'Kimse üzüntülüyüz edebiyatı yapmasın'

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, terörle mücadele ile ilgili hükümetin tavrını eleştirdi. "Türkiye'nin terör açmazı, bu iktidarın açmazıdır" diyen Baykal, "Başbakan 'ABD'ye verin milyar dolarları Kuzey Irak'a girmeyelim' diyor. Şimdi çıkıp kimse 'üzüntülüyüz' edebiyatı yapmasın" ifadesini kullandı.

07 Ekim 2008 Salı, 11:51

CHP lideri Deniz Baykal, Aktütün Karakolu baskınında 17 askerin şehit düşmesinin terörle mücadelede AKP iktidarınıın yetersiz olduğunun bir göstergesi olduğunu söyledi. Baykal, partisinin meclis grup toplantısında yaptığı açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Son saldırıda ne görüyoruz? Kuzey Irak'ta hava topları yerleştiriliyor. Menzileniyor. Sistamatik bir şekilde Türkiye'deki karakola saldırılıyor. Söylentiler var. 'O karakol niçin orada? Niçin yeri değiştirilmedi?  İstihbarat zafiyeti yok mu? 400 kişiyi bir araya getirip Türkiye'ye yönlendirecek bir çalışma yapılırken oradaki istihbarat ağı nerde?' İstihbarat eksik olabilir. Önlem alınmamış olabilir. Konuşlanma doğru olmayabilir. Mevzi yapısı çok farklı olabilir. Bunlarda yanlış olabilir. Anlıyorum. Bilinçli, kasti bir olay değil. Asıl temel 'zafiyet' tir. Bu zafiyet saldırının bir komşu ülke coğrafyasından yapılmış olmasıdır. Bizim zafiyetimiz var. Bunların altında kötü niyet yok, bunlar halledilir. Asıl çözülmesi gereken konu Türkiye'ye terör taşımak isteyen çevrelere yardım devam edecek mi?

Hazır olun bir süre sonra gene böyle olaylar olcak bir komşu coğrafya nasıl olur da bir başka ülkeye yönelik saldırıların mekanı haline dönüşür. Bu uluslararası hukuka aykırı, devletler hukukuna aykırı, akla mantığa aykırı. Bu ana konu, bunu uzun süredir anlatmaya çalışıyorum. Ben bunu
Barzani ve Talabani'nin yüzüne anlatmaya çalıştım. 'Sizin topraklarınızdan bizim insanlarımıza terör saldırısı yapın bunu önleyin' demiştim. Ama bunu ben söylüyorum. Başbakan söylemiyor. Başbakan 'ABD'ye verin milyar dolarları Kuzey Irak'a girmeyelim' diyor. Şimdi çıkıp kimse 'üzüntülüyüz' edebiyatı yapmasın. Kuzey Irak PKK'nin güvenlik alanı olmamalıdır. Türkiye tüm kurumlarıyla terörü kabul etmediğini ilan etmelidir. Bunu yapamıyoruz niye? Siyasi hesapları muhalefet takip ettiği için değil, iktidarın zihniyeti, iktidarın siyasi hesapları uygun olmadığı için yapmıyoruz.

Bu olayı çözmek mümkündür. Türkiye artık daha fazla evlatlarını böle saldırlara kurban vermez, vermemelidir. Bunun temel gereği Kuzey Irak'ın teröre yataklık yapan bir alan olmaktan çıkarmaktır. O ülke kimin egemenliğindeyse o yerine getirmelidir. Orada kim yetkili? Irak hükümeti. O hükümet, bununla yükümlü hükümet olmanın icabı, bu devlet terörizmin bütün şekilleriyle mücadele etmekten sorumlu olacaktır. Irak devleti terörle mücadele etmiyor mu? Ediyor. Ama El-Kaide terörüyle. Biz de seninle dostuz, komşuyuz. Sen bizi acıtan terörle niye mücadele etmiyorsun? PKK ile mücadele et. Bunu hükümet iletmeli.

Başbakan'ın ve Babacan'ın katılıdığı New York'taki ikili görüşmelerde iyi niyet temennileri havada uçuştu. Davetler yapıldı. Bunu neden söylemiyorsunuz? Ne zaman söyleyeceksiniz? Türkiye'nin terör açmazı, bu iktidarın açmazıdır." 

 

'Bebekleri öldürüyorlar'

Baykal, terör örgütü PKK'nin siyasi amaç için sivilleri hedef aldığını belirterek, "Sivilleri öldürüyorlar, masum insanları bebekleri yaşlıları, öğretmenleri, askeri sivili herkesi öldürebilecek bir amaç içindeler. Ne için. Siyasi amaçlarını tamamlamak için. Hükümet bunu anlayabilmiş değildir. Bu bölgeyi şekillendirmek isteyen güçlü çevrelerin suyuna giderek onlarla sıcak ilişkiler kurarak onların desteğini alarak ayakta kalma ihtiyacından oluyor" diye konuştu.

Terörün önlenmesi konusunda Türkiye ve Kuzey Irak arasında "tampon bir bölge kurulması öneresine" ilişkin ise Baykal, "Bu öneri seneler önce yapıldı. Tampon bölgesi konusu. 'Evet bunu değerlendirelim' diyor. Bunun için bir muhalefet liderinin bunu dile getirmesi mi gerekiyor. Sen iktidarsan bunun çözümlerini bulamıyormusun. İlla birinin telaffuzuna mı ihtiyacınız var" dedi.

 

'Soruna kalıcı çözüm şart'

Dağlıca baskınının ardından düzenlenen askeri operasyonların sorunun kalıcı çözümünü güvence altına almaya yetmediğini dile getirerek, "O askeri operasyon o anda hepimizi mutlu etti ama sorun kalcı bir çözüme kavuşturulamamış" diyen Baykal, şunları söyledi: 

"Biz söylemiştik o zaman ve pek çok çevreyi de tedirgin etmiştik. 'Erken noktalama olmamalı, girilmişken daha kalıcı çözüm olması gerekir' demiştik. Biz gireli 4-5 gün olmuşken, 'derhal TSK Kuzey Irak’tan çıkmalıdır' dedi ABD’li bakan. Niçin girdik biz oraya. 'Derhal çıkmalıdır' diye diye geldi Gates. Biz o operasyonu ABD ile işbirliği yaparak yaptık. Bu işbirliğinin amacı neydi. Ne için işbirliği yaptık. PKK terörüne bir merci olmaktan çıkarılması için mi yaptık. Yoksa başka bir ihtiyaca cevap vermek için mi? Nedir o ihtiyaç. Yani Kuzey Irak’ta kalıcı bir çözümü dostlarımıza kabul ettiremedik mi?
Bütün ülke ayakta, Türk askerleri kaçırılmış, elbette bir şey yapacaksınız mı denildi, yoksa kalıcı bir çözüm için sizin gerekli önlemleri almanız doğaldır, biz de buna katkı veriyoruz mu diyorsunuz? Türkiye’nin bunu sağlayamadığı anlaşılıyor. Tabi bunun için Türkiye’nin talep etmesi lazımdır. Ağırlığını koyarak, bölgedeki gücünü harekete geçirerek talep etmesi lazımdır. Bunun yeterince denildiği izlenimi yoktur."

 

Baykal, ekonomik krizle ilgili hükümeti uyardı

Baykal, dünyayı küresel çapta etkileyen ekonomik krizle ilgili olarak Hükümeti uyardı ve yeni önlemler alınması gerektiğini söyledi. Ekonomide gerçeğin saatinin çalmaya başladığını ifade eden Baykal, Türkiye’nin son yaşanan ekonomik kriz nedeniyle yeni ekonomi politikaları izlemesi gerektiğini söyledi. Baykal, partisinin Meclis Grup Toplantısında ekonomiyle ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin ekonomik gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğini ifade eden Baykal, ekonomide “gerçeğin saatinin” çalmaya başladığını söyledi.

Türkiye’nin yaşanan son ekonomik gelişmeleri kavrayıp yeni ekonomi politikası izlemesi gerektiğini belirten Baykal, küresel ekonomik krizin pek çok açıdan bazı temel anlayışların önemini ortaya çıkardığını ifade etti. Son yaşanan krizle dünyanın yapay bir refah ve mutluluk içinden geçtiğinin ortaya çıktığını belirten Baykal, gerçek refahın, üretim, tasarruf ve gerçek yatırımdan geçtiğine dikkat çekti. Türkiye’nin kriz karşısında iki önemli ve ters yönde gelişme ile karşı karşıya olduğunu belirten Baykal, Türkiye’de 2001 yılında yaşanan krizden sonra bankacılık alanında atılmış adımların, bankacılık sistemini güvenceli bir noktaya getirdiğini söyledi. Bu durumun memnuniyet verici olduğunu ifade eden Baykal, yapılan düzenlemelerin AKP iktidarı öncesi yapıldığına dikkat çekti.


Deniz Feneri yolsuzluğu 

Baykal, Deniz Feneri yolsuzluğuna ilişkin de görüşlerini dile getirdi:

"Bizim siyasi yapımızın içine girmiş bir virüs bir yolsuzluk virüsü maalesef türkiye’nin gücünü kemiriyor. Haksız zenginleşmelerin önünü açıyor. Türkiye’nin ahlakını moralini allak bullak ediyor. Bunun ortadan kaldırmak için bir tek şey gerekiyor. O da siyasi irade. Bu irade ortadaysa bunu çözersiniz bunu yaparsınız.

Milletvekilliği dokunulmazlığının söz ve düşünce özgürlüğüyle sınırlandırılması. İlk yapılması gerek budur. Deniz Feneri olayı çıktı. Eline iktidar geçen bazı insanlar kişisel olarak daha rahat yaşamak için yolsuzluk yapıyor diye düşünüyor idik.

Yani sütü bozuk birisi, ahlaksız birisi bir yerde bir avanta buldumu oradan nemalandırıyor diye düşünüyor idik.

Onlar geride kalmış. Şimdi şirketi yolsuzluk için derneği yolsuzluk için kuracaksın. Bütün kadronu o yolsuzluk projesine inanan insanlardan oluşturacaksın. Sistemi ona göre kuracaksın. Dernek kuracaksın. Ona bağış toplama yetkisi vereceksin. Nereden veriliyor bu. Bakanlar Kurulu’ndan. Yüzde yüz vergi indirimi yapacaksın.

Mehmetçik Vakfı’na sağlanmayan vergi indirimi o derneğe sağlayacaksın. Danıştay buna izin vermezse yeni kanun çıkaracaksın o kanunla izin vereceksin.

41 milyon euro para toplamışlar. Kimlerden Türkler’den. Kim topluyor Türkler. Bu parayı kim taşıyor Türkler. Kimlere veriyorsun bizimkilere. Açılışlara kim gidiyor bakanlar. Atatürk ödülü kime veriliyor onlara veriliyor. Meclisin çatalı bıçağı kime veriliyor onlara veriliyor.

İçişleri bakanlığı’nın dernekler şubesini onlara emanet ediyorsun. O derneğin özel uçağı ile şubenin müdür yurt dışına taşınıyor. O şirket yayın yapacak yayını bunlar yapıyor.

İçişleri bakanlığı’nın sorumlu birimini al sen götür diyorsun, onlara emanet ediyorsun.

Nedir bu manzara diyorsun. Adalet Bakanı ne diyor: Bana ne yahu diyor.

Kardeşim Almanya’da o kadar insan cezaevine düşüyor. Evleri yakılıyor. Sen bunlar karşısında alman otoritelerine noluyor bunlar diye bir gün ağzını açıp soru sordun mu?

Bir gün oradaki yangını sordun mu? Yahu ne oluyor bu Deniz Feneri’nden tutuklananlar dedin.

Nihayet Alman mahkemesi’ne kararı bize gönderin diye yazı yazdılar. Dikkatle inceledim sadece ‘kararı istedik’ diyorlar. Sen kararı istemeyi bırakta o dosyanın eklerini de iste.

Bu olay yolsuzluğun siyasetle bağlantısını ortaya çıkarmıştır.

Almanya’daki mahkeme karar veriyor, buradakiler piyon ele başları Türkiye’de diyor. Tıs yok.. Hiç kimse onu uyarmadığı halde yaşanan bir yolsuzluğu hükme bağlıyor. Biz bana ne diyor. Yolsuzluk senin yolsuzluğun kardeşim. Bunun hesabını sen vereceksin. Sen bu ülkenin Adalet Bakanı’sın."