin Cumhuriyet Savcılığı'na gidiyor. Çünkü bir suç duyurusu var. Savcılık bunu inceliyor ve kovuşturmaya yer olmadığına karar veriyor. Türk yargısına inanıyorlar mı inanmıyorlar mı? Ben CHP ile bağı olduğunu bilsem Kılıçdaroğlu'nun hatırı için bu arkadaşı şikayet etmezdim.

Siyaset dürüstlük sanatıdır. Ben o şirketin yönetim kurulu üyesi falan değilim. Milletvekili adayı olduktan sonra yönetimden çekildim. Eğer ben bu olayın olduğu tarihte bu şirketin yönetiminde isem olayı kabul edicem. Ben bir anonim şirketin ortağıydım.

Bu tosunun raporunun bir sonucu olacak. Eğer Mersin Cumhuriyet Savcılığı'ndan bu raporun sonucunu zahmet edip öğrenseydi, sayın Kılıçdaroğlu böyle bir iddiada bulunmayacaktı. Savcılık soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı burada. Bu konudaki iddia asılsızdır, çirkindir. Bu konuda benden özür dilenmelidir.

Kılıçdaroğlu, iddialarının Fırat tarafından yeterince açık bir şekilde yanıtlanmadığını belirtti. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Birimiz elmadan birimiz armuttan bahsediyoruz. Fırat'ın söylediği rapordan aklanmış ondan bahsetmiyoruz. Savcılığın kararı doğrudur ama neden zaman aşımından dolayı kovuşturmaya gerek duyulmuyor. Dosyayı zaman aşımına uğratan iki bürokrattan hesap sorulmuyor, terfi ediliyor. Benim bahsettiğim rapor bu değil Orhan Tur Beyin düzenlediği rapor. Ben size mahkeme kararını danıştay kararını kesinleşmiş kararı okuyorum. Bu rapor zaman aşımına uğrayan rapor değil. Bu CHP'den aday adayı olan arkadaşın raporu da değil.

24.2.2000 tarihli raporu düzenleyen müfettiş 1997 ve öncesi yapılan hayali ihracatlarda Fırat yönetim kurulu üyesi. Fırat 1998'de bu görevden ayrılmıştır."

Sürpriz iddialar

Kılıçdaroğlu'nun "sürpriz iddialarına" ilişkin ise Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sayın Kılıçdaroğlu'nun böyle bir şeye gireceğini tahmin etmemiştim. 2003'te yapılan ihracatı Danıştay nasıl görüp karara bağlamış kararlar birbirini tutmuyor. Fotokopilerini basın mensuplarına dağıtalım. Bir de zaman aşımı meselesi var bu da çok ayıp. Danıştay kararını tekrar okuyorum. Burada zaman aşımından bu davanın düştüğüne dair tek bir ifade var mı? Lütfen insanları aldatmayalım. Bir özür borcunuz var, özrünü diler gidersiniz. Lütfen sahte belge göstermeyin yalan bir beyanda bulunmayın. Burda zaman aşımına ilişkin bir ibare yok. Sakın ola bana böyle evrak sallanmasın. Evrak sallayacaksanız birini bana fotokopilerini basın mensuplarına dağıtın.

24 Ekim 2000 tarihli raporun "hayali ihracat yapıldığını" kanıtlar nitelikte olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "Ben hiçbir zaman Ukrayna dosyası demedim. 24 Ekim 2000 tarihli raporda kesinleşmiş mahkeme kararı var. Ben yargının kesinleştirdiği raporu tarihini kimin yazdığını açıkladım daha ne açıklayayım sayın arkadaşlar" dedi.

İkinci İddia

Fırat'ın 2007'de ortaklığından ayrıldığı Menas şirketinin eroin kaçakçılığı yaptığı iddiasında bulunarak söz alan Kılıçdaroğlu, "Fırat'ın en büyük ortağı olduğu Menas Anonim Şirketi'ne ait tırda 27 Şubat 2008'de 89 kilo eroin yakalandı mı yakalanmadı mı? Yakalandığı kesin. Fırat'ın o zaman oradan ayrılmış olduğuna dair iddiaları vardı. Ama elime bir belge geçti. Ayrıldığını söylediğini tarihten sonraki gümrük müsteşarlığına yazılan belgede adı geçiyor. Sayın Fırat siyasi nüfuzunu burada açıkça kullanmıştır. Fırat 1 Eylül 2007'de ayrıldım diyor. Sonra Menas'ın yönetim kurulu toplanıyor o da aynı kararı alıyor. Aradan 8 ay geçiyor. Mersin'de notere gidilip ben ayrıldım deniyor. Ayrıldıktan neden 8 ay sonra notere gidiyorsunuz. Çok mu zor notere gitmek. Ticari sicil gazetesine ayrıldığı ne zaman giriyor 4 Haziran 2008. Menas gümrükte aranan Kırmızı Hat'tan bir firma. Neden ayrıldığını söylediği tarihten sonra bu firmanın "Bizi kırmızı hattan çıkarın" yazısının altında imzası var. Siz şüphe duymaz mısınız? Ben duydum." dedi.

Oturumun ardından...

Kılıçdaroğlu: İkna olmadım

Kılıçdaroğlu, kamuoyunun tartışmayı izlediğini, tartışmanın tümüyle kendisinin sunduğu belgelere dayandığını belirtti. ''Dengir Mir Mehmet Fırat'ın iddialara verdiği yeterli yeterli buldunuz mu?'' sorusuna Kılıçdaroğlu, Fırat'ın, iddialarını yanıtlamadığını söyledi.'

'Sayın Fırat'ın daha önce halka verdiği sözü tutup görevinden ayrılması gerekiyor, vardığım kanaat bu'' diyen Kılıçdaroğlu, ''yani istifa etmesi mi gerekiyor?'' sorusuna da şu karşılığı verdi:

''Kendisi söyledi... Delilleri sundum. Sunduğum her şey belgeye, rapora, Danıştay kararına dayanıyordu. Kararların bazıları yoktu kendisinde, onları da verdim. Raporu istedim. Şu anda Hazine'de olan ve kendi firmasının hayali ihracat yaptığını kanıtlayan raporu 'kamuoyuna açıklayın' dedim. 'O raporu siz getirin' dedi. Bu ne demektir? O rapor var ama biz o raporu saklıyoruz anlamına gelmektedir.''

Kılıçdaroğlu, ''uyuşturucu kaçakçılığı konusunda sizi ikna edebildi mi?'' sorusuna ise ''Hayır, hiç bir konuda ikna olmadım'' yanıtını verdi.

Fırat: Kılıçdaroğlu 'Ben müfteriyim' demeli

Fırat, Kılıçdaroğlu ile yaptığı tartışmanın ardından, ''Her şeyin yalan olduğunu ortaya koydum, kendisinin 'müfteriyim' demesi lazım'' dedi.
Gazetecilerin, ''sizin için sürpriz var mıydı?'' soruna Fırat, ''Sizce var mı sürpriz bir şey?'' sorusuyla karşılık verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmeyeceğini ifade eden Fırat, Meclisten ayrılınca evine gideceğini söyledi.

AKP Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan da ''Sürpriz var; kim tarafından doldurulduğu belli olmayan bir belge vardı... Belki de Kılıçdaroğlu, Dengir Beyin adını o belgeye yazdı'' diye konuştu.

AKP Çorum Milletvekili Agah Kafkas da ''Sözün bittiği yerdeyiz. Dengir Bey, mahkeme kararlarıyla sözü bitirdi'' ifadesini kullandı.


AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, gazetecilerin tartışma ilişkin sorularına şu karşılığı verdi:
''Kılıçdaroğlu'nun iddia ettiği şey farklı, mahkeme kararları farklı. Başka bir olayla ilgili mahkeme kararını getirip, yine bir başka tarihle ilgili olayın ispatı olarak gösteriyor. 90'lı yıllardaki bir mahkeme kararını getirip 2003'teki bir iddianın delili olarak sunamazsınız. Savcılık 'hayali ihracat yoktur' diyor. Öte yandan mahkeme de savcılık kararını onuyor. Ama Kılıçdaroğlu, 'zaman aşımı' diyor. Milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor.
Vatandaş dinledi. Bu konuda kanaat sahibi vatandaş olacaktır. Herkes söylemesi gerekeni söyledi. Kılıçdaroğlu'nun iddialarıyla ispat etmeye çalıştığı olaylar arasında bir bağ yok. Belgeleri çarpıtmaya çalıştı.''

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler